ENGİN CİVAN

ENGİN CİVAN

Küresel Gündem

Hatay konusu...

01 Mart 2020 - 22:53

Heyhat… Tam tamına 2 sene olmuş.

Suriye işi uzarsa, dozu kaçarsa; ‘Hatay masaya gelir mi?’ diye sormuştum.

5 Mart 2018’de bırakın yazmayı bunun lafını bile eden yoktu.

Vladimir Putin’in başkanlığındaki Türkiye’nin dostu(!) kuzey komşumuzun haber ajansı ‘Sputnik’ dün bir haber geçti: “Hatay çalıntı topraktır”

Abdülhamid’in en önemli Osmanlı padişahlardan birisi olduğu tartışılmaz. O günkü Osmanlı’nın durumunda dahiyane bir ‘Denge Politikası’ izleyerek İmparatorluğun ömrünü en az 50 sene uzatmıştır.

Ne ki o günkü dünya bugünkü dünya değil. Henüz ‘Suriye’ diye bir ülke yok, İsrail diye bir ülke de yok, hatta İran bile daha doğru dürüst oyuncu değil.

Osmanlı, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya, Amerika’yla aynı masada oturuyor.

Bugün farklı bir dünyadayız.

Türkiye ‘Big Power’ değil, bölgesel güç.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu babaları pratik deneyimle öğrendikleri için gücümüzün sınırlarını hücrelerine kadar hissetmişler.

Suriye politikasının tırmanışının mimarı Davutoğlu gibi hayal dünyasından gelmiyorlar, bizzat barut kokusunu tadarak bu sonuca varıyorlar.

2 erkek evladı babası olarak şehit olan gençlerinin acısı benim de yüreğimi sızlatıyor.

Acı büyük!

Fakat şunu eklemek zorundayım; Poker masasına oturduğun zaman cebinde ne kadar çipin var ve ne kadarını kaybetmeye tahammülün var, baştan hesap edeceksin. 

Mevzu derin…

Bu konudaki düşüncelerimin detayını saklı tutmakla beraber 05. 03. 2018 tarihinde - "Hatay masaya gelir mi?” başlığı altında kaleme aldığım yazımı yeniden okumakta ve hatırlamakta fayda var diyorum.

Buyrun birlikte yeniden okuyalım. 

"Bu hafta sonu Washington’da şiddetli rüzgar var. Hava boran havası. Deyim yerindeyse hayat felç olma noktasında geldi. 

Soğuktan korunmak için üşenmedim; kovboy usülü bir kuru fasulye pişirdim. Amerikalılar bu yemeğe ‘Chilli’ der.

Yemeği pişirirken aklıma çocukken izlediğim Western Kovboy filmleri geldi.

Hatırlarsınız! John Wayne filan iyi adam rolünde kötülerle mücadele eder ve hep kazanan taraf olurdu. 

Yemek olarak da devamlı 'Chili' yerlerdi. 

Kovboy yemeğini pişirirken...

Amerika’ın şu anda Suriye’de izlediği dış politika bana kovboy filmlerinindeki stratejileri hatırlattı.

Hatırlarsanız vahşi Kızılderililer yolda giden konvoya saldırırdı.  

Saldırıya uğrayan arabalar da hemen çember formasyonuna geçerdi. 

Konvoyun lideri, genelde Şerif, acilen duruma el koyardı. 

Kadınlara ve çocuklara silah dağıtılırdı. 

Hatta durum biraz sıkışınca...

Şerif her ne kadar tereddüt etse de...

Nihayetinde kanuna ters düşmüş tutuklulara da silah dağıtılmak zorunda kalınırdı. Ki daha büyük bela teşkil eden Kızılderililerle mücadele etmek, o anda öncelik ve önem arz ediyordu. 

Kuzey Suriye’de ABD’nin dış politika uygulaması olarak YPG ve diğer gruplara silah tedarik etmesi de Hollywood Kovboy yapımları gibi oldu. 

AFRİN’DE MÜCADELE UZAYACAK GİBİ
Türkiye Afrin’e kendi çıkarlarını korumak için girmekte haklı, fakat o arazi birden fazla gücün iştahını kabartan konumda.

ABD Kürtleri destekliyor; çünkü nüfusun yüzde 20’sini oluşturan Kürtler enerji ve tatlı su kaynaklarının yüzde 80’ni kontrol edecek konumda.

Ek ikramiye de, K.Irak’dan gelip K.Suriye’den Akdeniz’e açılan enerji koridorunun Kürtler üzerinden ABD’nin kontrolünde olması.

Bakıyoruz ki, ABD’nin Akdeniz’e açılmak istediği  noktada; Çarlarının yüzyıllardır rüyalarını süslemiş (Sıcak Sularda) Rus Donama üssü var. 

Kısacası Enerji hattı ve Rus üssü dar alanda dans etmek zorunda.

Suriye’nin Türkiye Samandağı sınırından başlayıp Ürdün Tripoli’de biten sahil şeridi, Antalya-Alanya sahil şeridinden kısa.

Söz konusu sahil, Kürtler, Amerikalılar, Ruslar ve Suriyeliler için gereğinden fazla sıkışık. 

Konuya Türkiye, İran ve İsrail gibi bölgesel güçlerin yanı sıra  Çin gibi süper güçler de girince gerisini siz düşünün.

Evet, bu arazinin rantı yüksek!..

Rantı yüksek araziler sebebiyle, yerel belediyelerinde bazen cinayetle sonuçlanan entrikaları hemen her gün yaşayan bir toplum olarak,  uluslararası rantı yüksek bu arazide dönecek dolapları düşünmek bile zor!..

HATAY’NIN TARİHİNİ BİLMEK BİZE IŞIK TUTAR.  
1938 senesinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Suriye Sancağı İskenderun’a girince... 

Araplar ve Ermeniler kenti terk eder. 

Fransızların yaptığı 1938 nüfus sayımına göre; Hatay Cumhuriyeti'nin geçici Meclis’indeki 40 sandalyenin 22'si Türklere, 9’u Arap Alevilere, 5’i Ermenilere, 2'si  Sünni Araplara, 2'si de Hristiyan Araplara tahsis edilir.

1938 Temmuz’unda isim babalığını Atatürk’ün yaptığı Hatay Cumhuriyeti kurulur ve bir yıl sonra Anavatan Türkiye Cumhuriyeti'yle birleşir.

Ne var ki Suriye, bu girişimi bu güne kadar halen tanımamıştır.

Hatay ili Lozan anlaşması dışında Türkiye topraklarına katılan tek ildir.

ESAD ANLAŞMAK İSTİYOR 

TSK Afrin’de cansiperane savaşıyor.

Dinamikler mücadelenin uzun süreceği yönünde...

Amerika ve Türkiye karşı karşıya gelmemeye özen gösterirken...

Rusya ve İran cephesinde ise böyle bir çatışmanın hayali kuruluyor.

Öyle gözüküyor ki, suyun akacağı mecra, YPG ve diğer Kürt güçlerinin Menjib’in doğusuna çekilmesi. 

Türkiye’nin kendi toprak bütünlüğüne karşın Suriye’nin toprak bütünlüğünü tanıması, gönlünden geçmese bile Esad rejimini yerinde bırakması.  

Hepimiz insanız. İlk bakışta görünen ile gerçeği karıştırmak doğamızda var. 

Son olarak...

Kovboy filmlerinde vahşi ve barbar olarak gördüğümüz Kızılderililer aslında atalarının mirası kendi topraklarını korumak için  beyaz adama saldırıyormuş.

Biraz geç anladık!"

NOT: 09 Ekim 2019 tarihinde kaleme aldığım -Telaffuz edilemeyen endişe: "Hatay'ın yeniden masaya gelmesi" - başlıklı yazımı da okumanızı tavsiye ederim> TIKLAYINIZ