YAŞAR EYİCE

YAŞAR EYİCE

yasar.eyice@gmail.com

Kaç gün sürecek?

25 Ocak 2020 - 23:15

Arka arkaya gelen yer sarsıntıları yani depremler günü birlik aklımızı başımıza getirdi.

Dikkatimi çekti ilk yardımlar; İzmir, İstanbul, Ankara, Mersin, Antalya gibi CHP’li Büyükşehir Belediyelerinden çıktı.

İzmir’de ‘Elazığ’a yardım köprüsü’ de kuruldu.

Bugün ya da yarın ne olacak?

Bilen var mı?

Bu arada aklıma geldi;

Hani bir Yobaz vardı, depremleri hapsediyordu...

Nerede bu gerici?

Her halde izne çıktı!

*- Psikolojik destek çok önemli

 Uzm.Psikolog Beyza Yazıcı, depremin hemen sonrasında depremzedelere verilecek psikolojik desteğin çok önemli olduğunu anlattı.

Beyza Yazıcı, ‘Depremin hemen ardından yapılacak psikolojik destekte kişiye, yaşadıklarını ve duygularını rahatça ifade olanağı vermek, zihinsel ve bedensel rahatlığa imkan sağlamak birincil konudur.

Sonrasında travmanın yaratabileceği duygusal sorunlar konusunda aydınlatıcı bilgiler sunmak önemli yer tutar.

Depremi yaşayan kişi eğer bu deneyimi ile ilgili konuşmak istemezse buna zorlanmamalıdır.

Kendisinin istediği, hazır olduğunu düşündüğü bir zamanda duygu ve deneyimini paylaşabileceğini bildirmek, kişiyi rahatlatacaktır.

Ayrıca sosyal medya paylaşımlarında enkaz ve geçmiş de yaşanan deprem görüntülerini paylaşmak duyguları olumsuz yönde tetiklemekte ve destek niteliği taşımamaktadır’ dedi. 

Haklı...

Ben deprem gecesi yazımda unuttum;

En önemli ihtiyaç malzemelerinden biri de su...

CHP’li belediyeler bunu da, ekmek fabrikaları gibi temiz su tankerlerini da bu güzel kentimize yolladılar.

*- Önemli uyarı...

Alim Güngör, Namık Kemal Lisesi mezunu arkadaşlarımıza bir mektup yazmış...

Söylediği şu:

‘Dünyada corona adı verilen bulaşıcı ve ölümcül bir salgın hastalık türedi.

Ülkemizi yol geçen hanı olarak kullanan dünya vatandaşlarını bölgemizde görünce, vatandaş olarak ilgili makamlara ihbar etmek öncelikli görevimiz olsun.

Bu vesile ile tüm arkadaşlara sevgi ve saygılarımı sunarım.’

Hassas ve titiz arkadaşımız Alim Güngör’ün uyarısını ben de resmi makamlara, özellikle doktorlarımıza anımsatıyorum.

Çünkü;

NCoV'in ilk belirtileri yüksek ateş, boğaz ağrısı, öksürük, nefes darlığı, solunumda zorluk ve ishal şeklinde ortaya çıkarken ileri safhalarda zatürre ve böbrek yetmezliğine neden oluyor, nihayetinde ölümle sonuçlanıyor.

*- Dünya ayakta!

Biliyorsunuz konu sağlık ve eğitim olunca her haberin önüne geçiyoruz. Sonra da sanat geliyor.

Tabii ki biz gerçekten kimsesizlerin kimsesi olmayı sürdürüyoruz.

Kaçanlardan değil, takipçiyiz...

İki gün önce Çin’den arka arkaya sağlık haberleri gelmeye başladı...

Çin’de başlayan ‘Korona virüsü vaka’ si ve ‘sayısı’ arka arkaya veriliyordu.

Önce ‘Bu onları ilgilendirir!’ dedim...

Bizim başımızda da bildiğimiz ‘Domuz gribi’ ve ‘uyuz’ olmak üzere birçok sağlık problemi yok mu?

Hemen her gün hastaneler, sağlık bakanlığı, umutsuz vakalar ve de yardım çığlıklarını duymuyor muyuz?

