ENGİN CİVAN

ENGİN CİVAN

engincivan.tr@gmail.com

Amerika'da yaşamın ve post-modern savaşın miladı: 9/11  

11 Eylül 2021 - 23:46

Dile kolay üzerinden 20 sene geçmiş!

Tıpkı bugünkü gibi pırıl pırıl bir eylül sabahıydı.

New York'taki İkiz Kuleler'e saldırı haberleriyle uyandık.

O tarihte, 20 senedir yaşadığım Washington’un semalarında ilk defa savaş uçaklarının cirit attığını izledim.

Herkes şakın herkes ne yapacağını bilmiyor.

Acizlik sokaktaki adamdan Beyaz Saray’ın patronuna kadar geçerli…

O gün yaşananlar, ilk etapta tam anlaşılamadı.

20 sene sonra dönüp geriye baktığımızda, dünyamızın ve günlük yaşamın nasıl değiştiğini şimdi daha net görebiliyoruz.

Suudi Arabistan vatandaşları, tarifeli uçakları birer bomba gibi kullanıp ikisini New York’daki İkiz Kulelere çarptı.

Bir diğer uçak da Washington’da Pentagon’a çarptı.

Beyaz Saray'ı hedef alan dördüncü uçak ise Washington’a ulaşamadan düştü/düşürüldü.

Uçakları bombaya çevirenlerin Usame bin Laden’in liderliğini yaptığı El Kaide yapılanmasının üyeleri olduğu ortaya çıktı.

Yaşananların ardından, ilk aylardaki bilgi kargaşası içinde, özellikle de Anti-Amerikan İslami örgütler, çok başarılı bir sosyal medya kampanyasıyla, terörist saldırıları komplo teorileri kazanına atarak kafaları iyice karıştırdılar.

20 sene sonra, “olaylar dikiz aynasından daha net görünür” misali, yaşananları daha net değerlendirebiliyoruz.

AMERİKAN TARAFI:
İkinci Dünya Savaşı sonrası “süper güç” olarak vücut bulan Amerika, gücünü dünyaya yansıtırken içeride toplumsal bir destek vardı. O desteğin kaynağı da (American Way Of Life = Amerikan hayat tarzı) denilen ve tüm dünyadaki orta sınıfın özendiği hayat tarzıydı.

Söz konusu hayat tarzının içinde müstakil ev, otomobil ve her türlü ev eşyası gibi ortalama her insanın sahip olmak istediği gereksinimler, belki de şekilsel olarak tüketim ihtiyacını karşılıyordu ama elle tutulmayan başka konular da paketin içindeydi.

İki okyanus arasında izole olmuş Amerika Kıtası, dünyanın başka bölgelerinde yaşanan terör olaylarından bağımsız olarak yaşamına devam ediyordu.

Amerikalıların yabancılara karşı yardımsever, empati ve sempati duruşu vardı.

Güvenlik adı altında her yerde kontrol yoktu. Örneğin, havalimanında yolcunuzu körüğe kadar uğurlayabiliyordunuz.

Günümüzde ise bir pet şişesi suyu bile güvenlikten geçirmek mümkün değil, yasak!

Kurumsal bazda Türkiye’deki İçişleri Bakanlığına tekabül eden Yurt Güvenliği Bakanlığı adı altında devasa bir bakanlık yaratıldı. Halen 250 bin kişi çalışmakta. Sınır güvenliği, havalimanları, siber güvenlik vs. bu bakanlığa bağlı ve dış tehdit öncelikleri...

Sizin anlayacağınız, Amerikan günlük yaşamının son derece rahat, ağır tempolu, iyimser tarzı da yerini şüpheci ve hafif paranoyak yaşam tarzına bırakmış oldu.

Bence bunun altında yatan toplumsal psikolojik neden de 9/11 saldırılarına kadar kendinden aşırı emin ve en iyi sisteme sahip olduklarına gönül vermiş Amerikalıların karizmasının çizilmiş olması.

KÜRESEL AÇIDAN BAKIŞ:
Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla tek tabanca kalan ABD
, küresel arenada, şekerci dükkanındaki “şımarık çocuk gibi” hareket etti.

Amerikan sermayeli uluslararası şirketler ve onlara yakın ‘NeoCon’ların eline 9/11 kozu geçti ve hamlelerini yaptılar.

Amerikan ateş gücü + “romantik demokrasi” siyasi hedefleri + liberal medya = “küresel çöplük” oldu.

Çöplüğün kokan ve tüten dağları: Libya, Suriye, Irak ve Afganistan.

Bu noktada hatırlatmakta yarar görüyorum: Amerikan küresel hamlelerinin cehennem yağmurunu Türkiye’nin bugüne kadar ufak tefek sıyrıklarla atlatmış olması, Allah’ın büyük lütfudur.

Bin Laden’in annesinin Filistinli olduğu malum. Amerika’nın Orta Doğu’da İsrail’e yönelik tek boyutlu dış politika yürüttüğü de malum. Bu iklimde yeşeren filizlerin terörizmle sonuç almak istemesinin bir mantığı olduğunu savunanlar çıkabilir.

Fakat 20 sene sonra gördük ki, Amerika gibi bir güce bunu uygularsan, o güç gelip seni Pakistan’da saklandığın evinde buluyor ve sen dahil bütün aileni yok ediyor.

SONUÇ:

9/11’de yaşananlar 20 sene sonra bize çok farklı bir Amerika ve dünya bırakmış gözüküyor.

Yabancı düşmanlığı, yabancı şüpheciliği, etnik-dini kimlik önceliği, sınırların korunma zorunluluğu ve zoraki göçler de siyasetin günlük menüsü haline dönüşmüş vaziyette.

Bin Ladin taşı yerinden oynattı ve o taş bir daha yerine gelir mi, emin değilim!

Meraklısına not: Amerika’da tarih atarken ay günden önce yazılır. Bu nedenle halk arasında 11 Eylül saldırısı da 9/11 olarak geçer.

Engin Civan / ABD / 11 Eylül 2021