SEBAHATTİN KARACA

SEBAHATTİN KARACA

Turizmci / Yerel Tarih Araştırmacısı

Süleyman Ege ile Nostaljiye Yürüyüş

10 Ocak 2018 - 03:00

FOÇA’NIN GÜZEL KALPLİ CENTİLMEN İNSANI SÜLEYMAN EGE İLE NOSTALJİYE YÜRÜYÜŞ

FOÇA’DA  1940 – 1984 ARASI HER ŞEY…

İlk defa 1975 yılında Foça belediyesinde gördüğüm ve tanıştığım Süleyman Ege’nin,                   ( Belediye Eski Başkanı)  o gün bende bıraktığı intiba ne ise, bu gün de aynı. Yıllar Süleyman Ege’de hiç bir şey değiştiremedi. O, hep aynı kaldı. Süleyman Ege, her zaman bakımlı, iyi giyimli, traşlı, kibar, dürüst , modern ve aynı zamanda dindar bir Foça’lıdır.  Yüksek sorumluluk anlayışı  içinde yaşamını  çalışarak geçiren Süleyman Ege, Foça’nın en  “centilmen” insanları arasında da hak ettiği yeri almayı başarmıştır. 

Bu bağlamda Foça halkının saygısını kazanmış,  ilçemiz duayenlerinden  biri olan Süleyman Eğe ile yapmış olduğum söyleşiyi,  büyük bir keyifle kaleme aldım.  Aldım çünkü;  kendisini dinlerken, ilçemiz Foça’da yaşanılan  çok ilginç konulara değinmesi ile beni geçmişe aldı götürdü. Anlatılanların Foça’nın bir dönemine ışık tutması sebebiyle  muhakkak kaleme alınıp yayınlanarak,  gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini düşündüm.   Bu nedenle, sorulara verilen samimi cevapları noktasına, virgülüne dokunmadan aktarmak  istedim.

Süleyman bey, başta mübadiller olmak üzere,  Foça’nın tüm yerlileri sizi  yakından  tanırlar. Foça’ya sonradan yerleşenler ile  gençlerimizin,  sizin  anlatacaklarınız üzerinden,  Foça’nın  son 60 -70 yıllık yaşamından   öğreneceği çok şey olduğunu  düşünüyorum ve bu bağlamda ilk sorumu soruyorum.

  Mübadele yıllarında anne ve babanız ne zaman nereden ve hangi koşullarda Foça’ya geldi?

 Ben  ,Foça’da  doğduğum için mübadele  ve Foça’ya gelip , yerleşme durumlarını  babam , annem  ve yakınlarımdan öğrendiğim   şekliyle anlatabilirim.

Babam  Mustafa oğlu Ahmet  Hamdi ,  annem Süleyman kızı Hatice Kübra ; Yunanistan’ın Limni adasında yaşarlarken , savaş   sonrası Yunan Hükümeti  ile Hükümetimiz  arasında yapılan anlaşma üzerine , Mübadeleye tabi   tutularak   Yunanistan’ın    Limni adasından “Kırzada”  isimli  gemi   ile  24 Mayıs 1924 tarihinde  Foça’ya  getirilmişler.

Kırzade  isimli  gemi  o kadar  eskiymiş ki, boş olarak gittiği dönüş yolunda batmış.

Annem ile Babam  o tarihte evli olmadıkları için ailelerin yanında  Foça’ya  geldiler.  Limni’den gelirken ancak şahsi eşyalarını getirebildiler, bunun dışında her şeyleri  orada  kalmış .

Annem ile  babamı  ailelerle birlikte geçici olarak,  Foça’daki  Rum  Okuluna yerleştirdiler . Orada bir  müddet  kaldıktan sonra, babamın  ailesine Fevzipaşa mahallesinde , iki katlı bir taş ev  verildi. Şimdi orası  işyeri olarak kullanılmaktadır. Annemin ailesine İsmetpaşa  Mahallesinde  173 sokakta  21 numaralı iki katlı taş  ev verildi .Şimdi üstler daire ,  alt katlar işyeri olarak kullanılıyor.

Ayrıca Limni’ de bırakılan arazilere karşılık , Foça  Atatürk Mahallesinde  8 dönüm,  Bağarası  Köyünde 13  dönüm tarla veridi .Bu  tarlalarda  tütün ve buğday  ziraatı  yapılıyordu.

Babam ve annem  ailelerinin  Limni’de bıraktıkları malların tam karşılığını  Foça’da  alamasalar da , hürriyete  kavuşup, canlarını kurtardıklarına dua etmişlerdir . Midilli, Kavala ,Arnavutluk ‘tan mübadilen veya mübadele dışı kaçak yollardan Foça’ya  gelenler , Limni’lilerin Foça’ya   yerleşmesinde  yardımcı olmuşlardır.

Ne zaman doğdunuz?

   Babam Ahmet Hamdi  Ege 1934 tarihinde, annem Hatice Kübra ile evlendiler. Bu evlilikten 1935 tarihinde ben doğmuşum, benden sonra 1939 da kız kardeşim Hasibe Nurşen dünyaya geldi.

O zamanlarda Foça’da çocukluk nasıl bir şeydi, biraz bahseder misiniz?

 Çocukluk yıllarına gelince , okul öncesi mahalle arkadaşlarımla , o günkü alışılmış oyunlardan, köşe kapmaca, abarca, körebe, kaydırak , saklambaç , çelik çomak ve top oynardık. Lastik topumuz yoktu , Terzi Tayyar Nuray’a bezden top diktirip onunla maç yapardık. O tarihlerde ne satılan lastik top, ne de onu alacak para vardı .  Ayrıca, İlkokullar yaz tatiline girdiğinde,  o günkü alışkanlık ve uygulamaya göre , babalarımız bizleri sanat öğrenelim diye ,  sanatkarların yanına çırak olarak verirlerdi. Beni  önce berber Mahmut Uçkun’un yanına verdiler. Orada iki yaz çalıştım. O işe intibak edemedim.  Bir sonraki yaz tatilinde terzi Asaf Vural’ın yanına çırak olarak gittim. İlkokulu bitirinceye kadar orada çalıştım. Terziliği epeyce öğrendim.  Asaf Vural’ın Foça’dan ayrılması sonucu bende işten çıktım.  Zaten İlkokulu’da  bitirmiştim.

 Ortaokulu okumam için Ankara’da subay olan Amcam Hasan Ege beni yanına aldı. Cebeci Ortaokuluna yazıldım. 1. ve 2. sınıfı orada okuduktan sonra , Amcamın çocuğu olunca , yengem artık bana bakamayacağını söyledi. Bunun üzerine okulu  bırakıp Foça’ya döndüm. Babamın mali durumu müsait olmadığı için beni Menemen veya Karşıyaka’daki okullara gönderemedi. Böylece tahsilim  yarım kaldı.

Ne zaman ve kiminle evlendiniz?  Kaç çocuğunuz  oldu?

  Foça Halk kütüphanesinde Yönetici olarak görev yapan Mehmet Çoklu kızı Sabiha Çoklu ile 1970 yılında evlendim.  1971 tarihinde Selda, 1972 tarihinde   Seray  isimli iki kızım dünyaya geldi. Büyük kızım ,Manisa Celal Bayar Üniversitesi Beden Eğitimi Bölümünü bitirip , halen Murat Germen İlköğretim Okulunda Beden öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Küçük kızım ise, Eskişehir Anadolu Üniversitesi  İktisat bölümünü bitirmiştir. Foça Adliyesinde Zabıt Katibi olarak çalışmaktadır.

O dönem Foça’da hüküm süren yaşamdan  biraz  bahseder misiniz? 

Foça’da o tarihlerde Rumlarla birlikte yaşamış   Türk ailelerden bazıları  ticaret işleri ile uğraşıyorlardı . Bunlardan, Cemil Midilli , Esat Kaan , Süleyman  Köklü,  Hasan Basri, Mehmet , Tevfik , Cahit  Hüseyin  Coşkun  kardeşler , ekmek fırını,  bakkal  dükkanı  ve eahvehane  işletiyordu. İsmail Yirmibeşoğlu  kahvehane ve fotoğrafçılık  işi yapıyordu. Laz  Hasan Usta  lokanta  işletiyordu .

Daha  sonraları , Limnililer de işyeri açmaya  başladı.  Bunlardan bazıları : “Hüseyin  Sevi  ekmek  fırını  , Mehmet Belek , Hasan Utku,  Haydar Harik , Ali  Püryan , Halim Argun ayakkabıcılık Haydar Akcura , Ahmet  Çamlıbel  tenekecilik  yapıyorlardı”

 Babam  Ahmet Hamdi  ise o tarihlerde denizcilik ve nakliye işlerini yapıyordu. Büyük bir yelkenli teknesi   vardı , Foça’dan aldığı kavun ,karpuz,  üzüm , armut ve  sebzeleri , Çanakkale’ye kadar gider, limanlarda satardı. Dönerken, Foça’da   ihtiyaç duyulan mangal  kömürü  getirirdi.

Ayrıca , Foça Küçükdeniz  çarşısında Ramazan Merul  ( Tayfur ve Rüştü’nün  babası) ile ortak olarak bakkaliye ve manav  işletiyordu.

Daha sonra denizcilikten  vazgeçip , Belediye  park  ve gazinosunu  Bahtiyar Özgirgin ile  ortak çalıştırmışlardır. Foça’da  Atatürk Mahallesi , Talatbey Mahallesi ve Fevzipaşa  mahallesi olarak üç mahalle vardı . Bugün yine 3 mahalle var yalnızca Talatbey  mahallesinin ismi İsmetpaşa Mahallesi  olarak değiştirildi . İki semte  ayrılmıştı , Küçükdeniz ve  Büyükdeniz olarak, işyerleri genelde Küçükdeniz ve Büyükdeniz  çarşılarında bulunuyordu . Hükümet Konağı,  Adliye , Belediye ve diğer resmi  dairelerin tümü Büyükdeniz  Atatürk mahallesinde bulunduğundan , Atatürk mahallesinin  çarşısı da  daha hareketliydi..

Büyükdeniz, Küçükdeniz  çarşılarındaki yollar Arnavut kaldırımı taşla döşeli, şehrin diğer yolları  ise stabilize toprak yol şeklinde idi. Küçükdeniz sahilinden giden yol şimdi ki  J.Komando Okulu önüne kadardı. Büyükdeniz sahilinden  giden yol ise, şimdi ki Carrefoursa  işyerinin bulunduğu noktada  bitiyordu. . Kaleiçi’nin bulunduğu yarımadayı saran yol-Küçükdeniz bölümünde  Liman Restaurant önünde biterdi. Büyükdeniz de ise durum farklı değildi. Yol,  eski PTT  binasının ( şimdi Liman Başkanlığı) önünde  bitiyor, deniz ise Kale duvarlarına  kadar  dayanıyordu.  Yaya olarak bile geçebilmek mümkün değildi..

Yenifoça nahiyesine, karadan  at ile denizden ise  kayıkla gidilebiliyordu . Foça –İzmir arasındaki yol ,tek arabanın geçebileceği şekilde  dar ve stabilize  idi.

Binaların durumu ise , çok kötüydü ,Yunanlılar kaçarken büyük bölümü  kale içinde olmak üzere , bir çok binayı yakıp, yıkmış kullanılmayacak hale getirmişlerdi.

Durumu kötü olan  binaları , Limni’den gelenler tamir ettirerek  kullanmışlardır .

Foça’da o tarihte Fatih ve Kayalar camii ile Süleyman Ağa  Mescidi bulunuyordu . Bunlardan yalnızca Fatih Camii ibadete açıktı .

Biri şimdiki Muhtarların  bulunduğu yerde, diğeri Kale içinde olmak üzere iki adet  Kilise vardı . Bunlar rumların gitmesinden sonra kullanılmamışlardır.