Baktım iş ciddi;

Çünkü;

‘Çin Dünya Sağlık Örgütü'yle anlık bilgi paylaşıyor’ açıklamasını yaptılar:

Söyledikleri şuydu:

‘Çin Ulusal Sağlık Komisyonu (NHC) Başkan Yardımcısı Li Bin, yeni tip korona virüs salgınının ortaya çıkmasının ardından açık ve şeffaf bir şekilde küresel sağlık güvenliği için yüksek derecede sorumluluk duyduklarını ve Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) ve ilgili ülkelere toplam 15 kez salgın bilgisi paylaştıklarını kaydetti...’

Ve,

Çin, Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘acil’ toplantısına katılacak!

Bu haberler ve gelişmeler her helde ‘hayra alamet!’ değildi...

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Geng Shuang, başkent Beijing'de düzenlenen basın toplantısında, Çinli uzmanların 2019-nCoV adı verilen corona virüsünden kaynaklı vakalar hakkındaki son bilgileri paylaşacağını, diğer uzmanlarla birlikte salgınla ilgili bilimsel araştırmalar yapacağını belirtti...

Yani iş uluslararası boyutta...

Bakanlık Sözcüsü, ‘Salgını önlemek için tüm taraflarla beraber çalışmaya, bölgesel ve küresel sağlık güvenliğini birlikte korumaya hazırız’ deyince aklıma ‘acaba?’ sorusunu getirdi.

İlk bilgilere göre de, Hong Kong, Macao ve Taiwan’ın yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Japonya ve Güney Kore’de (Kore Cumhuriyeti) birer, Tayland'da ise 3 yeni korona virüsü vakası görüldüğü öğrenildi.

*- Şüphe gerçeği öğretir

Ve,

Bu satırları yazarken, THY uçağında 'Corona' alarmı! geldi.

THY Basın Müşavirliğinden  ise şu açıklama yapılmıştı.

‘22 Ocak tarihinde icra edilen TK 800 sefer sayılı uçuşumuz ile Bogota’ya seyahat eden Çin uyruklu bir yolcumuzun Corona Virüsü taşıdığından şüphe edilmiştir.

Aktarma noktası olan Bogota’dan Panama’ya kalkış için hazırlanan uçağımız kontrol kulesi tarafından tedbir amaçlı bekletilmiş ve yolcumuzun şüphe duyulan virüs ile ilgili kontrolleri gerçekleştirilmiştir. İlgili ülkenin sağlık bakanlığı tarafından gerçekleştirilen incelemeler sonucunda yolcumuzun sağlık durumunun iyi olduğu ve Corona Virüsü’nü taşımadığı anlaşılmıştır.

Uçağımız devam seferi olan Bogota – Panama uçuşunu yerel saat ile 14:57’de gerçekleştirmiştir. Kamuoyunun bilgisine sunarız.’

*- Maske yetiştiremiyorlar

Vuhan'da otobüs, metro, feribot ile hava yolu ve demiryollarının dış hat seferleri durdu Çin’de şiddetli akut solunum yolu sendromuyla (SARS) benzerliği bulunan yeni tip koronavirüs (2019-nCoV) bulaşan sayısı 571 kişiye yükseldi.

Öte yandan, virüsün bulaştığı kişilerle temasa geçen 5 bin 897 kişiden 4 bin 928’i müşahade altına alındı.

Virüsün ortaya çıktığı Hubey eyaletine bağlı Vuhan kentinde salgının yayılmasını önlemek için alınan tedbirler arasına ulaşımın durdurulması da eklendi.

Kente otobüs, metro, feribot seferleriyle hava yolu ve demiryollarının dış hat seferleri ikinci bir talimata kadar kapatıldı.

Vuhan yerel hükümet departmanlarından yapılan açıklamayla halktan ‘özel bir nedeni olmaması durumunda’ şehri terk etmemesi ve tüm halkın maske takması talep edildi.

Bu arada, kente 22 Ocak-8 Şubat tarihleri arasında grup tur hizmeti verecek bütün turizm acentelerinin faaliyetleri ikinci bir açıklamaya kadar askıya alındı.

Yerel hükümet ayrıca kentteki turizm destinasyonları ve otellerin 8 Şubat’tan önce büyük çaplı etkinliklerini askıya alması talimatı verirken, söz konusu önlemlerin “virüsün yayılmasını etkili bir şekilde kesmek için’ alındığını kaydetti...

Ortaya çıktığı yerden dolayı ‘Vuhan virüsü’ diye de adlandırılan yeni koronavirüs, solunum, hapşırma ve öksürme durumlarında hava yoluyla bulaşıyor.

