Zirveye Tırmanma Vizesi Altı Pastan Auta Gitti
Hakem son düdüğü çaldığında skor tabelası 1-1’i gösteriyordu! Lafı hiç eğip bükmeden söylüyorum: Beşiktaş, eline geçen tarihi fırsatı hoyratça harcadı. Zirveyi yakından ilgilendiren bu kritik karşılaşmada, zorlu Avrupa maçının yorgunluğunu üzerinden atamayan, üstelik erken gelen kırmızı kart ve sakatlıkla 10 kişi kalan Galatasaray’ın 1 puanla kazançlı çıktığını açıkça itiraf etmeliyiz.
// Avantajı Yönetememe Krizi
Erken gelen 1-0’lık üstünlük ve rakibin sayıca eksik kalması, Beşiktaş’a maçı koparacak muazzam bir psikolojik avantaj sundu. Normal şartlarda bu durum, bir takımın iştahını artırır, baskıyı yoğunlaştırır ve skor farkını açma stratejisine yöneltir. Ancak Beşiktaş, bu net avantajı tuhaf bir şekilde dezavantaja dönüştürdü.
Beşiktaş’ın asıl hatası, fırsatı bir yük gibi görmesiydi. Erken gelen avantaj, takımı maçı bitirmeye değil, skoru korumaya yöneltti. 10 kişi kalan rakibe karşı bile pasif top çevirme rehavetine kapılmak, adeta bir akıl tutulmasının en net göstergesiydi.
Maçı koparması gereken anlarda geriye yaslanmayı tercih eden Beşiktaş, bu kararıyla cezalandırıldı. Özellikle ikinci yarıda Beşiktaş’ın hücumda çeşitlilik üretememesi ve 10 kişilik bir rakibe dahi baskı kurmakta zorlanması şaşırtıcıydı. Teknik Direktör Sergen Yalçın’ın kenardan "Neden geride bekliyorsunuz, çıkın!" serzenişlerine rağmen takımın ileriye hareket edememesi, sahadaki çaresizliğin en bariz örneğiydi. Bu durum, oyuncuların kenar yönetimine rağmen kronikleşmiş, çözümsüz alışkanlıklara nasıl teslim olduklarını gözler önüne serdi.
// Bireysel Hataların Ve Geriye Yaslanmanın Bedeli
Bu durumun en somut örneği, maçın kırılma anında yaşandı. Evet, Beşiktaş’ın Portekizli yıldızı Rafa Silva’nın kaçırdığı bomboş pozisyondan bahsediyorum. Cengiz Ünder'in oyuna girdikten sonra kestiği harika topa Silva’nın altı pastan vuruşunun üstten auta gitmesi, belki de goller dahil maçın en değerli pozisyonuydu.
Gol olsa maç 2-1 bitecek ve Beşiktaş bu galibiyetle lige tutunma adına bambaşka bir sayfa açacaktı. Ancak o altı pastan dışarı atılan şut, sadece maçı berabere bitirmedi; aynı zamanda Beşiktaş’ın mevcut kadrosunun, eline geçen en büyük avantajı dahi gole çevirecek keskinlikten yoksun olduğunu gösterdi. En büyük avantajı bile kendi lehine çevirememek, bu kadronun fırsat anlarında inisiyatif alma becerisinin yetersiz kaldığını bir kez daha kanıtladı.
Netice olarak; alınan bu beraberlik, Beşiktaş adına ligin geri kalanı için büyük bir hayal kırıklığından çok, alarm zillerinin çaldığı bir uyarı sinyali niteliğindedir. Bu takımın, elde ettiği her avantajı bir baskı unsuru olarak görme hatasından derhal kurtulması şarttır.
Evet, bu beraberlikle Galatasaray’ın galibiyet serisi son buldu; ancak Beşiktaş da rakibinin tam 9 puan gerisinde kalarak şampiyonluk iddiasını ciddi bir şekilde yitirdi. Beşiktaş, ligdeki en kritik varoluş sınavında, elindeki tüm avantajlara rağmen sınıfta kaldı ve kendi kaderini yine kendi elleriyle zora soktu.
SERKAN TİYANŞAN
Yorumlar
Kalan Karakter: