KADİR DENK

KADİR DENK

Economist

Dünya'nın ekonomi cenneti Türkiye'dir! Kıymetini biline...

30 Mayıs 2020 - 16:34

Son zamanlarda...

Avrupa-Amerika’da uygulanan asgari ücret ile Türkiye’deki asgari ücret arasında karşılaştırmalar yapıldığını gözlüyorum.

Toplumun neredeyse tamamını ilgilendiren bu tip konular üzerinden mukayeseler yapmak, teori ile pratik arasındaki bağlantıyı doğru kurmak kaydıyla, faydalı olabilir.  

Burada asıl mesele, bu ve buna benzer konuların bakkal hesabı üzerinden yapılmasıdır.  

Nitekim, Amerika’daki asgari ücreti Türk Lirası’na çevirmek, sonra da “Türkiye’de asgari ücretle çalışan bir işçi, Amerika’daki asgari ücrete ancak 50 günde ulaşabiliyor” tespitinde bulunmak, bakkal hesabından öte değildir.

Tūrkiye’de 83 milyon nūfus var.

Geçen yıl canlı doğan bebek sayısı: 1 milyon 183 bin 652.

Genel nüfus artışı, bir önceki yıla göre 1 milyon 151 bin 115 kişi artış göstermiş. 

2019 yılı itibarıyla Türkiye'de hane halkı sayısı 24 milyon 1940'a yükselmiş.

Nüfusun yüzde 12’si engelli.

Yeşil Kart'lı vatandaş sayısı 8 milyon 628 bine ulaşmış. 

Emekli olmak için ya yaş ya da prim gūnūne takılıyorsun.

 22 yaşında milletvekili seçilen var. Milletvekili emekli maaşı: 13 bin 410TL. 

Fransa’da sokaklara inen Sarı Yelekliler, 1522 Euro olan asgari ücretin yetersiz olduğundan şikayetçi. 

Amerika’da asgari saat ücreti: 13 Dolar. (Aylık: 2 bin 80 Dolar) 

Amerika'nın en büyük özelliği: Büyüklüğü. Haliyle coğrafya/nüfus büyük olunca, iş gücü ihtiyacı da büyük oluyor. 

Düşük gelirliler ikinci bir işte çalışmak zorunda, bu nedenle sokağa çıkıp gösteri yapacak zamanları yok. 

Türkiye’ye gelince… 

Türkiye’de asgari ücret: 3 bin150 TL. Ve hemen herkes yetersizliğinden şikayetçi. 

Tabii asgari ücret alıp da beğenmeyen kadar, asgari ücrete çalışmaya razı olup iş bulamayanlar da var. 

Diploma basma fabrikası gibi faaliyet gösteren bazı üniversitelerden mezun olanlar da var.

Kağıt üzerinde birbirinden prestijli mesleklere  sahip birçok üniversite(!) mezunu, elleri cebinde geziniyor. Tabii  burunları da bir karış havada… 

Ayrıca çok seçiciyiz! “Uluslararası ilişkilerden mezunum” diyor ama hiçbir yabancı dil bilmiyor.

Karadeniz-Rize’de çay toplama zamanı bangır bangır adam aranıyor, ama yüksek ücret vermelerine rağmen bulunamıyor. Burnumuz büyük ya, burada çalışmak isteyen yok. 

Büyük şirketler iş makinesi operatörleri arıyor, ama başvuran yok.

Örnekler çoğaltılabilir.

Herkes ağlıyor, ama herkesin elinde son model Iphone ve/veya Samsung marka 7000 TL'lik telefonlar...

"Eyy Kadir Denk, sen  Amerika’da yaşıyorsun, tabii senin tuzun kuru" diyebilirsiniz. 

Şimdi bizatihi kendimden örnek vermek suretiyle,  Amerikadaki yaşantımı anlatmaya çalışayım.

Kapitalist sistem Amerika’da öyle bir yerleşmiş ki,  A'dan Z'ye her şeyi hesaplayıp ayarlamışlar. 

İster Doktor olun ister emekçi, kapitalist sistemde değişen hiçbir şey yok! 

Hafta bittiğinde, nihayetinde her iki çalışanın da cebinde kalan miktar: 100 Dolar. 

Mc Donald'da çalışan vasıfsız bir personel ile vasıflı bir doktorun arasında pek bir fark yok!

Mc Donald çalışanı mütevazı bir dairede oturup, modeli düşük otomobil kullanıyor.

Doktor da bahçesi verimsiz olmakla birlikte gereksiz büyüklükteki bir evde oturuyor ve  lüks otomobile binmenin ayrıcalığını yaşıyor.  

(Her ikisinin evi de bankaya ipoteklidir.) 

Bunun dışında, hafta sonu geldiğinde, her iki çalışan da ceplerine kalan o 100 Doları, sinema-restoran gibi aktivitelerle dışarıda harcıyor. 