İsmetpaşa mahallesinde bir tane ilkokul vardı.  O da bir dönem  Öğretmen evi olarak ta kullanılmış şu anda ise  restore edilmekte olan, taş binadaydı.  İlkokuldan sonra tahsiline  devam etmek isteyenler Menemen ve İzmir’deki   ortaokula  giderlerdi.

 Okuma imkanım olmayınca  bende Terzi Süleyman Kibar’ın yanında  terziliğe başladım. Terziliği  tam öğrenince Halis Aksoy ile kendi başımıza ortak terzi dükkanı açıp işlettik .

Sokak aydınlatması , sokak başlarına Belediye tarafından  asılan büyük cam içinde gaz lambası ile yapılıyordu. Gece karanlık olduğundan  bu fenerleri  gece bekçileri  yakar, sabah saatlerinde de söndürürlerdi.

Daha sonra ki yıllarda Foçalı  Nevin  Sanlı isimli bey bir jenarötör kurup Resmi  Dairelere ve evlerin  bazılarına elektrik vermiştir .

Foça’nın  içme suyu ,Mersindere ,Künkdere , Bayramdere  ve Sütdede  menbalarından künk borular içinde  Cazibeli (kendi  akışı ) ile şehir  içindeki   5 çeşmeye veriliyordu . Kullanma suyunu herkes  bahçesindeki  ve sokaklarda  bulunan kuyulardan  sağlıyordu .

Foça –İzmir  arasındaki ulaşım, Sadi  ve Tahsin Benel ile Esat  Kaan ‘a ait  iki minibüs  ile yapılırdı. Sabah  giderler, akşam dönerlerdi. Yolcu az olduğunda, bazen Menemen, bazen  Karşıyaka ya kadar gidip  yolcuları oralarda bırakırlardı.

1960 yılında yapılan askeri darbenin Foça’ya olan etkileri nelerdi?

Foça’da o tarihlerde 4500 civarında nüfus yaşardı.  4 adet Tuz Deposu vardı. Vardiyalı olarak  500 kişi çalışıyordu. 1960 yıllarında sıkı yönetim koşullarının uygulanması sonucu, İzmir Çamaltı Tuzlasından, tuz santrifüj ve yükleme kanallarıyla doğrudan gemilere yüklenmeye başlayınca, tuz depoları atıl kaldı ve  kapandı. İşsiz kalanların önemi bir bölümü iş aramak için başka yerlere giderken, bir bölümü ise köylerde ziraat işinde çalışmak üzere Foça’dan ayrılınca nüfus 2200’e kadar düştü.

Sıkı yönetim gereği, Yabancı uyrukluların da Foça’ya girişi yasaklandı.  O derece ki,   bu durumdan haberi olmadan gelen bir yabancı uyruklu, Foça girişinde durdurulup gözleri bağlanarak , Garnizona  getirilip,  ifadesi alındıktan sonra, Foça sınırından dışarı çıkarılıyordu.

Foça’daki akrabasına misafir olarak gelenlerin, Foça  girişinde yanına muhafız olarak bir asker veriliyordu.  Misafir gideceği yere kadar asker nezaretinde  gidiyor,  akrabası geleni kabul ederse, asker geleni orda bırakıp görevine dönüyordu.

İş,  meslek, uğraş  ve çalışma  hayatınızdan  bize aktarmak istediğiniz neler vardır? 

Yukarıda açıkladığım sebeplerden dolayı , Foça ekonomisi bozulmuştu.Halkın yarısı göç etmişti. Herkes bir arayış içindeydi. Bu yaşam koşullarında halk zeytincilik  ve balıkçılıkla geçimini sağlamaya çalışıyordu. Ancak bu kolay olmuyor, bazıları  ailelerini geçindirmekte çok zorlanıyordu. Foça, ekonomisi günden güne daha çok bozuluyordu.

