EROL MARAŞLI

EROL MARAŞLI

Gazeteci -Yazar

Bir Darbe Teşebbüsünün Ardından -4-

14 Ağustos 2016 - 01:09

Gerek çelişkili ifadelerinde, gerek verdikleri demeçlerde ve gerekse ONBEŞ TEMMUZ DARBE TEŞEBBÜSÜ sırasındaki sessizlikleri ve “BEKLE GÖR !” tavırları; bu darbe girişiminin CIA ve dolayısıyla ABD kurgulu olduğu görüşünü artık herkes teslim ediyor… Batı ise payandalık yapmış…

    Bunun salt Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı olmadığını elli beş yıllık Türkiye serüveninde görmedik mi?

    Menderes, Demirel, Ecevit, Özal, Erbakan dönemlerindeki muhtıralar, darbe girişimleri ve darbelerin arkasındaki pusulaya baktığımızda hep aynı yönün kurgusunu görmekteyiz…

   Bu bir Türkiye’ye dizayn verme ve yönetimde söz sahibi olma savaşıdır. Hangi hükümet onlara göre çizgiyi aşarsa dizayn yapılır ve Türkiye treni duraklar ve geri giderdi…

   Ve kendilerine göre bu hükümetlerin yaptığı suçlar; darbe ve darbe teşebbüsleri ile izale edilmelidir.

    Anlaşılan Sayın Erdoğan tarihten ders almamış(!) ve çizgiyi çok fazla aşmıştır, onlara göre.

    Peki Sayın Cumhurbaşkanı iktidarı döneminde /başbakanlık+cumhurbaşkanlığı/  suç sayılacak neleri yaptı?

   * Öncelikle; Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde; Adnan Menderes, Süleyman Demirel ve Turgut Özal dönemlerindeki gibi Türk toplumunun yaşama kalitesini yükseltecek reformları çokça görmekteyiz…

    *  Bir darbe teşebbüsünün test edildiği Gezi Olaylarından önce Merkez Bankası döviz rezervimiz 135 milyar dolara ulaşarak rekor kırmıştı….

  *  Dış politikada Başbakan Erdoğan’ın Ocak 2009’da Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda yaşanan “One Minute” çıkışıyla ilgili fotoğrafı, tüm sömürülen ve ezilen dünya halkları arasında artık gidişatın aynı olmayacağı psikolojisini uyandırarak yeni dünyalara umut ışığı oldu. Ortadoğuda, Uzak doğuda, Kafkaslarda  ve Afrika’da ki ABD tarafından çizilen haritaların üzerine çizgi çekmek olarak görüldü. Şangay Beşlisine girmek iradesi bu işin tuzu biberi oldu. Hele.. hele Rusya ile yakınlaşmamız uykularını kaçırdı…

   * Türkiye’nin kalkınma hamleleri… ulaşım ve iletişim sahasındaki atılımlar sonucu yapılan yatırımlar… İstanbul’un 3. Uluslararası Hava limanı yapımı ile İstanbul hava ulaşımında merkez olan Avrupa eksenini İstanbul’a kaydırıyordu…

 * Özal’ın başlattığı Savunma Sanayi’nin yerli silah üretimi ile bazı ülkelerle ortak silah üretiminin gerçekleştirilmesi karşısında stratejik ortak denilen ülkelerin, miadı dolmak üzere olan, silah araç ve gereçlerinin ihracatı durma noktasına geldi. Yıllarca 2 nci dünya savaşından kalma silah araç ve gereçlerine bağlı duruma getirilen Türkiye bağımlılık zincirini kırmıştı.. Savunma ve havacılık sanayinde ihracat dönemi başladı: 2003'te 331 milyon dolar olan rakamı 2013 sonunda 1 milyar 391 milyon dolara yükseltmeyi başardı. 2014 yılı ihracatı, bir önceki yıla göre yüzde 18,7 artarak 1 milyar 647 milyon dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde, savunma sanayisinin millileştirilmesi yönünde büyük adımlar atılırken, bu kapsamda milli savaş gemisi (MİLGEM), ATAK helikopteri, Temel Eğitim Uçağı (HÜRKUŞ), modern piyade tüfeği, milli tank ALTAY, insansız hava aracı ANKA, uzun ve orta menzilli tanksavar füze sistemleri gibi projeler hayata geçiriliyordu. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyaçlarının yerli imkânlarla karşılanma oranı da aynı dönemde büyük artış kaydederek, yüzde 25'ten yüzde 60'ın üzerine çıktı. Uzay araştırmaları için ciddi adımlar atıldı ve uydu yapıp fırlatma konusunda işbirliği yapıldı.

