Nyon’un Soğuk Gerçeği: Ya Plan, Ya Veda!
Avrupa kupalarında mücadele edecek temsilcilerimiz Fenerbahçe, Beşiktaş ve Başakşehir'in eleme turlarındaki rakiplerini belirleyen kura çekimi, İsviçre'nin Nyon kentindeki UEFA genel merkezinde yapıldı.
Çekilen kuralar, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Başakşehir’in Avrupa’daki yol haritasını çizerken, aslında bizlere çok daha derin bir gerçeği fısıldadı: Artık Avrupa’da "çantada keklik" rakip kalmadı; ya gerçek bir planla sahaya çıkacaksınız ya da daha Temmuz sıcağında hayallerinize veda edeceksiniz.
Kura çekiminin en "can yakıcı" sonucu hiç kuşkusuz Beşiktaş’ın hanesine yazıldı. Siyah-beyazlı temsilcimiz, UEFA Avrupa Ligi 2. eleme turunda Danimarka’nın disiplinli ekibi FC Midtjylland ile eşleşti.
Kabul edelim, bu turun çekilebilecek en zor kurasıydı. Midtjylland, sadece bir takım değil; sezona bizden erken başlayan, fizik gücü yüksek ve Franculino gibi 17 maçta 16 gol barajını zorlayan "can yakıcı" yeteneklere sahip bir makine.
Beşiktaş için bu eşleşme bir kader anı; eğer bu turu geçerse sezona devasa bir moralle ve "Avrupa takımı" kimliğiyle girecek; ancak elenirse Konferans Ligi’ne düşüşün getireceği mental yıkımla yüzleşmek zorunda kalacak.
Burada asıl mesele transfer planlaması...
Beşiktaş yönetimi "ince eleyip sık dokumalı" ama bir o kadar da hızlı hareket etmeli.
Aslında aceleci olmak bugüne kadar hep zarar verdi ancak mevcut kadrodaki eksikler ile birlikte Beşiktaş'ın Temmuz sonundaki maça nasıl bir 11'le çıkacağı büyük muamma...
Vlahovic ve Trossard gibi isimlerin konuşulması iştah kabartıcı olsa da, kaleyi yerli mi yoksa bir yabancı mı koruyacak tartışması Beşiktaş’ın önündeki en büyük teknik bariyer.
Bana göre (Altay Bayındır'ı tenzih ediyorum) kalede yerli ısrarı yerine, Şövalye (Lucas Chevalier) gibi elit bir yabancı kaleciyle güven tesis etmek, Trossard gibi bir hücum gücünün yaratacağı etki kadar kritik...
Diğer tarafta Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi yolunda Polonya ekibi Górnik Zabrze ile karşılaşacak.
Podolski’nin takımı olması hasebiyle sempatik görünebilir ancak Şampiyonlar Ligi arenasının şakası yoktur.
Fenerbahçe’de ise gündem rakipten ziyade "kadro mühendisliği" üzerine kurulu.
Seçimi kaybeden Hakan Safi'nin yeni yapılanmaya dair vaadi: "Yıldızlar topluluğu" idi.
Yeniden başkanlık koltuğuna oturan Aziz Yıldırım'ın tarzı ise "birkaç yıldız, çokça asker" modeli...
Nihayetinde Fenerbahçe’nin Galatasaray’ın kadro kalitesine yaklaşması için "elit" dokunuşlara ihtiyacı olduğu bir gerçek.
Transferin 25 Haziran’a kadar yetişmesi vaadi, Górnik Zabrze maçlarının kaderini belirleyecektir.
Dünya futbolunda ise Messi’nin 39 yaşında yaptığı hat-trick, futbolun yaşla değil ruhla oynandığını bir kez daha kanıtladı.
Bu durum, bizim ligimizdeki "yaşlı oyuncu" önyargısına da bir ders niteliğinde.
Ronaldo ve Messi arasındaki o ebedi rekabet, bizim kulüplerimizin Avrupa’daki "winner" karakterini inşa etmesi için en büyük ilham kaynağı olmalı.
Son olarak Başakşehir, Sarajevo veya Inter Turku galibiyle karşılaşacak ki bu turu geçmeleri en doğal beklentimiz.
Ancak unuttuğumuz bir şey var: Bu sezon UEFA Konferans Ligi finali İstanbul’da, Beşiktaş Stadyumu’nda oynanacak. Bu, temsilcilerimiz için sadece bir kupa değil, bir onur meselesi olmalıdır.
Beşiktaş’ın Midtjylland karşısındaki sınavı, Fenerbahçe’nin Górnik Zabrze önündeki disiplini ve Başakşehir’in ciddiyeti, Türk futbolunun 2026-2027 vizyonunu belirleyecektir.
Sahada sadece ayaklar değil, yönetimlerin planları da çarpışacak.
Hazır mıyız?
Yoksa yine "keşke"lerle dolu bir Ağustos gecesi mi yaşayacağız?
Zaman daralıyor, Nyon’un verdiği ödevi yapmak için top artık kulüp binalarında.
Sizce, kadro planlamasında geç kalan mı yoksa "asker oyuncu" modeline sığınan mı daha erken havlu atar?
SERKAN TİYANŞAN
Yorumlar
Kalan Karakter: