Foça'da belediye meclis üyeliği...
HASAN ESER

HASAN ESER

hasaneser35@gmail.com
  • Youtube
  • Instagram

Foça'da belediye meclis üyeliği...

16 Şubat 2019 - 20:45 - Güncelleme: 16 Şubat 2019 - 21:20

Bir zamanlar Foça'daki siyasi partiler belediye meclis üyeliği aday listesine yazacak isim bulamazlardı.

Meclis üyeliği kimsenin umurunda olmadığı gibi, işi-gücü yerinde olan insanlar da bu görevi "angarya" olarak görürdü. 

İşi-gücü yerinde olmayanlar da meclis üyeliğinin mesuliyet gerektiren bir görev olduğunun bilincindeydi.

Konuyu daha da tabana indirgersek, liyakat açısından kendisinin bu göreve layık olmadığını düşünenler de haddini bilirdi. 

Özellikle partili vatandaş 'ben yoksam gerisi tufan' anlayışıyla hareket edip bireysel düşünmezdi. 

Gerçek bir partili nezdinde, meclis üyeliği için üç önemli kriter vardı!

1- Doğruluk, dürüstlük, güvenilirlik, tevazu ve kişilerin toplumdaki karşılığı. 

2- Meclis üyeliğine aday gösterilen kişilerin partiye/adaya ilave ne kadar oy getireceği.

3- Seçilecek kişilerin özellikle teknik konularda belediyeye, memleketine ve halkına ne kadar yarar sağlayabileceği.

Doğrusu da bu değil miydi?

Muharrem İnce, sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın  cumhurbaşkanlığı için eğitiminin eksik olduğunu iddia ediyordu. 

Bir anlığına İnce'nin iddiasını doğru kabul ederek söylüyorum; sayın Erdoğan nihayetinde en iyi olduğu işi, siyaseti kusursuz bir şekilde yapıyor. Yönetimsel kısmını da alanında uzman kişilerden  oluşturduğu bakanlar kabinesiyle yürütüyor. Nitelikli kabineyle de sınırlı kalmıyor. Üzerine bir de İbrahim Kalın başta olmak üzere, son derece donanımlı isimleri kurmay heyetine dahil ediyor. 

Ha, uyguladığı politikalar doğru ya da yanlıştır orasını bilemem! 

Şunu anlatmak istiyorum: Özellikle kasabalarda belediye başkan adayı olan kişilerin siyasetteki karşılığı, kent genelinde ne kadar sevilip-sayıldığı ve topluma verdiği güvenle ölçülüyor. 

Yani kasaba siyasetinde, belediye başkan adayını belirleme ve seçme noktasında, ne aristokrasi ne de teknokrasi eğilimleri geçerlidir. 

Nitekim böyle olmasaydı, bugün Türkiye'nin birçok kasabasında doktor, profesör ve  akademisyen titri olanlar belediye başkanı olurdu.

Misal, komşu ilçemiz Menemen'i 4 dönem üst üste yöneten  sayın Tahir Şahin lise mezunudur. Tahir Şahin'in Menemen'in yerli halkından olmasıyla beraber esnaf kökenli olması da kendisinin en büyük avantajıdır. 

Basite indirgemek için söylemiyorum! 

Zira Türk siyasetinde kalıplaşan "İçinizden Biri"  sloganı öyle tesadüfen kullanılmış ve kabul görmüş bir söylem değildir. 

24 Haziran seçimleri öncesinde de ısrarla 'diploma' söylemi üzerinden siyaset yapmaya çalışan Muharrem İnce'nin de anlayamadığı ya da anlayıp da kabul edemediği gerçek buydu.   

Konunun özüne dönecek olursak...  

Halk kendi içinden birinin belediye başkanı olmasını istiyorsa... 

O zaman burada yapılması gereken, belediye meclislerinde liyakat sahibi isimlerin olmasıdır. 

Peki, Foça'da durum nedir?

En başta anlattığım gibi, Foça'da "meclis üyeliği" eskiden hemen herkese külfet olarak görülürken... 

Şimdilerde ise meclis üyeliği (tüm partilerde) herkesin hedefi oldu. 

Neden?

Çünkü burada üç dönem belediye başkanlığı yapan sayın Gökhan Demirağ, Foça'da belediye meclis üyeliğini o kadar kıymetlendirdi ki...

Keyifli seyahatler, muhteşem ziyafetler, pırıltılı davetler, bolca şan-şöhret ve itibar!

Şu üç günlük dünyada kim istemez; zevkusefa içinde, bir eli yağda, bir eli balda yaşamayı?

Ama... 

Ne demiş atalarımız: Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar!

Ve o gün bugündür! 

Foça'da geçen dönem olduğu gibi, belediye meclisi liste savaşları bir kez daha gündemde. 

Bu arada kiminle konuşsam, kendisinin ne kadar önemli bir insan olduğundan bahsediyor. 

Halbuki benim güzel kardeşim, madem o kadar çok seviliyorsun, madem halk seni istiyor, madem bu kasabanın olmazsa olmazı sensin, o zaman o çok arzuladığın meclis üyeliğine niçin bağımsızdan talip olmuyorsun? 

Bir de yerel seçimler yaklaştığında, ideolojiden, partiye aidiyet duygusundan dem vuranlar var, ki bu tipler benim favorimdir.  

Aziz Nesin'in romanından beyazperdeye uyarlanan ve Kemal Sunal'ın başrolünde oynadığı bir sinema filmiyle aynı lezzettedir; onların siyasi serüvenleri. 

Zaten... "İnsanın içinde ne eksikse diline o vurur" sözünü boşuna mı demişler. 

Nitekim geçmişte nelerine şahit olduk...

"Ben atadan partiliyim, dededen neferim, partime şöyle sadığım, davamıza böyle inançlıyım..." deyip de listede adını görmediği gün soluğu karşı partide alanlardan tutun da, parti içinde kalıp gizliden ihanet edenlere bile rastlamadık mı? 

Şimdi... 

Foça'da merkez sağdan belediye meclis üyesi olmanın şartları belli! (Merak eden araştırıp öğrenir) 

CHP'ye gelince...

Gökhan Demirağ, 2014 yerel seçimleri öncesinde belediye meclis üyelerini belirlerken, listenin ekseriyetinde, sanırım kendisiyle biraz daha uyum içinde çalışabilecek isimleri tercih etmişti. 

Aslında daha önceki dönemlerde, liyakate ve siyasi dengelere son derece önem veriyordu CHP Foça İlçe Örgütü. 

Bugün de aynı hassasiyette olduklarını düşünüyorum.  

Ancak... CHP'nin bu dönem nazar-ı dikkate alması gereken bir husus daha var: Sadakat

Dikkat çekmek istediğim hususun detayını zamanı gelince anlatacağım. 

Ama tek bir cümle ile özetlemem gerekirse, Foça'da topyekun siyaseti dizayn etmeye çalışan ve kendisini çok akıllı zanneden birinin, sinsi hesaplar üzerinden kaleyi içeriden çökertmenin zeminini hazırlamaya çalıştığının da fevkalade farkındayım. 

Zat-ı alileri "Birkaç ay içinde her şey çok güzel olacak..." diye umut dağıtmaktan da geri durmuyor.

Günün sözü: Ben bu oyunu bozarım! (Tatar Ramazan) 

Son Yazılar