RIDVAN KARAPEHLİVAN

RIDVAN KARAPEHLİVAN

Bakırçay Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

Turgut Özal ve Ekonomi

25 Nisan 2021 - 01:52

17 Nisan'da, Türkiye’nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 28. Ölüm yıl dönümü vardı.  

Devlet erkânı ve sevenleri onu anarken onu sevmeyenler de daha çok sosyal medya sayfalarında aleyhine yazdılar.  

Peki, kimdi Turgut Özal?  

10 yıllık Özal iktidarı, benim gençlik yıllarıma denk gelmişti.
 
1983 Kasım seçimlerinden önce İstanbul'da üniversiteye başlamıştım. Özal’ın Saraçhanede yaptığı son mitingini henüz 1 aylık tıfıl bir üniversite öğrencisi olarak izlemiştim.

Özal'ın öldüğü 1993 yılında ise İstanbul Üniversitesinde Yüksek Lisans Çalışmamı bitirmiştim.  

Kürt ve Anadolu kökenliydi Özal;  ailesinin kıt imkânları ile okuyup elektrik mühendisi olmuş yine o yıllarda çok zor olan imkânlar çerçevesinde ABD’de ekonomi mastırı yapmıştı.  

Türkiye’de hem Sabancı ailesinde çalıştı hem de devlette, DPT müsteşarlığı gibi önemli bir görevde bulunmuştu. Yani hem özel sektörün hem de devletin dilini biliyordu.  

Özal, hem Sabancı Ailesi'nin hem de Demirel’in sağ kolu olmuştu.

12 Eylül Darbesi ona parti kurup iktidar olma fırsatı verdi. 6 yıl başbakanlık yaptı; yaklaşık 4 yıl da Cumhurbaşkanlığı yaptı.
 
Hakkında ne derlerse desinler ekonomi konusunda muazzam bir teknik bilgiye sahipti.  

Özal, elbette bir ekonomi teorisi bulmamıştı.

1970'li yıllarda, ABD’li ekonomist “Milton Freidman” tarafından teorisi oluşturulan “Yeni Sağ İktisat Politikalarının” takipçisiydi.

Bu sistemi, batı kapitalist dünyası aslında 70’li yıllarda petrol şoku ile gelen krizleri bertaraf etmek için bulmuştu.

Çünkü devletçi ekonomi, yani Keynesyen sistem artık kapitalizmin dertlerine çare olmuyordu.

Kapitalizm Devri değil, ciddi bir kriz yaşıyordu.  

Teorinin özü şöyleydi: “Devlet ekonomiden elini çekecek, vergi indirimleri ve teşvikler ile özel sektör büyütülecek, insanların geliri artacak ve ekonomik çark yine dönemeye başlayacaktı.”  

Yani Keynes ekonomisinin aksine talep değil, arz cephesinden işe bakıyorlardı.  

Bunun uygulayıcı ağababaları Dünyada; ABD ve İngiltere oldu.

O dönemde başta bulunan Ronald Reagan ve Thatcher bu iktisat politikalarını uygularken, Özal da bu ekolün peşine takıldı.

Özel sektör teşvik edildi. Büyümesi sağlandı, sendikalar yüksek ücretler talep edip özel sektörün karını azaltmasın diye baskılandı, özelleştirmelere başlandı.  

Özal’ın hedefleri büyüktü aslında! 1987 yılında AB’ye tam üye başvurusu yaptı.  

O dönem Özal tarafından yazılan fakat Büyükelçi Gündüz Aktan tarafından kaleme alınan Avrupa’daki Türkiye kitabı büyük yankı uyandırdı.  Üniversiteler de AB kürsüleri kurulmaya başlandı.  

Özal, tıpkı tüm batıyla olduğu gibi Yunanistan ile sıcak ilişkiler kurmaya çalıştı.  Yunanlıların önemli Türkiye ve Osmanlı uzmanı tarihçisi Stefanos Yerasimos’a Türk-Yunan ortak kültürü ve dostluğu hakkında kitaplar makaleler yazdırdı.  

Kuzey Irak ve Kürt sorununa elinden geldiğince farklı bir bakış açısı getirmeye çalıştı.  

Onun döneminde "Azerilere alevi olduğu için yardım etmediği!" iddiası söylense de Türki devletler ile ilişkiler başladı.  

Özal, bugün ondan çok daha fazla görevde kalmış ve çok daha fazla somut şeyler yapmış Demirel’den daha fazla anılıyorsa; iyisiyle, kötüsüyle, sevabıyla ve günahıyla yaptığı bu aykırı işlerdendir.  

Özal, Türkiye’yi bir ekonomik modelden, ithal ikamesi büyüme modelinden çıkararak ihracata dayalı ekonomik büyüme modeline geçiren adamdı.  

Elbette ekonomide bunlar olurken sosyal yaşam da hızla değişti. Bunun iyi yanları olurken kötü yanları da oldu.  

Ama kim ne derse desin, Özal’ın konusu ekonomiydi. Ve O gerçek bir ekonomistti.

Rıdvan Karapehlivan / Bakırçay Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni