Fenerbahçe’de 120. Yıl Ruhu: İsmail Kartal’la Yarım Kalan Hikâye
Fenerbahçe camiası, günlerdir süren belirsizlik ve teknik direktör papatya falının ardından nihayet rotasını çizdi.
10 günlük o sancılı bekleyiş, isimlerin havada uçuştuğu, stratejilerin tartışıldığı süreç, Başkan Aziz Yıldırım’ın "ters köşe" hamlesiyle son buldu.
Fenerbahçe, 120. kuruluş yılında şampiyonluk ateşini, kulübün genlerini en iyi bilen isimlerden biriyle, İsmail Kartal ile yakmaya karar verdi.
Bu sadece bir hoca tercihi değil; aynı zamanda Oğuz Çetin’in futbol direktörlüğü ve Dirk Kuyt’ın teknik kadroya dahil edilmesiyle şekillenen, tam anlamıyla bir "öze dönüş" projesidir.
Peki, ne oldu da ibre bir anda İsmail Kartal’a döndü?
Perde arkasında ciddi bir yönetim içi ikna süreci ve ekonomik gerçekler vardı.
Jorge Jesus isminin masada olduğu ancak Portekizli teknik adamın 8 milyon Euro’luk talebinin yönetim tarafından kabul görmediği biliniyor.
Öte yandan, taraftarın ve camianın gönlündeki en güçlü adaylardan biri olan Aykut Kocaman’ın, isminin 10 gün boyunca speküle edilmesinden duyduğu rahatsızlık süreci tıkadı.
Bu noktada yönetim, hem maliyet hem de camia aidiyeti açısından en "güvenli liman" olarak gördüğü İsmail Kartal’a, yani "kendi evladına" 4. kez emaneti teslim etti.
İsmail Kartal’ın yükü bu kez her zamankinden ağır.
Üçüncü döneminde 99 puan toplayarak bizzat kendi elleriyle inşa ettiği o tarihi mirası, araya giren iki farklı teknik direktörlük denemesinin ardından, bu kez şampiyonlukla taçlandırmak üzere dördüncü kez devralıyor.
Yönetimin beklentisi net: "Şampiyonluğa oynayacağız demiyoruz, şampiyon olacağız diyoruz.".
Bu keskin ifade, Kartal’ın hata payının sıfıra yakın olduğunu gösteriyor.
Ancak tecrübeli teknik adamın elinde çok önemli bir avantaj var; mevcut kadrodaki Fred, İrfan Can Kahveci, Mert Müldür ve Jayden Oosterwolde gibi kilit isimler daha önce onun sisteminde parlamış oyuncular. Yani bir "tanışma evresi" için vakit kaybedilmeyecek.
Saha içine bakacak olursak; İsmail Kartal’ın ön alan baskısını seven, oyunu rakip yarı sahaya yıkan futbol anlayışı Kadıköy tribünlerinin özlediği bir tablo.
Hocanın kafasında, Vedat Muriç gibi bir ismin yanına eklenecek bir başka santrforla çift forvetli bir sistem arayışı olduğu konuşuluyor.
Transferde öncelik ise net: Kaliteli bir santrfor ve sol ayaklı bir stoper.
Ancak unutmamak gerekir ki; Şampiyonlar Ligi 2. eleme turunda Polonya’nın Gornik Zabrze takımıyla oynanacak ilk maça sadece bir ay var.
Samandıra’nın 22 Haziran’da topbaşı yapacağı düşünülürse, transferlerin bu bir aylık dar takvime yetiştirilmesi yönetimin önündeki en büyük sınav olacak.
Burada bir parantez de futbol direktörlüğü koltuğuna oturan Oğuz Çetin’e açmak lazım.
Çetin’in futbol aklı ve iki aydır yürüttüğü planlama, İsmail Kartal’ın sahadaki enerjisiyle birleşirse Fenerbahçe kurumsal bir süreklilik yakalayabilir.
Dirk Kuyt’ın teknik ekibe katılması ise takımdaki profesyonellik ve mücadele gücünü artıracak bir hamle olarak duruyor.
Ancak camiadaki o "arabesk" tavrı da görmezden gelemeyiz.
Fenerbahçe’nin neden sürekli "yarım kalmış hikâyeler" üzerinden eski isimlere döndüğü tartışılması gereken bir konu.
Yepyeni bir vizyonla, taze bir isimle yola çıkmak yerine neden hep bildik limanlara sığınılıyor?
Bu, kulübün kendi değerlerine sahip çıkması olarak okunabileceği gibi, risk almaktan kaçınan bir yönetim refleksi olarak da yorumlanabilir.
Netice olarak; İsmail Kartal için artık mazeret dönemi kapanmış, icraat dönemi başlamıştır.
Kadıköy’deki ilk maçta İsmail Kartal, Oğuz Çetin ve oyuncuların el ele tribünlere gitmesi, o beklenen birliği sağlamak adına kritik bir ilk adım olacaktır.
Galatasaray’ın son yıllardaki hegemonyasını kırmak için Fenerbahçe’nin sadece iyi futbol oynamaya değil, camia olarak tek vücut olmaya ihtiyacı var.
İsmail Kartal bu kez o "kıl payı" kaçan şampiyonluğu, 120. yılın görkemiyle taçlandırabilecek mi?
Yoksa bu dönüş, yine bir "yarım kalmış hikâye" olarak mı tozlu raflarda yerini alacak?
Zaman dar, beklenti devasa; artık top İsmail Hoca’da.
SERKAN TİYANŞAN / MAHALLİ GÜNDEM.COM
Yorumlar
Kalan Karakter: