HASAN ESER

HASAN ESER

hasaneser35@gmail.com
  • Youtube
  • Instagram

Kasaba siyasetinin cilvesi...

13 Mart 2019 - 18:32 - Güncelleme: 14 Mart 2019 - 00:56

Foça'da siyasetin algoritması değişti.

Mesela...

Sosyal medya beğenileri üzerinden çıkarım yapanlar var.

Öyle ki sosyal medya paylaşımlarında en çok beğeniyi alanın seçimi kazanacağına inanılıyor.

Halbuki sosyal medya yanıltıcıdır. Ki öyle olmasaydı, 24 Haziran öncesinde, sosyal medyada fırtınalar estiren Muharrem İnce'nin bugün Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturması gerekmez miydi?

MİTİNG PARADOKSU

Tıpkı sosyal medyanın ölçü olarak algılanması gibi, mitinglerde toplanan insan sayısı üzerinden sonuç çıkaranlar da var.

Tabii mitingini daha kalabalık göstermek için otobüslerle başka il ve ilçelerden insan taşıyanlar da, bahse konu algının değirmenine su taşımaktan geri durmuyorlar.

Oysa meydanlar da aldatıcıdır.

Yine 24 Haziran'dan örnek vermek gerekirse, Muharrem İnce'nin meydanlarda topladığı kalabalığın çokluğunu ve adeta yeri-göğü nasıl inlettiğini unutmamak gerekir. Peki sonuç: Adam kazandı.

Geçen hafta sonu Foça'ya gelen CHP'nin İzmir büyükşehir adayı Tunç Soyer, burada Demokrasi Meydanı'nda toplanan Foçalılara hitap etti. 

Bazı siyaset bilimciler(!) kalabalığın yetersiz olduğu ve coşkunun akim kaldığı tespitini yaptı.

Maalesef ben aynı fikirde değilim!

CHP, Foça'da 29 Mart 2009 tarihinde yaptığı mitingden sonra, tarihinin en kalabalık mitingini Tunç Soyer ile yaptı.

Hatırlıyorum da 2014 yerel seçimleri öncesinde de dönemin İzmir Büyükşehir adayı Aziz Kocaoğlu da seçim çalışması için Foça'ya gelmişti.

Aynı meydanda, bir avuç (çoğu belediye personeli) insana hitap etmişti.

Hatta sevgili Tuncay Kır, durumu karikatürize eden bir fotoğraf paylaşmıştı.

İŞTE O FOTOĞRAF

İlginçtir! Aziz Kocaoğlu'nun o gün sen, ben, bizim oğlana konuştuğunu görmezden gelenler; bugün Tunç Soyer'in Foça'da topladığı kalabalığı yetersiz görüyorlar.

Yine 2014 yerel seçiminden bir gün önce, Gökhan Demirağ'ın aynı meydanda yaptığı mitingde, bir avuç insana (belediye personeline) hitap ettiğini, ama buna rağmen Aziz Kocaoğlu ile Gökhan Demirağ'ın o seçimin kazananları olduklarını da unutmamak gerekir.

O seçimde, şimdiki Cumhur İttifakı'nın Foça adayı olan isim, Demokrasi Meydanı'nda Foça tarihinin en kalabalık mitinglerinden birini yapmıştı.

Ama... Seçimi meydana kalabalığı toplayan değil, doğal olarak sandıkta en fazla oyu alan kazandı.

Diyeceğim o ki, meydanlarda toplanan kalabalıklara da fazla aldanmamak gerekir.

BELAGAT USTALIĞI 

Ben, Foça'daki Cumhur İttifakı'nın adayını Türk siyasetinin renkli simalarından Osman Bölükbaşı'na benzetiyorum.

Osman Bölükbaşı da tam anlamıyla bir belagat ustasıymış,  nerede konuşma yapacak olsa, insanlar orayı hınca hınç doldururmuş, ama sandıkta aynı teveccühü bulamazmış.

Foça'da da Cumhur İttifakı'nın adayına oy vermediği halde, 'acaba bu defa ne diyecek' diye sadece merakından meydana giden o kadar çok insan tanıyorum ki...

Ne yalan söyleyeyim,  2009'da Demokrat Parti adayı Nurcan Dağlı'ya, 2014 ise DSP adayına oy verdiğim halde, mezkur adayı her daim yerinde dinlemekten de geri kalmadım.

Misal, Hacı Muharrem'e de oy vermedim, ama 24 Haziran mitinglerinin tamamını, hem de ne büyük keyifle dinledim. Haa! Arada boş konuşuyor; ama yukarıda Allah var güzel konuşuyor.

Uzatmayalım, bilimsel anketlerin bile güven vermediği bir ortamda, ne sosyal medya beğenileri, ne de etkinliklere olan katılım, seçimin sonucuna işaret eden bir öngörü olamaz. Olsa da yanıltıcı olur.

Son olarak...

Sosyal medyada sayfa sahipliğini medya patronluğuyla karıştıran birileri, tavşana kaç tazıya tut diyor.

Önce panik havası yaratıp sonrada kurtarıcılığa soyunanlar, tatlı su kurnazlığının farklı örneklerini sergiliyor. 

Sosyal medya üzerinden sözde destek yazıları paylaşanlar; seçimin her iki aday için de çantada keklik olmadığını ve  belli başlı grupların belirleyici konumda olacağının mesajını subliminal yöntemlerle vermeye çalışıyor.

Kasaba siyasetinin cilvesi olsa gerek, herkes kendini kıymetlendirmeye çalışıyor.

Bir zamanlar Foça'da siyaset tarzına hayran olduğum bir ağabeyim vardı; masasına pazarlık yapmak üzere oturanlara "Ben senin oyunla belediye başkanı olacaksam, olmayayım... "diyerek, hak edene haddini bir güzel bildirirdi.

Şimdilerde bakıyorum da O da düzenin parçası olmaya meyilli gibi bir izlenim veriyor?

Son Yazılar