NCoV'in ilk belirtileri yüksek ateş, boğaz ağrısı, öksürük, nefes darlığı, solunumda zorluk ve ishal şeklinde ortaya çıkarken ileri safhalarda zatürre ve böbrek yetmezliğine neden oluyor, nihayetinde ölümle sonuçlanıyor

Bana bunlar Kuş Gribini anımsattı...

Yani uzak yakın demeyip, bizim de mutlaka ve mutlaka gerekli ön tedbirleri almamız şart...

*- Bu bir hak gaspı mı?

Meslek örgütleri iki gündür birbirleri ile yarışır şekilde bildiri yayınlıyor.

Dedikleri şu:

‘Gazetecilik her dönemde zorluklarla yürütülen bir meslek oldu. Gazeteciler her dönemde yazdıklarından, söylediklerinden ötürü baskı gördü, tehdit edildi, hapse atıldı, öldürüldü.

Ama mesleğinin gereklerini yerine getirip gerçek anlamda gazetecilik yapan yürekli, onurlu gazeteciler işlerini yapmaktan, gerçekleri dile getirmekten asla vazgeçmedi.

Gazetecileri hizaya sokma derdindeki iktidar sahipleri baskının, tehdidin, hapse atmanın onların önünde engel olmadığını görünce, her türlü yaptırım gücüne sahip oldukları ve bunu fütursuzca kullandıkları için bir süredir yeni bir yola başvuruyorlar artık.

Yıllarca bu işe emek vermiş, gerçek anlamda gazetecilik yapan meslektaşlarımızın basın kartlarını iptal ediyorlar.

Hem de hiçbir açıklama yapmadan, neden göstermeden.

Son beş yılda basın kartı iptal edilen gazeteci sayısı 3 bin 804. 685 gazetecinin kartı da güvenlik nedeniyle iptal edilmiş.

Amaç gazetecilik yapılmasını engellemek, amaç gözdağı vermek, amaç gazetecileri tektipleştirip, kendi sesleri yapıp istedikleri mecrada istedikleri gibi at koşturmak.

Gazeteler kimsenin çiftliği, gazeteciler kimsenin emir eri değildir. Sadece gerçekleri yazdıkları, eleştirel yayın yaptıkları için gazetecileri cezalandırmak kimsenin haddine değildir.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nı şeffaf olmaya, gazetecilerin basın kartlarının neden iptal edildiğini açıklamaya ve bir an önce bu yanlıştan dönmeye davet ediyor, bu süreçte her durumda meslektaşlarımızın yanında olacağımızı bildiriyoruz.

*- Yüzlerce gazetecinin basın kartı neden iptal edildi?

Türkiye’de gazetecilerin taşıdığı sarı basın kartı uzun yıllardır hep tartışma konusu olmuştu.

Bu tartışmalara rağmen gazeteciler bu karta 2015 yılına kadar daha kolay ulaşabiliyorken, 2015 yılında Basın Kartı Yönetmeliğinde yapılan değişikliklerle kartı almak zorlaştı.

Öte yandan Basın Kartı Komisyonu'nun yapısında yapılan değişiklik ile komisyonda yer alan meslek örgütlerinin temsilci sayıları düşürülerek, bütün yetkiler müdüre devredildi.

2018 yılında Basın Kartı Yönetmeliğinde bir kez daha değişikliğe gidilerek meslek örgütü temsilcileri komisyondan tamamen çıkartıldı.

2019 yılında sarı basın kartı turkuaz rengine çevrildi ve tüm kartların yenilenmesi için başvuru yapılması istendi.

Aradan geçen bir yıl içinde yüzlerce gazetecinin kartı yenilenmedi. İncelemede olduğu, yenileneceği ifade edildi.

Bu uzun sürenin ardından eski kartlarını hala kullanabilen gazetecilerin basın kartlarının ise Perşembe günü itibariyle iptal edildiğini öğrendik. Kartların neden iptal edildiğine ilişkin hiçbir açıklama yapılmadığı gibi gazetecilerin telefonlarına da yanıt verilmedi.

Şu anda yüzlerce gazetecinin basın kartı iptal edildi.

Kartı iptal edilen gazeteciler arasında sürekli basın kartı taşıyanlardan meslek örgütü temsilcilerine, yerel medya çalışanlarına kadar yüzlerce gazeteci var.

