CEM ÖZTÜRK

CEM ÖZTÜRK


Öğrenil(me)miş dersler

04 Aralık 2021 - 11:43

Sabahın saat dördünde bu sorularla kalktım yataktan. Baktım kedi de salonda kuyruğuyla oynuyor. Demek ki o da almış uykusunu dedim içimden.

Kahvemi hazırlarken yazacağım konuyu netleştirdim kafamda. Ne zamandır içime dert olan konulardan birisi.

Niye insan ders almaz hatalarından?

Alırsa niye tekrarlar aynılarını?

Bu kadar mı zor aynı hataları tekrarlamamak?

Son yıllarda her sektörde uygulanmaya çalışılan bir kavram girdi hayatımıza: 
ÖĞRENİLMİŞ DERSLER

Yani bir iş yapmışız, iyisi ve kötüsü ile bir işin sonuna gelmişiz ve öyle veya böyle bitirmişiz.

Sonunda oturup, biz bu işte nelerle karşılaştık, ne gibi beklendik veya beklenmedik  sorunlarla karşılaştık/uğraştık ve hangilerini altettik veya edemedik. Bir daha yaparsak aynı işi, hangi yanlışları tekrarlamayalım, hangi doğruları yapmaya çalışalım.

Daha doğrusu şapkayı öne koyup düşünmek de denebilir.

Bu çalışma inanılmaz fayda sağlıyor ve sonraki denemelerde hem yaptığımız hataları önlüyor ve  zaman ve para kaybını daha aza indiriyor. Hem de verimliliği artırdığı gibi moral motivasyonu yüksek tutuyor ve özgüvenli bir ortam yaratıyor. Tecrübe denen şey zaten tam da bu oluyor.

Çevremize baktığımızda ders alınmayan ve bu kavramın uygulanmadığı bir kurum görüyorum: SİYASET

17. devletimizi kurmakla övünüyoruz ama neden 16 devletimizi yıktığımızı veya yıkıldığını yeterince tartışmıyoruz.

Hangi hatalar yapıldı da 16 devlet yıkıldı?

Geldiğimiz an itibari ile toplumu en çok etkileyen kurum olan medyaya baktığımda bu konudan oldukça uzak durduklarını görüyorum.

Ne iktidar, ne muhalefet, ne sivil toplum, ne üniversiteler, ne de devleti yöneten siyaseti belirleyiciler bu konuyu konuşmak istemiyorlar.

Her gece televizyonda konuşan onlarla kişi, bu benim aklımdaki soruları gündeme getirip de hadi bir kaç ay bunu konuşalım, niye yıkmışız 16 devleti, bunları tespit edelim de aynı hataları yapmayalım demiyor.

Yönetilen kesimin ekseriyeti zaten geçim derdinde ve yoğun medya bombardımanı altında uyuşturulmuş vaziyette.  Ama adına aydın denen veya kendisini aydın diye gören kesimin bunu ele almasını bekliyor insan.

Acaba diyorum, yöneten kesim herşeyin farkında, hatayı yapanların kendileri olduğunu çok iyi biliyorlar, tekrarlayanlar da kendileri olduğu için uzak duruyorlar bu konudan desem yanlış mı olur? 

İşte bu soruya vereceğim cevap net: EVET

Okuduğum onca kitaptan edindiğim bilgilerden benim kendi payıma çıkardığım ders şu:
Devletleri ayakta tutan en temel 3 kavram: Adalet, Ahlak, Liyakat

Ne zaman bu kavramlar içselleştirilmiş ve bütün kurumlarca uygulanmış, devletler ayakta durabilmiş.

Ne zaman bunlardan uzaklaşılmış işte o zaman yıkım gelmiş.

İşte biz tam bu ikinci aşamasındayız devletin.

Acilen şapkayı önümüze koyup, konuşmalı, tartışmalı, hataları tespit edip tekrarlamamak için neler yapılmalı onları belirlemeli ve siyasete de kendisine çeki düzen vermesi için uyarı yapmalıyız.

Aksi takdirde 18. Devleti nerede ve nasıl kuracağız diye düşünmeye başlarız.

Toplumsal değişim ya yukarıdan aşağı ya da aşağıdan yukarı oluyor.

Yukarısı kendi derdinde, o halde aşağıda mı birşeyler olmalı acaba?

Ne yapmalı ki, çocuklarımıza huzur ve refah içinde yaşayacakları bir devlet bırakabilelim.    
Saygı ve sevgiyle.
Cem Öztürk
[email protected]