CEM ÖZTÜRK

CEM ÖZTÜRK


Devlet Baba ve Halk

13 Aralık 2021 - 14:40

Devlet

Arkadaşımın canına tak ettiği her halinden belli oluyordu.
-Abi devlet bize bunu da yapmazsa ne yapacak? diye sordu.
-Bu devlet bize yardım etmeyecek mi? diye tamamladı cümlesini.
-Etmez ve de etmeyecek diye cevapladım sorularını.
Bu kadar net cevap vermem şaşırtmıştı kendisini. 
Devamen bir açıklama yapacağımı merakla bekliyordu;
-“Devlet niçin kurulmuştur sence ?” diye sordum.
-Derhal cevabı yapıştırdı: Tabii ki millete hizmet için kurulmuştur.

Maalesef ki hayır dedim, bak açıklayayım: Devletlerin ya da otoritelerin ilk ortaya çıkışı kervanları korumak için olmuştur, yani tüccarı. İnsanoğlu avcı-toplayıcı toplumdan tarım toplumuna geçince mülkiyet kavramı ortaya çıkıyor. Mülkiyet belki de pek çok problemin başı diyebiliriz.  Tarım toplumu ile yerleşik düzen kurulunca üretim fazlasının satışı gündeme geliyor. İşte ticaret de bu aşamada ortaya çıkıyor. Fazla malların alım-satımı ticareti doğuruyor ve de tüccarlar ortaya çıkıyor haliyle. Belli bir toprak parçasından geçen tüccar korunma ihtiyacı hissediyor, bunu yapabilecek birileri ortaya çıkınca o bölgede hakim otorite oluşmuş olur. O otorite tüccarları korumak için korumak için asker beslemek zorunda, bunun için bir ordu kuruyorr ve onu beslemeye başlıyor. Yıllar böyle geçip gidiyor.
Bu durumda, tüccar mutlu çünkü ticaretini güvenle yapıyor, asker mutlu çünkü gelir elde ediyor, ahali mutlu çünkü asayiş var, yöneten mutlu çünkü oturduğu yerden otoriteye ve güce sahip.

İşte doğu toplumlarında devletleşmenin temeli bu.  Otorite devletleşirken yönetmek için  bazı kurumları oluşturur ama hepsi iktidara hizmet etmek zorunda yoksa o makamı vermez onlara iktidar.

Adalet için hakimi savcıyı atar, iç güvenlik için polisi, dış güvenlik için orduyu, devleti yönetmek için bürokratları, sağlık için doktorları, eğitim için öğretmenleri, milleti dinen kontrol altında tutmak için diyaneti ve din adamlarını, vs vs. Sonunda kocaman devasa doymak bilmez bir yapı ortaya çıkar.

Ve bütün bu atananlar iktidara hizmet etmek zorundadır ne devlete ne de millete, aksi takdirde, görevden atılırlar.  Bu sebeple millet pek umurlarında olmaz.

Batı toplumlarında ise durum biraz daha değişiktir:

Roma’nın yıkılması ile karanlık bir çağa girmiştir Avrupa. Buradan çıkışı yüzyıllar almış ve büyük acılar görmüşlerdir.

Tarım toplumundan çıkarken, ağır vergiler altında ezilen halk feodaliteye karşı savaşmış, malına mülküne cennetten toprak vaadi ile el koyan kiliseye karşı büyük bir savaş başlatmış ve yerle bir etmiş kiliseleri, yakmış yıkmış.

Bütün bu savaşların neticesinde sanayi devrimi ile bir adım daha öteye geçmiş. Burada da sermayeye karşı savaşmış ve sosyal kazanımlar elde etmiş. İşte bu sebeple batıda devletler nispeten halklarına karşı daha verici olmak zorunda kalmıştır.  Daha adil ve sosyal devletler kurmak zorunda kalmışlar, çünkü karşılarında haklarını savaşarak alan toplumlar ve milletler var.

“Hak verilmez alınır” çok doğru bir laftır. Verilen hak, zaten hak değildir. 

Biz ne zaman örgütlenirsek, baskı gurupları oluşturabilirsek, haklarımızı istersek, haklarımız için savaşmayı göze alırsak o zaman kazanımlarımız olabilir, aksi takdirde kimse kimseye birşey vermez, hele ki devlet mecbur kalmadıkça hiçbirşey vermez.

Evet, halk olmazsa devlet olamaz, ama devlet de halkını öncelemeli, maalesef o olmuyor bizde. 

İşte dedim, BABA dediğimiz devletin geldiği yer burası, gittiği yeri hep beraber göreceğiz.

Saygı ve sevgiyle.
Cem Öztürk
[email protected]