Özellikle Ankara’da basın kartı iptal edilenler Meclise, Bakanlıklara giremez, siyasi parti temsilcilerini takip edemez hale geldi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Daire Başkanlığını bir an önce bu konuya açıklık getirmek zorundadır.

Yıllardır bu kartı taşıyan gazetecilere kartlarının neden yenilenmediğini, iptal edilme gerekçelerini kamuoyuna açıklamak zorundadır.    

İki ayrı meslek örgütünden yapılan açıklamaları sizlerle paylaştım...

Şimdi kendi yorumum:

*- İlk bakışta tamam ama!

Yazılanların tamamı doğru!

Ama madalyonun bir yüzü...

Asıl ikinci yüzü önemli;

Neden mi?

Birincisi ‘çalışan gerçek gazeteciye ve görevini tam anlamıyla yapana bir sıkıntı yok!’

Amma;

Kaç yıldır ‘Gençlere yazık oluyor?’ dediğimizde, gerçek habercilerin patronlar ya da yöneticiler tarafından mukavelelerinin yapılmadığını belirtirken bu meslek örgütleri nerede idiler?

Neler yazdık?

Patronlar ya da onun emir eri gibi olan bazı çapsızlar, işyerlerindeki mobing uygulamalarını görmediler.

Görmek istemediler.

Bunlar ne yaptı?

Patron sevgilisine, çaycısına, şoförüne, yakınlarına ‘mukavele’ yaparak, çalışıyor gösterdi.

Halbuki bunlar adlarını bile yazmaktan uzak kişilerdi.

Patronları geçtik...

Yöneticilerin, yakınlarının kızlarına, oğullarına, eşlerine bile yine düzmece mukavelelerle basın kartı almalarını sağladılar.

Bunlar İzmir’de de varlar, diğer şehirlerde de...

Sadece biz yazdık;

‘Dedik ki, bunlar biliniyor.

Listeler ele alınır ve de usta gerçek bir iki gazeteci bu işle görevlendirilirse görünüşte gerçek, ama aslında sahte sayılacak onlarca basın kartına rastlanır.

Bunlar belirlenerek ve ilan edilerek iptal edilmelidir.

Nedense tarihte hep komisyonlarda ahbap çavuş ilişkileri günümüze kadar gelmiştir.

Bir bakıyorsunuz, ‘Gazeteciyim!’ diyen kart sahibi gazetenin kapısından bile içeri girmemiştir.

Ya da bir iki kez kendisine sözde yardımcı olan ama bir noktada başta devlet olmak üzere çeşitli kurumların aldatılmasına, kandırılmasına ve hatta madden çarpılmalarına yol açmışlardır,

Yani kendi menfaatleri hep öne çıktığından, devletin, kurumların maddi zarara girmelerine neden oldular.

Bu durum halâ sürüyor.

Özellikle sektör dergileri ve de sektör gazeteleri olarak haftalık aylık yayınlananlar bazı isimlerin arkasına sığınarak bu işi sistematik şekilde sürdürüyor.

Bunları bilmeyen gerçek gazeteci yoktur.

Deniyor ki, ‘basın kartları’ olmadığı için Meclis’e giremiyorlar.

Ehh be kardeşim;

Polis, adliye, vilayet, belediye muhabirlerine bir bakın!

Kaçının basın kartı var!

Bunlar emekçi...

Ama patron için bunlar değil, sevgilisi, kendisine menfaat sağlayan bazı kişiler ve onların yakınları, şoförü, çaycısı, ayakçısı daha önemli...

Ve hemen hemen belirttiğim gibi ‘basın kartları yok!’

Şimdi bu işin kolayı da bulundu;

Bir devlet büyüğü takip edilecekse, ‘Basın kartı’ şartı aranmıyor!

Diyorlar; ‘Gazeteler yani medya kuruluşları isim bildirsinler!’

Yani basın kartının bu patron ve sözde yöneticiler tarafından getirilen sonuç...

Önceden meslek örgütlerine girecekler için ‘balotaj’ denilen bir komisyon vardı, bunlar devletten bir şekilde ‘Yukarıda anlattığım gibi) basın kartı alanları inceler ve derneklere kabulünü yapmazlardı...

Yasa değişti, bu işte çığırından çıktı...

Bir meslek örgütüne üye olan bile bırakın üyeleri, yani diğer basın kartı sahiplerini bilmedikleri, hiç tanımadıkları gibi, yönetim kurulu üyelerinin tamamını bile bilmiyorlar.

