İbrahim Koçbaş 'Masumlar Apartmanı'nı yazdı

Ege Telgraf Gazetesi Haber Müdürü İbrahim Koçbaş 'Masumlar Apartmanı'nı yazdı...

İbrahim Koçbaş 'Masumlar Apartmanı'nı yazdı
24 Eylül 2020 - 22:47

İzmir medyasının amiral gemisi Ege Telgraf gazetesinin Haber Müdürü İbrahim Koçbaş, TRT1’in yeni dizisi ‘Masumlar Apartmanı’nı yazdı.
 
Deneyimli Gazeteci İbrahim Koçbaş, TRT1’in reytingleri altüst eden ‘Masumlar Apartmanı’ dizisini Ege Telgraf gazetesindeki köşesine taşıdı.
 
Güçlü oyuncu kadrosu ve farklı konusuyla izleyiciyi ekrana kilitleyen ‘Masumlar Apartmanı’ hakkında görüşlerini kaleme alan İbrahim Koçbaş, Dr. Gülseren Budayıcıoğlu'nun Madalyonun İçi romanındaki gerçek hayat hikayelerinden esinlenerek hazırlanan dizinin topluma ayna tuttuğunu belirterek, “İbretlik halimize şükretmemizi aklımıza getirecek bir film” diye yazdı.
 
Başrollerini Farah Zeynep Abdullah, Birkan Sokullu, Ezgi Mola ve Merve Dizdar’ın paylaştığı ‘Masumlar Apartmanı’nı masaya yatıran ve dikkati çeken tesptilerde bulanan İbrahim Koçbaş’ın köşe yazısı şöyle:

"Obsesif kompulsif hijyen takıntılı bir abla, kompulsif biriktirme hastası kardeş, gece yatağını ıslatan diğer kız kardeş, mazoşist ve astım hastası en küçük kız, alkol bağımlısı erkeklere düşman Pollyanna İnci, kaygı bozukluğu yaşayan dede, narsist bir eski sevgili… Travmaların çocuklukta oluştuğunun göstergesi niteliğinde ilk bakışta göze çarpan karakterler…
TRT’de yayınlanan Masumlar Apartmanı…
Mükemmel bir dizi film…
Psikiyatri doktoru Gülseren Buğdaycıoğlu’nun ‘Madalyonun İçi’ romanından uyarlanan gerçek bir hayat hikayesi.
Yönetmeni de İzmir Çamlaraltı Koleji mezunu başarılı yönetmen Çağrı Vila Lostuvalı…
Başrolleri Birkan Sokullu, Farah Zeynep Abdullah, Ezgi Mola ve Merve Dizdar paylaşıyor.
Oyunculuk muhteşem. Elinde sabunuyla sürekli musluk başında, hijyen takıntılı karaktere can veren Ezgi Mola tek kelimeyle yıkıp geçiyor.
Birkan Sokullu’nun ses tonu çok iyi… Her biri oyunculuklarıyla döktürüyor…
Filmin çekim tekniklerine, kamera hareketlerine bayıldım. Her bir kare ne anlatılmak isteniyorsa onu anlatıyor. Ne eksik, ne fazla…
Çerçeveler tertemiz… Klasik dizilerdeki gibi gençleştirmek için oyuncunun yüzüne patlatmıyorlar ışığı…
Hatta, Han (Birkan Sokullu) ile Farah Zeynep Abdullah’ın (İnci) çay içtiği sahnede kullanılan ışık büyüleyici.
Polarize filtreler, pastoral lensler görüntü yönetmeninin ustalığını kanıtlıyor.
Dahası da var da, film akademisi mezunu bir gazetecinin fiyaka sattığını düşünmenizi istemiyor ve bu kısmı kapatıyorum.
Güzel film, beğendim.
Topluma ayna tutuyor mu? Evet.
Her evde var mı bu karakterlerden? Var.
Daha neler neler yaşanıyordur dört duvar arasında, kim bilir!
‘Bu kadar hastanın aynı kadroda bir araya getirilmesini abartılı buldum’ diyebilirsiniz. Eski bir polis muhabiri olarak ben abartılı bulmadım. Olabilir. Bir evde bu kadar travmatik karakter olabilir. Çok daha vahimi olabilir. Duymadım, gördüm…
‘Türk ailelerinde bir evde bu kadar hastalık yoktur’ diyebilirsiniz.
‘Daha neşeli şeylere ihtiyacımız var’ diyebilirsiniz.
‘Bunca dert varken niye seyredeyim ki’ diyebilirsiniz.
‘Güzel de insanı şişiriyor be!’ diyebilirsiniz
‘İbretlik halimize şükretmemizi aklımıza getirecek bir film’ diyebilirsiniz.
‘Dizi sektörü şimdi de psikolojiye mi merak saldı’ da diyebilirsiniz.
Hepsi doğru…
Ben de diyorum ki; benim için çizgi filmden değersiz bulduğum vurdulu kırdılı mafyalar, zengin kız fakir oğlanlar, kameraya 45 saniyede dönen karizma kaygılı oyuncular, lüks villalar, pahalı kıyafetlerden uzak harika bir dizi izledim.
Başarılı bir yapım, emeği geçenleri kutluyorum. Elinize, yüreğinize sağlık… Merak edenlere de tavsiye ediyorum.
Sevgiyle kalın…"