Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Sosyal Medya Kullanımına Dikkat Çekiyor

Son yıllarda kişiler ve kurumların en çok dikkat ettiği konu başlıkları arasında yer alan Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun yaptırımlarını Tunca Avukatlık Ortaklığı uzmanları anlattı.

30 Ocak 2020 - 09:25

24 Mart 2016 tarihinde yürürlüğe giren Kişisel Verilen Korunması Kanunu (KVKK) kişiler ve kurumlar tarafından yakından takip edilmekte. Son yıllarda açılan davaların sayısının artması ve kurumların hassasiyet içeren içeriklerle ilgili güncelleme yapmaları ise Kişisel Verilerin Korunması Kanununa dikkatleri çekmektedir. Tunca Avukatlık Ortaklığı İdari Yargı Yönetici Ortağı Sefa Demirci ve Avukat Sude Özerol KVKK ile gelen hakları şöyle anlattı.

“Kişisel veri kavramının sınırlarının doğru belirlenmesi önem arz etmektedir”

Özellikle kurumların sosyal medya kullanımlarında ve sms datalarında bulunan kullanıcılar için kişisel veri kavramının sınırlarının doğru belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Tunca Avukatlık Ortaklığı Avukatları, “ KVKK’da sıkça karşılaştığımız durum; kişiler ve kurumlar, yaptıkları işin veri işlemekle ilgisi olmadığı, bu yönüyle ilgili düzenlemelerin kendilerine etkisinin olmayacağı yanılgısına kapılmış durumdalar. Ancak kişisel veri kavramı, olabildiğine geniş; bir kişi ile ilişkilendirilebilecek her türlü veriyi kapsamaktadır. Dolayısıyla her türlü sosyal medya paylaşımında verisi işlenen, bir başka deyişle kullanılan, kişilerin bilgi sahibi olduklarından ve bu hususta açık rızalarının alındığından emin olunması gerekmektedir. Yapılan çekimlerde ve paylaşımlarda kullanılan görsellerin sahiplerinden yazılı izinlerin tam olarak alınmış olması ve paylaşım süreçlerinin bundan sonra başlaması zorunlu hale gelmiştir. Aksi takdirde görüntüleri kullanılan kişilerin kanunda öngörülen başvuru ve şikayet yollarını tükettikten sonra dava açma hakları doğmaktadır” dedi.

“Yapılan paylaşımlar ve alınan kayıtlarda kişilerin açık rızalarının alındığından ve yeterince bilgilendirildiğinden emin olmakta fayda var”

Sosyal medyada kurumların ve kişilerin aktif paylaşımları hususuna da değinen uzmanlar, sosyal medyada kurumların yaptıkları paylaşımlar için ise şunları söyledi: “Herkesin endişesinin temel kaynağı olan sosyal medya paylaşımları, kamuya açık alanlarda yapılan kamera kayıtları konusunda net bir şey söylemek doğru değil. Hiç şüphe yok ki bir kişinin belirlenebilirliğini sağlayan her unsur kişisel veri niteliğinde, söz gelimi siz kişinin yüzü gözükmeyecek şekilde bir fotoğraf dahi alsanız, giydiği kıyafet, saç rengi gibi bilgilerle kişinin kimliğinin tespit edilebilmesi mümkün ise kişisel verinin işlenmesi gündeme gelecektir. Ancak kanun kapsamında önem verilen noktanın kişilerin verilerinin amaca aykırı, ölçülülük ilkesine aykırı olarak kullanılmasının önüne geçilmesini ve kişilerin bu konuda aydınlatılmasını sağlamak olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca kişilerin kamuya açık bir alanda yine meşru amaç ve ölçülülük ilkeleri akılda tutularak, kendilerine ilişkin birtakım verileri alenileştirdiğinden de bahsedilebilecektir. Bu bakımdan olaya özgü farklılar olabilecekse de muhtemel bir yaptırımdan kaçınmak için yapılan paylaşımlar ve alınan kayıtlarda kişilerin açık rızalarının alındığından ve yeterince bilgilendirildiğinden emin olmakta fayda var”

“KVKK’ya uymayanlar için cezai sorumluluklar mevcut”

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na ilişkin merak edilen konuların başında gelen cezai yaptırımların ise detaylarını aktaran Tunca Avukatlık Ortaklığı Avukatları, kanunda; biri kişisel veriyi işleyen veri sorumlusuna başvuru, bir diğeri ise Kişisel Verileri Koruma Kurumu’na şikayet olmak üzere iki başvuru yolu öngörüldüğünü belirtti. İki başvuru yolu hakkında detayları anlatan avukatlar, “Kişiler, verilerini işleyen veri sorumlularına bilgi edinmek üzere, verilerinin silinmesi talebiyle ve kanunda sayılan diğer gerekçelerle başvurabilmektedir. Bu başvuru, kuruma şikayet yolu izlenilmeden önce tüketilmesi gereken bir başvurudur. Bir başka deyişle veri sorumlusuna başvurulmaksızın yahut başvuruya ilişkin yasal cevaplama süresi geçmeden kurumu şikâyet yoluna başvurulamayacaktır. Veri sorumlusunun başvuruya ilişkin cevabını takiben aynı gerekçelerle kuruma şikâyet yoluna gidebilen kişilerin ayrıca şartları oluştuysa dava açma hakları saklı tutulmuştur. Nitekim kurumun şikâyete ilişkin kararından tatmin olmayan başvurucular, kurumun şikâyete ilişkin vermiş olduğu kararlara karşı idari yargıda dava açmaları mümkün olacaktır. Ayrıca kurul, şikâyete lüzum görmeksizin kendiliğinden inceleme ve denetleme yapabilecektir” diye konuştu.

Kanun kapsamında idari para cezası yaptırımının olduğunu vurgulayan uzmanlar, hukuka aykırı olarak kişisel verilerin kaydedilmesi, bir başkasına verilmesi yahut ele geçirilmesi durumunda Türk Ceza Kanunu uyarınca cezai sorumluluklarının gündeme geleceğini de ekledi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Covid-19 bize ne yaptı?
Covid-19 bize ne yaptı?
Netflix'ten futbolsuz günlerde ilaç gibi gelecek 11 yapım
Netflix'ten futbolsuz günlerde ilaç gibi gelecek 11 yapım