Sahadaki Gerçekler İstatistikleri Nasıl Yendi?
Vancouver’da Avustralya karşısında alınan 2-0’lık mağlubiyet, futbolda sadece kâğıt üzerindeki verilerle kazanmanın mümkün olmadığını bir kez daha kanıtladı.
Maçın ardından Vincenzo Montella’nın “Maç taktiksel olarak beklediğimiz gibi geçti” ve Hakan Çalhanoğlu’nun “Domine ettik” şeklindeki açıklamaları, maalesef sahada izlediğimiz tabloyla örtüşmedi. Şayet bu etkisiz oyun gerçekten Montella’nın beklediği senaryoysa, Millî Takım’ın geleceği adına endişelenmeliyiz.
Sahadaki temel problem, salt taktiksel tercihler uğruna bazı oyuncuların verimsiz mevkilerde konumlandırılmasıydı. Boy ortalaması iki metreyi bulan Avustralya stoperlerinin arasına 1,73’lük Kerem Aktürkoğlu’nu 85 dakika boyunca santrfor olarak yerleştirmek, fiziksel dezavantajı tamamen göz ardı etmek demekti. Bu hatalı kurgu oluşturulurken Arda Güler gibi yaratıcı bir oyuncunun sağ kanatta izole edilmesi, takımın hücum etkinliğini ciddi biçimde sınırladı. Öte yandan, Barış Alper’in fiziksel gücünden santrforda yararlanmak varken kendisinin 45. dakikada oyundan alınması da ayrı bir tartışma konusu yarattı.
Her ne kadar rakamlar yalan söylemese de bazen gerçeğin tamamını yansıtmayabilir. Nitekim yüzde 70’e ulaşan topa sahip olma oranı ve atılan 30 şut, aslında rakibin bizi tam da istediği oyun anlayışına çektiğinin somut bir göstergesiydi.
Nitekim 30 şut çekmemize rağmen gol beklentimizin (xG) 1,33’te kalması, hücumdaki denemelerimizin kalitesizliğini matematiksel olarak kanıtlıyor. Avustralya ise tam bir turnuva takımı disipliniyle topu bize bırakarak, yakaladığı kısıtlı fırsatları değerlendirdi ve maçı kazanmayı bildi.
Montella’nın maç içindeki hamleleri de eleştirilerin odağındaydı. Skor 2-0 aleyhimizeyken 81. dakikada hücumcu bir hamle yerine Salih Özcan ve Mert Müldür gibi daha defansif ağırlıklı oyuncuların sahaya sürülmesi, teknik ekibin o an dahi temkinli bir yaklaşım sergilediğini ortaya koydu. Tüm dünyanın radarındaki genç yeteneğimiz Can Uzun bir dakika bile süre alamazken, Deniz Gül’ün ancak 87. dakikada oyuna girmesi, teknik heyetin oyuna müdahale etmekte fazlasıyla geç kaldığını gösterdi.
Saha dışındaki bazı gelişmelerin (transfer görüşmeleri, reklam ve dijital projeler) oyuncuların konsantrasyonunu olumsuz etkilediği izlenimi de ne yazık ki güçlendi. Avustralyalı gençlerin sahada çok daha istekli ve odaklanmış duruşlarına karşın, bazı millî oyuncularımızın oldukça tutuk kalması dikkatlerden kaçmadı.
Kaptan Hakan Çalhanoğlu’nun da ifade ettiği üzere, bazen böyle sert bir tokat yemek, daha güçlü ayağa kalkmak için uyandırıcı bir etki yaratabilir.
Ne var ki turnuva henüz sona ermedi. Önümüzde San Francisco’da oynanacak ve gruptan çıkma şansımızı matematiksel olarak yüzde 52 seviyesinde tutan son derece kritik bir Paraguay maçı bulunuyor.
Vancouver’daki bu hayal kırıklığı yaratan performansın ardından gerçek bir millî takım ruhuyla sahaya çıkarsak, Paraguay karşısında çok daha farklı ve olumlu bir sonuç elde edebiliriz.
Artık imaj kaygılarını bir kenara bırakarak, sahada terinin son damlasına kadar savaşan o özlediğimiz millî ruhu yeniden hatırlama vaktidir.
SERKAN TİYANŞAN
// Türkiye - Paraguay maçı ne zaman, hangi gün, saat kaçta, hangi kanalda?
Tarih: 20 Haziran 2026 Cumartesi
Saat: TSİ 06.00
Stadyum: Levi’s Stadium, Santa Clara - Kaliforniya, ABD
Yayın: TRT 1 (canlı)
Yorumlar
Kalan Karakter: