EROL MARAŞLI

EROL MARAŞLI

Gazeteci -Yazar

Menderes'i asanlara minnet duyanlar (1)

15 Eylül 2020 - 14:05

Esasında bu yazımda 12 Eylül 1980 askeri darbesini anlatacaktım ama okuduğum bir kitaptaki bazı ifadeler; 12 Eylül’ün önüne geçti: çünkü 12 Eylül bizim için lanetlenecek bir darbe idi. Gördüğümüz işkenceler, ailemize yaşatılan çileler ancak benim ve benim gibi Yusufiyelilere özgüydü.

Elbette ki ülkemiz için de kara bir sayfaydı: bizim hesaplaşmamız mahşere kaldı. Ama ülkemin ve devletimin darbecilerle hesaplaşması savsaklandı, geç kalındı. Rumlar ve Yunanlılara hayati tavizler verildi.

Ben; çilemizi “Timsahın Gözyaşları/ bir on iki Eylül romanında” anlatmıştım. Devletime, milletime ve ülkemin geleceğine verdiği zararın en önemlisi ise ikinci anlatacağım. Zira dış politikada yapılan hainliği mutlaka anlatmalıyım.
   
VARAN 1: 27 Mayıs 1960 tarihinde askeri bürokrasinin yaptığı ihtilâl ile halk oyu ile iktidar olan Demokrat Parti iktidarı alaşağı edildi: ülkeyi eski Kara Kuvvetler Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel ile birlikte 38 kişiden oluşan Milli Birlik Komitesi/MBK idare ediyordu. İhtilallerde genellikle totaliter bir devlet yönetimi öne çıkar. Burada mutlak hâkim, bir kişi de olabilir, bir cunta da.

Bu 38 kişi içinden bir cunta; 13 Kasım 1960 tarihinde Cemal Gürsel’in liderliğinde “Darbe İçinde Darbe” (*) yaparak on dört ihtilalciyi yurt dışına sürdüler. Tarihimiz buna “Ondörtler olayı” diyor.

Darbeciler hukukun kurallarına göre değil de MBK’nin mahkeme başkanlığına atadığı Salim Başol’un “Sizi/DP’lilere hitaben/ buraya tıkan irade böyle istiyor.” Dediği MBK tarafından emirle yönetilen bir hakimler ve savcılar heyetinin teşekkül ettiği mahkemede alınan emir üzerine, dönemin Başbakanı rahmetliler; Ali Adnan Menderes, Dış İşleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ı idama mahkûm etti.

Dramatik bir şekilde idam ettiler. Tarih: 16 Eylül 1961 tarihinde Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan, bir gün sonrada 17 Eylül 1961 tarihinde Başvekil Adnan Menderes asıldılar.

O günü iyi hatırlıyorum: Anamı ağlarken görünce meraklandım; babamla kavga mı etmişti? Bir kaza mı olmuştu? Akrabalarımızdan birisi mi ölmüştü? Hiçbirisi!

Radyoda Menderesin idam edildiğini duymuş da onun için ağlıyordu. Bizim ailede Adnan Menderes çok sevildiği için en küçük kardeşimin adını, dedem Adnan koymuştu. Bütün Türkiye olduğu gibi, o gün; Manisa’da da yas vardı.

Şimdi gelelim asıl konuya: Kıbrıs bizim için sadece bir ada değil, Türkiye için stratejik önemi ve geleceği için çok mühim bir adaydı. Burada Türkler ile Rumlar/Yunanlılar değil!/ beraber yaşıyorlardı.

Ada 1878 yılında İngilizlerin eline geçmişti. Kıbrıslı Rumlar; 1950 yıllarından itibaren EOKA/ Kıbrıs Milli Mücadele Örgütü isimli bir yeraltı örgütü kurdular.

İlk önce İngilizlerle mücadele ederken zamanla ENOSİS ideali etrafında toplanarak Ada’nın Yunanistan’a bağlanması amacına yöneldiler.

Olaylar ebedi düşman olarak kabul ettikleri Türklere karşı da başlamış ve Türk yerleşim yerlerine sabotajlar, katliamlar başlamıştı. Türkler de 1958 de “VOLKAN” gizli teşkilatını Alpay Mustafa önderliğinde kurdular.

Daha sonra Dr. Rauf Denktaş ve DR. Fazıl Küçük öncülüğünde TÜRK MUKAVEMET TEŞKİLATI/TMT kurularak silahlanıp kendilerini korumaya aldılar.

İngiltere’nin girişimi ile Türk ve Rumların ortaklaşa yönetiminde Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kurma fikri gelişti.