Denemesi bedava...

Bir ara bir yönetmelik çıktı...

Aynı işyerinde yani gazetede, patron dahil aynı soyatlı kişiler çalıştırılmayacak, diye...

Ama atı alan çoktan Üsküdar’a geçti...

Biz dedik ki;

Hadi yeni kart alacaklar için bazı kurallar, şartlar getirildi.

Güzel...

Ama ya yıllarını başka işlerle, geçiren ve dolduranlara ne yapılıyor?

Adam ya da kadın bilmem kaç yılını doldurmuş:

Sonra da ‘Sürekli kart’ hakkını elde etmiş...

Yani ölünceye kadar gerçek gazetecilere verilen haklardan yararlanacak...

Yararlanıyor...

Kenti içi otobüslere ücretsiz biniyor...

Davetlere gidiyor, yiyor, içiyor...

Resmi yerlerde bir şekilde öncelik hakkını kullanıyor, doğrudan en üst makamlarla görüşüp işini çözüyor...

Ben ilkokul mezunlarının bile Rektör danışmanı olduklarına tanık olanlardanım...

Çünkü bir ara tahsil şartı aranmamış, belki okuma yazması olmayanlara bile ‘basın kartı’ verilmişti...

Sahtelerini saymıyorum...

Yani;

Bence bu iş daha ciddi tutulmalı, patronların, yöneticilerin yakınlarına verilen süreli yani ömür boyu basın kartları da elden geçirilmelidir.

Normal çalışana kimse bir şey yapamaz...

Dedim ya, isim açıklansın...

Biz de bilelim..

Yoksa yuvarlak laflarla, bilemediğimiz rakamlarla bu iş olmaz...

Gazeteci demek, geçimini sadece bu işten, meslekten sağlayan kişi demektir.

Lokanta çalıştır, şoförlük yap, işyeri sahibi ol, hayatında eline ne bir kalem al, ne de bir fotoğraf çek...

Sonra da ‘gazeteciyim’ diye geçin...

Bir yerlerde tutunama ....x

Sonra da ‘platform’ adı altında birleş ve yönetici sıfatını taşıyanların bir şekilde yemekli içmekli misafiri ol...

Oh ne ala memleket...

Şimdilik yazacaklarım bu kadar...

Dahası var...

İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır...

Dikkat edin bakın;

Bazı meslek örgütleri kendi aralarında bir grup kurmuşlardır, diğerlerini aralarına almazlar ya da görmezden gelirler....

Bazıları da ‘bunlar hatalı’ diye çırpınır ama sesini duyuramaz, gerçek emekçiler, haber peşinde her türlü olumsuz şartlarda koşuşan muhabirler gibi..

Terzi söküğünü dikemez, denir...

Gerçek emekçi muhabirler de haklarını arayamazlar...

Yoksa kapı dışarı edilir, aç bırakılırlar...

Yani ‘basın kartı’ iptalleri belki de mesleğin hayrınadır...

*- Şu kıskançlık ve çekememezlik olmasa...

Nasıl her olayda, örneğin son Elazığ depreminde olduğu gibi birbirimize ‘birlik zamanı’ mesajları atıyorsak, bu birlik genelde hemen hiçbir meslekte görülmüyor.

Kıskançlık ve fesat hep öne çıkıyor.

Geçen gün yazdım:

Kemeraltı’nı örnek verdim...

Bir dernek yöneticileri ‘platform’ kuran bir grup kişiyi ağırlamış...

Tabii ki nedene belli;

Adı gazetelerde çıksın...

Peki onlar ne yapıyor?

Yine birkaç kişinin kurduğu ve başarı ile sürdürdüğü bir internet  grubu var.

Orada yayınlatarak ‘muhabir çalıştırmayan’, her şeyin bedavasını alışmış sözde medya kuruluşlarına ulaştırıp bir şekilde yayınlatıyorlar.

Karşılıklı menfaat...

Ama bundan memnun olmayanlar da oluyor.

Onlar da, bunlara karşılık kendi platformlarını bir başka adla koyarak mücadelelerini böyle sürdürüyorlar.

Kim memnun?

Ya da kim kazançlı?

Ben söyleyeyim:

Sahtekarlar...

Bunlarla gerçek muhabirlerin, ekmeğini bu işten kazananların ne haberi ne bilgisi var...

Onlar kendi işlerinde...