Amerika'ya ilk defa geldiğimde yapmadığım iş kalmadı.

Aileden zengin olanları tenzih ederek söylüyorum: Hangi üniversiteden mezun olursa olsun, buraya gelip de "Restoranda garsonluk,benzin istasyonunda pompacılık yapmadım" diyen yalan söylüyordur. (Garsonluk-pompacılık gibi mesleklere, şimdi bir de 'ubercilik' eklendi.)

1990’da geldiğim Amerika’da asgari ücret 5.50 cent idi. 99 cente bir galon benzinalıyordum.

Şimdilerde asgari ücret: 13.00. Bir galon benzin de: $2.38 cent. Hem de petrolfiyatlarının dibe vurmasına rağmen...

Yani, 1990 senesinde asgari ücret karşılığında 6.11 galon benzin alırken, şimdilerde 5.48 galon benzin alıyorum. 

Yazının bu bölümünde, elinize hesap makinesi aldığınızı ve  yine rakamları Türk Lirası'na çevirdiğinizi şimdiden tasavvur edebiliyorum. 

Benim anlatmak istediğim şudur: 

$1=1€=1tL alım güçleri aynı.

Şu örnekle daha iyi anlayacaksınız!

Almanya’da...

1 litre süt: 2.86€

Beyaz ekmek: 1.23€

12 adet yumurta: 1.91€

Türkiye’de...

1 litre süt: 2.10TL (regular) 

BeyazEkmek:1. 50 TL

Yumurta: (12 adet) 10.00 TL

Amerika'da süt regular 1 Litre: 3.99$

Beyaz Ekmek: 2.99$

Yumurta:(12 adet) 3.99$

Her ülkenin asgari ücretleriyle kaçar kilo ve adet alınabilir?

Aşağıdaki mağazaların fiyat listesinden bu fiyatlar alınmıştır.

Dem market Almanya, Bim Market Türkiye ve Safeway Amerika.

Almanya 1521.22/2.86€ Süt =. 532 ltTürkiye.   3150/2.10tl Süt.    =1548 ltAmerika.  2080/3.99 süt.   = 522 lt 

Yani, bir kişi asgari ücretle Almanya'da 532, Amerika’da ise 522 litre alırken, Türkiye’de 3 katı 1548 litre süt alabiliyormuş. 

Diyeceğim o ki, öyle boşu boşuna Euro'yu ve Dolar'ı TL'ye çevirip karşılaştırma yapmayın. 

Daha net ifade edeyim, bir ülkedeki para-alım gücü ne kadar  yüksekse, ürün fiyatları da o kadar yüksek! 

Tüm dünyadan araştırma kuruluşları Türkiye'nin sağlık sigorta sistemini öğrenmek için memurlarını gönderiyor. 

Türkiye'de toplumun ekseriyeti ev sahibi konumunda. Hem de borçsuz. Hatta yazlık evi olanların sayısı da azımsanamaz. 

Amerika'da ise durum farklı. Buradaki insanlar 30 yıl vadeyle alınan krediler üzerinden ev sahibi olabiliyorlar ve neredeyse ömürleri boyunca banka ipoteği altındaki bir evde yaşamak zorunda kalıyorlar. 

Düşünün! 30 yıl boyunca diken üstünde bir hayat ve olası bir olumsuzlukta, 3 ay üst üste takdisinizi ödeyemediğimizde, banka anında evinize çöküyor ve sizi çok geçmeden kapının önüne koyuyor. 

Türkiye'deki ekonomik yaşamı, durup durup yabancı ekonomilerle karşılaştırıp da günlerinizi kendinize zehir etmeyin.

Süleyman Demirel’in hediyesi, bir çoğunuz 42 yaşında emekli oldunuz. 

O yaşta olanlar Amerika'da yeni kariyere başlıyor, kursa ve okula gidiyor.

Günümüz Türkiye'sinde sosyal birdevlet sistemi var.

Dahası, Türk tipi Başkanlık sistemiyle, hızlı karar alabilmenin büyük avantajını yaşıyor Türkiye. 

Korona tecrübesiyle de sabittir ki, Türkiye bütün Dünya'ya örnek gösteriliyor.

Bazı aksaklıklar olabilir, ama aksaklıkların çözümü ancak bir araya gelebilmek ile mümkündür. Türkiye, yıkıcı değil yapıcı muhalefete ihtiyaç duymaktadır. 

Malumunuz! 

Muhalefet  başkanlık sisteminiyerden yere vuruyor.

Emin olun!

İlk kazandıkları seçimde eleştirdikleri bu sisteme en çok onlar sahip çıkacaktır. Hem de sımsıkı sarılmak suretiyle... 

Kadir Denk / Ekonomist