HASAN ESER

HASAN ESER

mahalligundem.com Genel Yayın Yönetmeni

CHP'ye İktidarın Yolu Gözüktü!

17 Nisan 2017 - 00:50

Hasan Eser / 17 Nisan 2017 -

Bir şeyi kırk kere söylersen olurmuş.

CHP’liler o kadar çok, ‘Hayırlısı olsun’ diye dua ettiler ki, Tanrı bile bu dualara kayıtsız kalmadı.  

Ve duaların kabulüyle ülkemiz için en hayırlısı oldu.

Sırayla değerlendirmek gerekirse... 

Yüksek Seçim Kurulu'nun ‘mühürsüz oyları’ geçerli sayması, referanduma mühür vurdu.

Anadolu halkının yedi düvele karşı kazandığı bu kutlu zafer, keşke böyle tartışmaların gölgesinde kalmasaydı.

Bu noktada en manidar açıklamayı Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yaptı.

Şöyle dedi: “Atı alan Üsküdar'ı geçti

Ey Hasan Eser, bu sonuçtan ötürü vicdanın rahat mı?” diye soracak olursanız, çok rahat!

Neden mi? Anlatayım…

15 Temmuz darbe girişiminden sonra Türkiye’nin ikinci keskin virajı olarak görülen 16 Nisan hakkında söylenmedik söz, atılmadık iftira ve yapılmadık eleştiri kalmayınca…

Avrupa, FETÖ, PKK ve HDP’nin ‘Hayır' çatısı altında birleştiğini düşününce…

Teşbihte hata olmazmış,  aklımıza 1986 Dünya Kupası geldi.

Hatırlarsanız, Maradona İngiltere’ye elle attığı o golün ardından 'O el benim değil, Tanrı'nın eliydi' demişti.

Hayırcıların tabiriyle;  “Kıl payı kaçan referandum”un sonucunda da muhakkak ki Tanrı’nın eli olmalı.

İşin gırgırı bir yana…

Nevi şahsına münhasır bir referandum yaşadık.

İlginçtir ki kaybedenler sevindi, kazananlar üzüldü.

Zira ‘Evet’ kanadının beklentisi daha yüksekti, minimum yüzde elli beş öngörülüyordu.

Peki, AK Parti &  MHP ittifakına rağmen,  niçin beklenen fark gerçekleşmedi?

Evet,  yanlış soru sorarsanız doğru cevabı bulamazsınız!

Çünkü Türkiye’de başkanlık sistemine olan destek yüzde 35’lerdeydi.

Yani sistem değişikliği matematiksel olarak imkânsızdı. Dolayısıyla AK Parti’nin MHP ittifakı ile yakaladığı sinerji yüzde 35’lik bu desteği yüzde 51 noktasına taşıdı.

Öte yanda Tayyip Erdoğan’ın 2014’te yüzde 52 ile Cumhurbaşkanı seçildiğinden yola çıkarak, “Yahu MHP’nin ne faydası oldu ki?” diyenler var.

Yanılıyorlar! Ki MHP ittifakı dışarıdan tek bir oy bile getirememiş olsa bile,  yüklediği sinerjiyle AK Parti seçmenine adeta güven aşıladı. Yani bahsettiğimiz yüzde 35’lik destek, anca bu sinerjiyle yüzde 51’e ulaşabildi.

Burada asıl soru şu olmalı: MHP’nin desteği niçin beklenenin altında kaldı?

Tabii ki, MHP’de parti içindeki muhalif kanattan ‘evet’ oyu beklemek biraz ütopik olurdu.

Sayın Devlet Bahçeli’nin izinden giden MHP’lilerin aklını da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok bilen medyatik danışmanları karıştırdı.

Sinek küçük ama mide bulandırır misali…

Federasyon söylemi MHP’lilerin son dönemeçte fikrini değiştirdi.

Hemen akabinde bu konuyu NTV’de değerlendiren MHP Lideri Bahçeli’nin   “Eyalet sistemini getireceğiz diye bir danışman, cumhurbaşkanı danışmanı olarak söylüyor ve cumhurbaşkanı da buna ses çıkartmıyor kabulleniyor ise o zaman 2 gün içinde eyalet sistemine karşı olan, üniter yapıda düşüncesi olan ülkücülerin kararı ne olabilir?" sözleri gündeme oturdu.

Acaba…

Sayın Bahçeli’nin bu sözleri ülkücü camiada ‘serbestsiniz’ şeklinde mi algılandı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, durumu düzeltmeye çalıştı ama  söz konusu danışman görevden alınmadığı için bu söylemler yetersiz kaldı. Çünkü kafalarda soru işareti oluştu bir kere.

Hâlbuki danışman dediğiniz kişi, hizmet ettiği kişi ya da kuruma bilgi birikimi ile fayda sağlar. Fikirleri ile yol gösterir. Öngörüleriyle olası olumsuzlukları bertaraf eder ve sütre gerisinde kalır.

Çünkü danışman oynayan değil, oynatandır.  Bunun içindir ki,  “Oynatan değil, oynayan kaybeder” sözü vecizdir.

Bundan ötürü Sayın Recep Tayyip Erdoğan bu saatten sonra (Sayın İbrahim Kalın’ı tenzih ediyorum) her gün kanal kanal gezen, gazete sayfalarından inmeyen ve öne çıkmak için adeta birbiriyle yarışan medyatik danışman kadrosuna bir çeki düzen vermelidir, vermek zorundadır.