Ama bir şeyi unutuyorlar...

Mücadele yalnız olmaz...

Ya da görmezden gelirseniz, ilgilenmezseniz, bana ne, derseniz gün  gelir, başınızı taşa vurursunuz...

*-

GÜNCEL

*- İki ay trafiğe kapatılacak

 İZSU, Poligon ve Arap derelerindeki menfez yenileme çalışmaları kapsamında Mithatpaşa Caddesi’ni Mustafa Kemal Sahil Bulvarı’na bağlayan 19/1 Sokak, 27 Ocak Pazartesi gününden itibaren iki ay süreyle taşıt trafiğine kapatılacak.

ESHOT Genel Müdürlüğü de çalışmalar nedeniyle bazı otobüs hatlarının güzergahında değişiklik yaptı.

Narlıdere, Kavacık ve Oyunlar Köyü yönünden gelip son durağı Üçkuyular İskele olan 5, 6, 7, 24, 25 ve 480 numaralı otobüsler; Fahrettin Altay Meydanı’nı takiben Şehit Binbaşı Ali Resmi Tufan Caddesi’ni kullanarak Üçkuyular İskelesi’ne ulaşacak.

Oyak Sitesi ve Esentepe Mahallesi’ne hizmet veren 486 ve 945 numaralı otobüsler, Fahrettin Altay Meydanı’nı takiben Şehit Binbaşı Ali Resmi Tufan Caddesi’ni kullanarak Üçkuyular İskelesi’ne ulaşacak.

202 numaralı Cumhuriyet Meydanı – Havalimanı otobüsü ise Cumhuriyet Meydanı’na gidiş yönünde Fahrettin Altay Meydanı’nı takiben Şehit Binbaşı Ali Resmi Tufan Caddesi’ni kullanarak Mustafa Kemal Sahil Bulvarı güzergâhına devam edecek.

*- Urla’da 2. el pazara

Her ayın ikinci ve dördüncü Pazar günleri gerçekleştirilen ‘2. El pazarı’ 26 Ocak Pazar günü Eski Tamirhane Binası’nda kurulacak.

*- Devrim Şehitleri

Sivil Toplum kuruluşlarından Atatürkçü Düşünce Derneği  Güzelbahçe  şubesinin düzenlediği  ‘Adalet ve Demokrasi Haftasında Devrim Şehitlerimizi anıyoruz’ söyleşisi saat 14.00’den itibaren Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştiriliyor.

*- Göztepe Stadı’nın çevresi yenilendi

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Göztepe-Beşiktaş maçıyla  açılışı yapılacak stadın çevresindeki düzenleme çalışmalarını tamamladı. Büyükşehir’e bağlı İzbeton ekipleri, sarı kırmızılı ekibin yeni stadyumunun çevresindeki çalışmalara yaklaşık iki ay önce başlamıştı.

Çalışmalar kapsamında stadyumu çevreleyen Gürsel Aksel Bulvarı, 15. Sokak, 20/3 Sokak ve İnönü Caddesi baştan sona yenilendi. Taraftarların rahat bir şekilde stadyuma ulaşabilmesi için çevre yollarda altyapı düzenlemesi, asfalt serim ve çevre düzenlemesi yapıldı.

Yayaların güvenli ulaşımlarını sağlamak için de hissedilebilir yüzeyleri ve bordürleri yıpranan kaldırımlar yenilendi. Kaldırım olmayan bölgelere ise yeni kaldırımlar yapıldı.

*-Kentsel Alan ve İnşaat Çalışmaları

Göztepe Gürsel Aksel Stadı’nın çevresindeki düzenleme çalışmaları kapsamında Gürsel Aksel Bulvarı’nda 960 metrelik yeni kaldırım uygulaması ve 480 metrelik orta refüj ve yeşil alan imalatı yapıldı. 20/3 sokakta 300 metre uzunluğunda kaldırım yenilendi. 15. Sokak’ta toplamda 960 metre uzunluğunda kaldırım yenilendi. İnönü Caddesi’nde 2 bin metrekarelik yeşil alan ve park düzenlemesi yapıldı.

15. Sokakta yaklaşık 670 tonluk, Gürsel Aksel Bulvarı’nda yaklaşık 2500 tonluk, 20/3 sokakta ise yaklaşık 480 tonluk asfalt serimi yapıldı.

*- YAŞAR EYİCE

Son Yazılar