HASAN ESER

HASAN ESER

hasaneser35@gmail.com
  • Youtube

İlgililerin yetkisiz, yetkililerin ilgisiz olduğu bir Foça'da...

22 Ekim 2019 - 19:42 - Güncelleme: 22 Ekim 2019 - 21:05

Yıllar önce okuduğum bir köşe yazısında, Türkiye’nin dört bir tarafını gezip toplumun nabzını tutan gazeteci-yazar Yavuz Donat’ın gittiği her şehirde, mutlaka o şehrin sahaflarını gezdiğini öğrenmiştim.

İşte o anda zihnimde bir şimşek çaktı ve o gün bugündür ben de sahaf müdavimleri kervanına dahil oldum.

Öyle ki İzmir’e yolum ne zaman düşse, soluğu sahaflarda alırım.

Özellikle de Karşıyaka Çarşısı’ndaki ‘Smyrna Kitabevi’ müdavimi olduğum mekanlardan biridir. 

Ne zaman kapıdan içeri girsem, işletmecinin ‘eyvah yine geldi’ tepkisi yüzünden okunur. Çünkü en az 3-4 saat orada kalacağımı bilir.

Evet, deyim yerindeyse ben orada kendimi kaybediyorum. İğneyle kuyu kazar gibi raflardaki sayısız (eski) kitabı adeta didik didik ediyorum.

Ne yalan söyleyeyim, sosyetik kitapçılarda PR desteğiyle satılmakla birlikte popüler kültüre ait kitaplarla ilgilenmek yerine, sahaftan aldığım eski kitapları okumak/incelemek bana çok daha faydalı geliyor.

Kitapların yanı sıra eski mecmualar, broşürler ve kitapçıklar da sahaf hazinelerinin değerli parçalarından…

Geçenlerde yine uğradığım bir sahafın raflarını karıştırırken elime Foça ve Çeşme’ye ait bir tanıtım kitapçığı geçti.

Boyut Yayın Grubu etiketiyle basılan o tanıtım kitapçığı Hürriyet gazetesinin okurlarına armağan olarak dağıtılmış. Kitapçığın üzerinde tarih bulunmuyor ama içeriğini okuduğunuzda 1990’lı yıllara ait olduğu anlaşılıyor.

Kitapçığın ana teması Foça ve Çeşme. Ancak ucundan kenarından Seferihisar-Sığacık’tan da bahsediliyor.

Lafı dolandıracak değilim. 

Kitapçıkta derinden bir ah çekerek okuduğum satırlar Foça’nın o ışıltılı yıllarını hatırlattı bana.

‘Nereden nereye…’ diye terennüm etmekten de alamadım kendimi.

Nitekim anlatıma göre; Foça o yıllarda Çeşme’ye göre çok daha popüler bir turizm kenti konumunda.

Ne var ki günümüzde (kalite noktasında) Çeşme/Alaçatı ile Foça’yı mukayese bile edemeyiz.

Zira gelinen noktada Çeşme, sürekli magazin programlarına ve ulusal/uluslararası yayınlara konu olan bir turizm markası konumundayken…

Güzel Foça’mız da Mimar Metin Öngünşen’in deyimiyle, “beyaz donla denize girenlerin cenneti” konumunda.

Kitapçığın sayfalarından altını çizdiğim bir satırda aynen şöyle diyor: “Özellikle Norveçli turistlerin tercih ettiği Foça, tam anlamıyla bir halıcı ve kilimci cenneti…”

Doğru! O yıllarda Foça’da halıcı, kilimci, derici, antikacı gibi yabancı turistlere yönelik mekanların sayısı epey fazlaydı.

Şimdilerde ise o mekanların neredeyse tamamı ekmek arası balık/döner gibi ürünlerin satıldığı işletmelere dönüştü.

Uzatmayayım, Foça sadece 5 bin yıllık tarihiyle değil, yakın tarihiyle de efsane oldu.

Foça’nın güzelliği eski fotoğraflarda, kitaplarda, hatıralarda ve hafızalarda kaldı.

Foça’nın bir türlü değişmeyen makus talihi; bundan sonra da değişecek gibi görünmüyor.

Çünkü, Foça’da son 30 yıldır göreve gelen her belediye başkanı gideni aratır oldu.

Oysa 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri ve Dr. Gökalp Müstecaplıoğlu, Foça için büyük bir şanstı.

Ama… CHP o şansı değerlendiremedi. Halbuki Foça’nın kanayan yarasına ancak Müstecaplıoğlu gibi vizyoner bir isim merhem olabilirdi.

Dr. Müstecaplıoğlu, “HDP’ye yakın…” iftirasıyla yıpratıldı. Ve böylelikle hem kendisinin hem de Foça’nın önü bir kez daha kesilmiş oldu. 

Foça, maalesef ki yaptığı zorunlu tercihlerin sonuçlarını yaşamaya devam ediyor.

Foça’da her dönem aynı senaryo sahneye konuluyor. 30 yıldır 2 kötü seçenekten birine mecbur bırakılan Foça halkı, her seferinde kötünün iyisine oy vermek zorunda kalıyor.

Ve her seferinde kaybeden Foça oluyor.

Foça gibi önemli bir şehrin ikbali, kişilerin kazanımlarıyla sınırlı kalıyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Saraydakiler ayrı millet ayrı dünyada yaşıyor” dediği gibi…

Foça Belediyesi’ndekiler ayrı millet ayrı dünyada yaşıyor. Öyle değil mi?

Uzun yazının kısası, ilgililerin yetkisiz, yetkililerin ilgisiz olduğu bir Foça’dan çok da fazla bir şey beklememek lazım.

Günün sözü: Ehven-i şer, şerlerin en kötüsüdür! (Mustafa Kemal Atatürk)

Not: Foça Demokrasi Meydanı'na dikilen zeytin ağacının gerçek öyküsü... Çok yakında! 

Son Yazılar