*   Türkiye'nin ilk olarak 1961 yılında borç aldığı, IMF ile yeni stand-by anlaşması yapmama kararı aldı ve  2014 yılının Mayıs ayında kredi borcunun son taksidini ödeyerek Fon'a olan borcunu sıfırladı. Hatta fona kredi açacak durma geldi.  İMF’ye kredi açabileceğimizi söylemenin nasıl bir suç olduğunu anlatmaya gerek var mı? Rahmetli Necmettin Erbakan başbakanlığı döneminde İMF’den kredi almayı durdurması sonucunda 28 şubat Postmodern darbe ile iktidardan indirilmedi mi?

* Karadeniz ile Marmara Denizini birbirine bağlayacak olan Büyük Kanal projesinin temeli atıldı. Kanal İstanbul Projesi ile deniz ulaşımı; hiçbir uluslararası sözleşmeye tabi olmadan Türkiye’nin tasarruf edebileceği bir projedir.

* Türkiye ekonomisinde;   2003'te yüzde 5,3, 2004'te yüzde 9,4, 2005'te yüzde 8,4, 2006'da yüzde 6,9, 2009 yılında 8.9,  2010 yılında 9.2,2011 de 8.5,  büyüme hızına erişildi. Büyüme ile ilgili en önemli gelişmelerden biri 2011'de yaşandı. Avrupa ekonomisinin krizle mücadele ettiği yılda yüzde 8,8 büyüyen Türkiye, dünyada Çin'den sonra en hızlı büyüyen 2. ülke konumuna geldi. Enflasyon tek haneli rakama iniyor, İhracatta patlama yaşanıyordu..

*  Kişi başı GSYİH 10.522 dolara ulaşıyordu… 

 *  Birçok alanda olduğu gibi enerji ve ulaştırma alanlarında çok büyük yatırımlara imza atıldı. 75 il Doğalgaz ile ısınmaya başladı. Enerjide arz güvenliğini sağlamak amacıyla nükleer enerji yatırımları için adımlar atıldı: Akkuyu ve Sinop'a nükleer güç santralleri yapımına yönelik çalışmalara başlandı. Türkiye enerji yollarının geçiş yolu olma yolunda ilerlerken  birçok Avrupa ülkesinin doğalgaz tedarikçisi oluyordu…

 * Bölünmüş yollar, otobanlar, deniz, kara, hava ulaşımında dev adımlar atıldı, hızlı tren ve otobanlar ile şehirler arasındaki uzun mesafelere;  kısa zamanda ulaşma imkanı sağlandı.  Türkiye'de, sivil havacılığın ortalama büyümesi yüzde 16'ları buldu. 2002'de tek havayolu şirketiyle 2 merkezden 26 noktaya iç hat uçuşu gerçekleştirilirken, 2013 sonu itibarıyla 7 havayolu şirketiyle 7 merkezden 52 noktaya iç hat, 236 noktaya da dış hat uçuşu yapar hale geldi …

     Bunlar Türkiyeyi sömürge gibi yönetmek isteyen dış güçler ve içerideki işbirlikçiler için “affedilmez kabahat”dı. Bu vizyonu sergileyen Erdoğan ve Türkiye cezalandırılmak istendi. Bu teşebbüsle Erdoğansız bir Türkiye dizaynı için CİA+ ABD+ (hasbelkader) Türk askeri üniforması giydirilmiş bazı paşalar ve subaylarla darbe yapma planı yapılıp, harekete geçildi ama Türk milletinin iradesine gem vurulmayacağını bilemediler…

     Bu Başta sayın Cumhurbaşkanı, başbakan biri hariç 3 siyasi partinin liderleri ve asil Türk Milletinin azmi, çabası ve akıllıca hareket etmeleriyle püskürtüldü.

    Zavallıların manivela kolu, yani üst akıl; pes edecek mi? Hayır! Türkiye dizayn edilen ülke konumundan çıkıp, oyun kurucu olduğu için pes etmeyip, enjekte ettirdikleri hücreleri uykuya yatıracaklar. Emellerini başka bir zamana erteleyecekler… Türkiye ne zaman zincirlerinden kurtulup ayağa kalksa, bazı iç ve dış mihraklar bundan rahatsızlık duyup düğmeye basar ve rutin oyunlarını sergilerler.  Yarın FETÖ/PDY olmaz ama başka bir hainler topluluğunu uyandırabilirler. Allah Korusun! Ama  milletçe ve devletçe, dikkatli ve aynı zamanda teyakkuz durumunda olmak zorundayız!

Erol Maraşlı / 14.08.2016