Şimdi gelelim kaybederek sevinenlere…

Peşinen söylüyorum ki, bu yeni sistem daha ilk gününden CHP’ye iktidar olma şansı tanıdı.

CHP’nin bu ülkede (parlamenter sistemde)  sittin sene iktidar olma gibi bir şansı olmadığını herkes bilir.

Şimdi şöyle düşünelim:

16 Nisan referandumu bir başkanlık seçimi olsaydı ve  ‘Hayır’  kampanyasında olduğu gibi CHP tüm anti Erdoğan’cıları tek bir çatı altında toplasaydı ki böyle bir durumda MHP’de kendi adayını çıkaracaktır.

Hal böyle olunca parlamenter sistemde yüzde 25/30 bandından kurtulamayan CHP’nin iktidar olma şansı var mıydı, yok muydu?

Türk siyasetinde bir söz vardır: İstanbul’u alan iktidarı alır.

Zira Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyaseten doğuşu ve varoluş nedeni de İstanbul’dur.

Yine Refah Partisi döneminden buyana kale niteliğinde olan Ankara’da iktidar partisi için göz ardı edilemez.

İşte 16 Nisan’da böylesine önemli metropollerde bile kazanan muhalefet oldu.

Demek ki neymiş:  daha sağlıklı bir yapılanma ve ‘Denize dökeriz’ gibi söylemlerden vazgeçmesi halinde artık CHP’nin de iktidar olma şansı var.

CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu 16 Nisan’ın siyaseten tek kazananıdır.

Bu saatten sonra CHP, önümüzdeki ilk seçime odaklanmalı ve siyaset üretmelidir. Kaldı ki, bu referandum sonucu olası bir erken seçime gebedir.

HDP HALEN GÜÇLÜ MÜ?

Referanduma üç gün kala yine bu köşede gazetemizin kıymetli yazarı Engin Civan’ın yazısını destekleyen bir yazı kaleme almış ve güneydoğudaki seçmenin önemini vurgulamıştım.

Bugünkü tabloya baktığımızda, Güneydoğu sayesinde, sandıktan az kalsın ‘Hayır’ çıkıyordu.

Bu sonuç; sanıldığının aksine HDP’nin bölgede halen güçlü olduğunu ortaya koydu.

Haliyle Kürt milliyetçiliğinin yoğun olduğu Güneydoğu yörelerimizden, Türk milliyetçiliğini savunan MHP ile aynı çizgide durmasını bekleyemezdik.

AK PARTİ REFERANDUMU NASIL OKUMALI?

Bugün bir kez daha gördük ki AK Parti’nin varoluşunun ve yaşamasının yegâne nedeni: Recep Tayyip Erdoğan

Yani Erdoğan’ın olmadığı bir AK Parti iktidarı her daim yıkılmaya mahkûm!

AK Parti, “1-0 olsun bizim olsun” diyerek futbol mantığıyla düşünmek yerine bu referandum sonucundan gerekli dersleri çıkarmak zorundadır. ( Tıpkı 7 Haziran sonrası toparlandığı gibi)

Öncelikle rövanşist duygular acilen terk edilmelidir.

Referandumda çıkan sonucun beklenenin altında olmasını MHP’ye yüklemek, dolayısıyla günah keçisi ilan edercesine MHP’yi suçlama gibi olası bir gaflete düşmek, her iki partiye de zarar verecektir.

Temelinde milli görüş olan AK Parti bugünkü gücüne ittifaklarla ulaşmış bir partidir.

Bunun içindir ki AK Parti’nin yalnızlaşma yerine yine uzlaşmalar üzerinden bir politika gütmesi gerekir.

Öte yandan elim kalem tuttuğu sürece yazmaktan vazgeçmeyeceğim. İzmir başta olmak üzere il ve ilçe teşkilatlarının AK Parti’ye faydadan çok zararı vardır. AK Parti teşkilatlarının kapısına kilit vursa oyunu en az yüzde 10 artırır.

Lafı dolandırmadan söylemek gerekirse; AK Parti’de yeniden yapılanmaya acil ihtiyaç vardır.

Ayrıca…

İki kişiden birinin ‘Hayır’ dediğini göz önünde bulunduracak olursak…

Önümüzde ki bu yeni dönemde Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın da siyasi arenada biraz daha esnek davranması halinde toplumun bir kesimi ile arasında olan buzları eriteceği kanaatindeyim.

İlaveten…

Tercihini Evet’ten yana kullanan ve bu tercihini herkesten önce beyan eden bir vatandaş olarak düşüncem odur ki, en azından sistem oturasıya kadar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yasa gereği Partisine üye olmasının doğal, ama hemen ertesi günü Genel Başkanlığa aday olmasının çok erken olduğunu düşünüyorum.

Son olarak…

Referandumdan ‘Evet’ çıkması ileri demokrasi adına ülkemiz için sevindiricidir. Ancak seçim ve siyasi partiler kanunu değişmediği taktirde Türkiye demokrasisi topal kalacaktır.

Not: Referandum seçim değildir, artı bir oy kuralı geçerlidir. Yani sevgili CHP’li dostlarım size naçizane tavsiyem şudur: Başarısızlığa bahaneler bulacağınıza başarıya giden yolu bulun!

Not -2: Foça’nın renkli simalarından Mimar Metin Öngünşen,  ‘Ben karpuz kabuğu suya düşmeden denize girmem” demiş. Elçiye zeval olmazmış. Hüsnü Bey’den rica ediyoruz, Metin Bey’i   hiç olmazsa Haziran ayında filan dökseniz! 

YORUMLAR

  • 0 Yorum