KADİR DENK

KADİR DENK

Economist

Cumhurbaşkanı Erdoğan ters köşe yapar mı?

18 Temmuz 2021 - 16:38

15 TEMMUZ'A GİDEN YOL 

Geçtiğimiz günlerde, 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin yıl dönümünde tartışmalar tekrar alevlendi: Darbe miydi, tiyatro muydu?

FETÖ’cülerin sosyal medya üzerinden toplumsal bilinçaltına çalıştıklarını aşikar.
 
15 Temmuz’un yaşandığı gün babamın vefatı nedeniyle İstanbul’daydım. Kalkışmayı birebir yaşamış birisi olarak şunu söyleyebilirim: FETÖ’cülerin “kontrollü darbe” iddiaları, kamuoyu nezdinde konuyu sulandırmaktan başka bir işe yere yaramadı.

15 TEMMUZ BOŞLUKTA OLMADI
 
Batı’nın Recep Tayyip Erdoğan’dan haz etmediği sır değil.
 
ABD'nin Irak savaşı öncesinde TBMM'den geçmeyen tezkeresi...
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya Başbakanı Angela Merkel’e, “Başka ülkeler Türkiye’de otomobil üretiyor. Sizden milyarlarca euroluk VW ithal ediyoruz. Gelin Türkiye’de bir araba fabrikası kuralım” önerisine Merkel’in poposunu dönüp cevap vermesi.
 
S-400 tercihi...


Ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Doğu Akdeniz’de doğal kaynaklar konusunda Türkiye’yi izole etmeye çalışması, sadece birkaç örnektir.
 
Evet, Erdoğan’ın Batı’yla aşk hikayesinin arka planı böyle.
 
Şimdi gelelim çözüm sürecine…
 
Zamanında hükümet ne yaptı?
 
Kürt meselesi için görevlendirilen MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Oslo’ya gönderildi.
 
FETÖ yapılanması, sadece din kisvesi altında faaliyet gösteren kripto bir terör örgütü değildi. Örgütün bir de uluslararası istihbarat/casusluk ayağı vardı.
 
Emniyet, askeriye, mülkiye ve yargıda uzun yıllar boyunca örgütlenen FETÖ’cülerin tek nüfuz edemedikleri kurum MİT’di.
 
FETÖ, Oslo görüşmelerinin kaset kayıtlarını medyaya sızdırdı ve FETÖ’cü savcılar “Vatana İhanet” isnadıyla Müsteşar Fidan’ı ifadeye çağırdı.
 
Tabii ki bu bir tuzaktı.
 
Fidan da dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Erdoğan’a danıştı. İkisi de ifadeye gitmeme tavsiyesinde bulundular. Hatta Erdoğan kameralar önünde canlı yayında “Onu alacaksanız önce beni alın” açıklamasında bulundu.
 
Tabii ki bu çakma tuzak tutmadı.

Sanki İngiliz Birleşik Krallıklar M16 örgütü IRA’yla görüşürken İngiltere’ye ihanet mi ediyordu?

 
FETO’nün istihbarat ayağı düğmeye bastı. Önce Uludere’de PKK teröristleri sınırdan giriş yapıyor dezenformasyonla kaçakçı Kürt gençleri tarattı. Bombalar patladı. 17- 25 Aralık olayları devreye girdi. Ve Gülencilerin istihbarat ayağı hükümetin Kürtlerle olan çözüm sürecini sabote etti.
 
 ‘Barış’ sözü ortaya çıkar çıkmaz Diyarbakır’da emlak fiyatları ikiye katlandı. Güney Doğu’ya bir canlılık geldi.
 
Simidi de simitçileri de çok severim. Türk folklorunun parçasıdırlar. Bugün TV’lere çıkan sözde uzmanlar gibi olmaya gerek yok. Sokaktaki simitçi bile biliyor: ‘Şayet Güney Doğu’ya barış gelirse’ Türkiye uçar, vatandaş rahatlar.
 
O zaman basit bir soru:
 
Barışın olmamasını kim ister?
 
Tabii ki Türkiye'nin güçlü olmasını istemeyen başka ülkeler.
 
O zaman “FETÖ İstihbarat Örgütü”nün bu barışı sabote etmesinin de tek bir nedeni olabilir: Bir dış güçten ve güçlerden talimat alması.

Konu bu kadar sade.

Kafa karıştırmanın anlamı yok.

 
Gülenist hareketin birçok ayağı var:

“Bana da bir mama düşer” diyerek, destek veren iş adamları, “çocuğuma istikbal olur” diyerek okullara kayıt olan genelde dar gelirli aileler. Başka maddi imkanlar, iş, aş için harekete katılanlar, falan filan…

 
Ortalarda bir “Kandırıldık” lafı dolaşıyor ama bana sorarsanız kandırılan en büyük kitle işte yukarıda sözünü ettiğim grup.
 
Değerli ağabeyim Engin Civan Hoca’mın bir deyimi var: ‘Puştland’.
 
Medyasıyla, PKK’sıyla, DHKP’siyle, kripto dönmeleriyle, yabancı ülkelerin gönüllü, paralı ajanlarıyla; bu coğrafya “niyeti gizli” puştlarla dolup taşar.
 
Bütün çakma liberallerin avaz avaz “Diktatör, medya bağımsızlığı, demokrasi, insan hakları…” çığırtkanlığına rağmen, Erdoğan 21 yıl boyunca iktidarda kalmışsa, hiçbir şey olmasa da siyaseten bir dahi olduğunu ispat etmiştir.

SÜRPRİZLERE AÇIK OLALIM

Sorunlu bir ekonomi yönetimi, pandemi şoku, ithalat ve ihracatta lojistik darboğazlar ekonomide sıkıntılı dönemi de beraberinde getirdi. İşin içine fırsatçılık da girince enflasyon, ekonomide artçı depremler yaratıyor.
 
Ekonomik zorlukları fırsat bilen bilumum Erdoğan karşıtları da “fırsat bu fırsat” diyerek, “hasta yatakta öpülür” misali, erken seçim havasına girdiler.
 
Bendeniz 30 yıldır ABD’de yaşıyorum. Buradaki başkanlık seçimlerinde adaylar genel seçime ortak pusulayla girerler. Örneğin son seçimde, Biden-Harris ile Trump-Pence pusulaları yarıştı.
 
Buraya kadar yazdıklarımdan beni yandaş yazar olarak algılayabilirsiniz.

Şöyle söyleyeyim, konsolosluğa gidip Erdoğan’a oy atmadım, çünkü Türkiye’de yaşayan vatandaşın hakkını gasp etmek istemiyorum.

 
Şimdi gelelim, zurnanın zırt dediği yere…
 
Recep Tayyip Erdoğan, başkanlık seçimi pusulasına kendi ismini başkan adayı olarak yazdırabilir. Dahası, olası yeniden çözüm süreci adına bir sürpriz yaparak
HDP’den de bir ismi ortak pusulaya Başkan Yardımcısı olarak ekleyemez mi?
 
Velev ki oldu diyelim. Peki, o isim kim olabilir? Son günlerde çıkış yapan Ayhan Bilgen olabilir mi? Selahattin Demirtaş olamaz mı? Gergerlioğlu neden olmasın?
 
Bu bağlamda, Erdoğan’ın Diyarbekir’e gitmesi rastlantı olmamalı.
 
Sözümün özü: . Eski bir futbolcu olan ve futbolculuk kariyerinde birçok kaleciyi ters köşeye yatıran Erdoğan'ın son hamlesini görmeden 2023 seçimlerinin sonucunu şimdiden kestirmek kolay değil. 
 

Kadir Denk
Ekonomist