11 Şubat 1959 tarihinde İngiltere, Türkiye ve Yunanistan devletleri ile Kıbrıs'taki Rum ve Türk toplumları arasında  Zürih te imzalanan, bağımsız bir devlet olarak Kıbrıs halklarının durumunu belirleyen ve Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasını onaylayan antlaşmadır.

Rum tarafını Başpiskopos Makarios, Türk tarafını ise Dr.Fazıl Küçük temsil etmekte idi. Sekiz gün sonra 19 Şubat 1959 tarihli Londra Antlaşması ile Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bağımsız bir devlet olarak 16 Ağustos 1960 tarihinde kurulması sağlanmış oldu.

O günlerde sokaklara dökülmüş Türk Bayrağı altında yürürken “ya taksim ya ölüm” diyorduk. 

Bu anlaşmalar ile Kıbrıs Türklerinin haklarını koruyup, Kıbrıs üzerindeki Yunan hayallerini sona erdiren kişiler Başbakan Menderes ve Zorlu idi.

Hatta bu anlaşmayı imzalamaya giden Türk heyetinin başkanı Adnan Menderes Londra’ya giderken, sis yüzünden Gatwick hava alanında uçakları düştü: 14 kişi Türk şehit oldu, başta Menderes olmak üzere 10 kişi yaralandı.

Bu Kıbrıs Cumhuriyetin mimarları Adnan Menderes ve Fatin Rüştü Zorlu’dur. Mekanları cennet olsun.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilanı ile birlikte Türkiye, İngiltere ve Yunanistan garantör devlet oldular.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı Başpikopos/papaz Makarios, yardımcısı ise Dr. Fazıl Küçük idi.

Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştu ama Yunanistan’ın darbeci generallerin ve Megalo-İdea’cı politika bezirganlarının Kıbrıs’ı Yunanistan’a ilhak etme hayalleri bitmemişti.

Yıl 1961 C.Başkanı Makarios/kökeni Kayseri’den gitmedir./  “Mevcut anayasa ile Kıbrıs’ın idare edilemeyeceğini” söylenip sızlanıyordu. Anayasanın on üç maddesinin değiştirilmesini istedi ama Türk tarafı bunu kabule yanaşmadı. Bunun üzerine EOKA cılar ve Enosis taraftarı Rumlar Türkleri bu değişikliğe mecbur etmek için Akritas Planı (**) dedikleri bir plan ile adada gerginliği artırdılar.

20 Aralık 1963 gecesi, Lefkoşa'nın Tahtakale semtinde otomobillere açılan ateş sonucunda Zeki  iki kişinin öldürüldü. Başlayan olaylarda 30 köy saldırılara maruz kalmıştı. Toplamda ise 103 Türk köyüne saldırılar  oldu. Lefkoşa’nın Küçük Kaymaklı semti kuşatma altına alınmıştır. 

Kanlıdere bölgesinde Larnaka ve Tuzla'da Türklerin evlerine ateş açılmış ve dokuz Türk öldürüldü. Bölgedeki 13 Türk köyünün köylüler 23 Aralık gününden itibaren daha büyük Türk köylerine göç etmişlerdi. Ayvasıl ve Kumsal köylerine baskın yapan Rum çeteler tarafından 300 ü aşkın Kıbrıs Türkü katledildi.

24 Aralık 1963'te Lefkoşa'nın Kumsal semtinde 11 kişi öldürülmüştür. Bunlardan 4'ü  Tabip  Binbaşı Nihat İlhan'ın ailesiydi. İlhan'ın evinin banyo küvetinde eşi Mürüvet İlhan ve çocukları Murat, Kutsi ile Hakan ölü olarak bulunmuştur. Baskının yapıldığı ev daha sonra Barbarlık Müzesi adıyla ziyarete açılmıştır.

25 Aralık'ta Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı mevzilere konuşlandırılmış ve Türk Hava Kuvvetleri'nin savaş uçakları Lefkoşa üzerinde uyarı uçuşlarına başlamışlardır. 

Olaylar üzerine 30 Aralık 1963 günü toplanan Birleşik Krallık, Türkiye ve Yunanistan hükümetleri Yeşil Hat'tı belirleyen   antlaşmayı yaptılar.  Kıbrıs fiilen ikiye ayrılmıştı
 
(*) bkz. Darbe içinde darbe  /13 Kasım 1960-Ondörtler olayı/ Erol Maraşlı, Bigeoğuz yay. İst. 2010

(**) Akritas planı:  Kıbrıs Türklerini yönetimde zayıflatarak daha sonra Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Yunanistan ile birleştirmeyi amaçlayan plan.   

NOT: Gelecek yazı da 1974 yılında Yunan subaylarının yaptırdığı darbe sonrası olayları ve darbenin lideri Nikos Sampson’un anılarında belki de okumadığınız bazı itirafları yazacağım. 

EROL MARAŞLI