EROL MARAŞLI

EROL MARAŞLI

Gazeteci -Yazar

Bir Darbe Teşebbüsünün Ardından -1-

21 Temmuz 2016 - 01:01

Balans Ayarları/ Cumhuriyet döneminde askeri muhtıralar”,  “Darbe İçinde Darbe /13 Kasım 1960- ondörtler olayı” adlı kitaplarımın yayınlanmasından sonra “Türkiyede Askeri Darbe Teşebbüsleri” kitabım yayınlandığında;

       “ Ne bu ? Darbelerle yatıp, darbelerle kalkıyorsun ?... başka bildiğin yok mu?” diye tenkit ve serzenişlere muhatap olmuştum.

      Darbelerle “haşır neşir” olmamın üç sebebi vardı: 1- Osmanlı dönemi de dahil olmak üzere tarihimiz; zaferler  tarihi olduğu kadar,  “darbeler ve isyanlar” tarihidir. 2-  72 yıllık ömrümün 56 yılı muhtıralara, ihtilallere, darbe teşebbüslerini yaşamak, ızdırabını ailece çekmek ve tanıklık etmekle geçti. 3- 27 Mayıs 1960 darbesini hazırlayan ve ihtilalini yapan ihtilalciler ile, ihtilal sonrası  bir siyasi hareketin içinde beraber oldum.

     Yeterli sebepler değil mi?

    2015 yılında yayınlanan “Türkiye’de Askeri Darbe Teşebbüsleri” adlı kitabımın önsözünü “darbelerle bir daha karşılaşmamak dileği ile sağlıkla kalınız” diye bitirmiştim.

       Başlarken bölümünü de “ülke  insanımızın  da demokrasiye katkıda bulunması  ve sahip çıkması şarttır.

       Yoksa ‘gidişatı beğenmeyen’ darbe girişimcilerinin ‘heveslerinin’ önüne geçmek her zaman mümkün olmayabiliyor” demiştim.

       Ama bir yıl sonra başka bir darbe teşebbüsü ile karşı karşıya geleceğimizi  ve ülke insanımızın bu darbe teşebbüsünü püskürtüp, önleyeceğini  hiç tahmin edememiştim.

       Cumhuriyet tarihimizde ilk darbe teşebbüsü söylentisi Demokrat Parti iktidarı döneminde  yapılmıştı: bunun adı “9 subay olayı”dır. 1957 yılının Aralık ayında bir binbaşının ihbarı ile meydana çıktı. Bu darbeyi yapmak isteyenlerden bazı subaylar Milli Savunma Bakanı  Şemi Erginin bakanlık kadrosunun ve Genel Kurmay’ın üst mevkilerinin içine  girmişlerdi. Tıpkı bugünkü gibi!  Cumhurreisi Celal Bayar’ın olayı önemsemesine rağmen Başvekil rahmetli Adnan Menderesin olayı ciddiye almaması ve darbeci cuntayı yargılama görevini darbeci general  Cemal Tural’a havale etmeleri sonucunda, cuntayı ihbar eden Binbaşı Samet Kuşçu mahkum olurken, darbeci cunta beraat ediyordu…

        Daha sonra darbe yapma arzusundaki 17 subaydan  kur.yrb. Ekrem Acuner, kur.bnb’lar Sezai Okan, Ahmet Yıldız 27 Mayıs darbe komitesinde yer alacaklardı… kur.alb. Faruk Ateşdağlı, Naci Asutay, Suphi Gürsoytrak, Orhan Erkanlı, Dündar Seyhan  27 Mayıs darbesini yapan subaylar olarak sahneye çıkacaklardı.

       Hakeza,   Talat Aydemir ise bugünküne benzeyen iki darbe teşebbüsünde bulunacak ve başarısız olunca idam edilecekti.

      13 Kasım 1960 yılında ise; 27 Mayıs darbesinin en üst kadrosu içinde bulunan subaylardan bir kısmı “darbe içinde darbe” yaparak 14 kişiyi/arkadaşlarını alaşağı edip sürgüne göndereceklerdi. Bu da tarihimize ONDÖRTLER OLAYI diye geçecekti.

         21 Ekim 1961 günü bir darbe teşebbüsü de “21 Ekim Protokolu” ile erteleniyordu… 9 Şubat 1962 de yeni bir darbe girişimi de “ 9 şubat protokolü” ile başka bir bahara kaldı. İkisinde de Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki “Silahlı Kuvvetler birliği cuntası”  bazı tavizler alarak hem varlıklarını devam ettirdiler hem de güçlendiler. 13 gün sonra 22 Şubat günü Albay Talat Aydemir bir darbe teşebbüsünde bulunacak, ancak emekli edilmekle yetinilecekti.

         31 Mart 1963 tarihinde “ordu gençliği” bir darbe teşebbüsünün test’ini yaptılar ve 21 Mayıs günü em. Alb. Talat Aydemir ile ekibi bir darbe teşebbüsünde daha bulundu: ve cumhuriyet tarihinde ilk kez Türk askeri birbirine kurşun sıktı: bu darbe teşebbüsünde 8 ölü 27 yaralı vardı. Darbecilerden iki subay  Talat Aydemir ve bnb. Fethi Gürcan idam edildiler.

       Bu idamlar da darbe teşebbüslerinde bir ilk idi.

       Bu darbe teşebbüslerini, genel Kurmay Başkanı Cemal Tural’ın yapmak istediği darbe teşebbüsü izledi: başbakan Süleyman Demirel’in ve TSK Yüksek komuta kademesinin  karşı çıkması ile Tural Paşa emekliye sevk edilerek bastırıldı. Tural Paşa yargılanmadı bile.

        9 Mart 1971 de ordu içindeki cuntalar Baas tipi sol bir darbe teşebbüsünde bulunacaklardı ki; yine TSK yüksek Komutanlarının karşı çıkmaları ile teşebbüs akim kaldı ama yine de Silahlı Kuvvetler, hükümete anlı şanlı 12  Mart muhtırasını vererek Demirel hükümetini iktidardan uzaklaştırdılar.

     Bu arada bazı darbe girişimleri ile ilgili ihbarlar ve söylentiler de oldu.   En son 28 Şubat 1997 yılında bir darbe girişimi yapılacakmış ki; “ Demirel ben önledim” demişti. Ama yine halk tarafından seçilen Refah Partisi-Doğru yol Partisinin müştereken kurdukları hükümet bir muhtıra ile düşürülecek ve asker yine kendi kriterlerine göre bir hükümet dizayn edecekti…

      Anlatmaya devam edeceğiz..

Erol Maraşlı / 21.07.2016