HASAN ESER

HASAN ESER

mahalligundem.com Genel Yayın Yönetmeni

Kılıçdaroğlu Büyük Siyasetçi

12 Ekim 2016 - 02:32

Hasan Eser / 12 Ekim 2016 - Kaset komplosuyla devrilen Deniz Baykal’ın yerine seçilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanı olduğu dönemi hatırlıyor musunuz?

 Bir kısım medyanın körüklemesiyle estirilen Kılıçdaroğlu rüzgârları, nasıl da heyecanlandırmıştı, iktidar özlemi çeken CHP’li vatandaşlarımızı…

 Oysa büyük umutlar bağladıkları Kılıçdaroğlu, tek şarkıyla şöhret olan sanatçılardan farksızdı.

 Öyle ki ardı ardına yedi seçim kaybetti.

 Gündemde kalmak adına marjinal haberlere konu olan ünlüler misali…

 Şimdilerde ise sıra dışı açıklamalarıyla dikkat çekmeye ve sürekli adından söz ettirmeye çalışıyor Kılıçdaroğlu…

 Çünkü bu ülkede konuşulmadığınız, yani adınızın telaffuz edilmediği gün bittiğiniz gündür.

 Hatırlayınız, Süleyman Demirel, Turgut Özal’dan bahsederken adını söylemez, Çankaya’daki zat diye hitap ederdi.

 Belki inanmayacaksınız ama size bir sır vereyim.

 Siyasetçi olsanız sürekli birileri tarafından eleştirilmek ister misiniz?

 ‘Bunu hiç kimse istemez’ dediğinizi duyar gibiyim.

 İşte siyasetçi olmadığınız için yanılıyorsunuz!

 Öyle ki gazetecilik kariyerimde, “Beni en acımazsız şekilde sürekli eleştirmeni istiyorum” diyerek, tarafıma rica minnet eden siyasetçilerle karşılaştığım bile oldu.

Bakınız…

Sayın Kılıçdaroğlu,  geçtiğimiz günlerde kendisine hakaret eden gazetecileri bile mahkemeye vermediğini söylemiş.

Demem o ki…

Türkiye’de siyaset yapmanın püf noktasını çok iyi kavradığına inandığım Kılıçdaroğlu, birilerinin sandığı kadar zayıf bir siyasetçi değil, aksine işi biliyor.

Kılıçdaroğlu’nun siyaseten beslendiği tek kaynak, Anti-Erdoğan’cılar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve AK Parti’yi ağır ithamlarla eleştirmesi Kılıçdarooğlu’nun birçok farklı yönden işine geliyor.

Ne söylediğinin veya neyi savunduğunun inanın hiçbir önemi yok!

Zira Kılıçdaroğlu yüklendikçe, Anti-Erdoğan’cılar rahatlıyor, hem de bin doktora bedel bir rahatlama…

Diğer taraftan polemikler başlıyor, Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Bakanı, Milletvekili derken herkes Kılıçdaroğlu’na cevap vermek için sıraya giriyor.

Derken konular basına yansıyor.

Muhabirler Kılıçdaroğlu’nun gündeme getirdiği konunun uzmanlarına mikrofon uzatıyor.

Yazarlar köşelerini tahsis ediyor.

Televizyon programlarında tartışmalar Kılıçdaroğlu’nun eleştirileriyle başlatılan polemikler üzerinden yapılıyor.

Yineliyorum!

Kılıçdaroğlu, tüm dikkatleri üzerine çekmesini ve gündemde kalmasını iyi biliyor.

Kılıçdaroğlu, eski önemli siyasetçilerimizin bileşkesi gibi…

Bazen İsmet Paşa (İnönü)  misali işine geleni duyuyor.

Bazen Süleyman Demirel gibi alakasız cevaplar veriyor.

Bazen de Bülent Ecevit’in duygusal kişiliğine bürünüyor.

Eskinin birçok siyasetçisi gibi rüzgârı arkasına alarak konuşuyor.

CHP’nin kendisinin önderliğinde iktidara gelme gibi bir şansı olmadığı için de, söylemlerinde gayet cömert davranabiliyor.

Hatta bazen ipin ucunu öyle bir kaçırıyor ki,  sinir uçlarına dokunduğu iktidar partisinin temsilcileri  ‘bekara karı boşamak kolay’ diye kendini paralıyor.

Ayrıca dünkü söylediklerini bugün söyledikleriyle hiç kimse karşılaştırmadığı için Kılıçdaroğlu, aklına geldiği gibi konuşmaktan imtina göstermiyor.

Bahse girerim ki, bu kayıkçı kavgasını andıran polemikler, en çok da AK Partililerin hoşuna gidiyor.

Çünkü Kılıçdaroğlu ve basın (siyaseten) saldırdıkça AK Parti güçleniyor.

Recep Tayyip Erdoğan eleştirildikçe, taraftarları da etrafında daha çok kenetleniyor.

Özetin özeti…

Siz bakmayın Yenikapı ruhunun bozulduğundan şikâyet edenlere…

Onlar Fenerbahçe & Galatasaray misali birbirini tetikleyerek var eden iki büyük olgu.

Eğer AK Parti olmasaydı CHP’nin başında Kılıçdaroğlu olmazdı.

Ya da Kılıçdaroğlu CHP’nin başında olmamış olsaydı, AK Parti bugün tek başına iktidar olamazdı.

YORUMLAR

  • 0 Yorum