O tarihlerde Bahtiyar  Özgirgin  ile  ortak  Belediye  Park  Gazinosunu  işleten babam 1953  yılında vefat edince, ben terzilikten ayrılıp , Bahtiyar Özgirgin ile beraber Park Gazinoyu işletmeye başladım.

Çok geçmeden askerlik sıram  geldi. 1955 yılı Kasım’ında askere alındım. Hava askeri olarak  Kütahya  Hava Eğitim  Alayına  gittim. Orada  eğitimimi bitirip , Telsiz  Operatör  Kursu görmek üzere  İzmir –Gaziemir  Kurslar Komutanlığına gönderildim. 4,5 aylık kursu  başarı ile bitirdiğim için Onbaşı olarak Adana  İncirlik Hava  Atış  Bombardıman  Okulu  Muhabere  bölüğüne  gönderildim . İncirlikte önce  uçuş kulesinde  daha sonra  bölük yazıhanesi  İdari işlerinde  görev yaptım .03.05.1957 tarihinde  yapılan imtihan sonucu Çavuş oldum. Çok  iyi  askerlik süresi geçirdim .

21.11.1957 tarihinde   terhis oldum. Memleketim Foça’ya    döndüm.  Bir müddet dinledikten sonra  1958 yılında  Belediye Başkanı  Kemal  Gür döneminde Belediye  Zabıta  memuru olarak göreve   başladım.

O  tarihte  Belediye  Binası  , Belediye  Parkı  içinde Eski Rum Okulu  olan  Taş binaydı.  Belediyede 1 Başkan ,1  Muhasip ,1 Zabıta  Memuru (  Benimle  Zabıta  memuru 2 olmuştu )  1 kasap , 1 park- bahçe işçisi , 2 temizlik  işçisi ,1 elektrik  makinisti ve yağcısı , 2 şoför, 2 şoför muavini vardı .Tüm Belediye  işleri bu kadar personelle  yürütülüyordu .

Muhasibimiz devamlı hasta olduğu için , ben zabıta memurluğu  yanında Muhasip  yardımcılığı , Yazı işleri ve Evlendirme  Memurluğu , Elektrik sayacı tespitinden   tahakkukuna kadar tüm bu işleri yürütüyordum. 1968 yılında Muhasibimiz Bayram  Oğuz vefat edince , asaleten  Muhasip ve Yazı işleri  amiri oldum.

Belediye imkanları o kadar az ve kısıtlıydı ki memur ve işçi maaşlarını ödemede çok zorluk çekiyorduk. Çalışan  iki belediye otobüsü vardı, bunların geliri ile maaşlar ödendiğinde , benzin ve  lastik almakta zorlanıyorduk.

Kemal  Gür  1958 yılında vefat edince  yerine  Mustafa Konuk Belediye  Başkanı olarak  seçildi. Mustafa  Konuk görevde iken 27  Mayıs 1960 tarihinde  Askeri ihtilal  olunca görevden alındı. Kaymakam ve Belediye Başkanlığı  görevi , Foça  Askerlik  Şubesi  Başkanı sonradan  Albay olan , Yarbay Mehmet Salman’a verildi .Mehmet  Salman  Belediye Başkanı  olarak  Belediye personeline  çok  iyi davrandı. Kimseyi işten  çıkarmadı . Bana da  çok geniş yetkiler verdi. Kendisinden sonra Kaymakamlardan, Esat Ölçer, Şerafettin Kaya, Hüsnü Tüzün, M.Necati Umurca ile çok uyumlu çalıştım.

 1963 yılında yapılan  Yerel Seçimler sonucu,  Selçuk Dirim  Belediye  Başkanlığına  seçilmiştir. Selçuk Dirim  1963 ila 1967 yılları arasında  görev yapmış , 1967 yılında vefat  etmiştir.

 Ardından yapılan seçim  sonucu,  iş bu defa Belediye  Başkanlığına Mustafa  Konuk seçildi  1967 ila 1970 yılları arası görev yapmış ve 1970   yılında vefat etmiştir .

Yapılan  Yerel Seçimlerde 1970 yılında  Belediye  Başkanlığına , Hasan Onay  seçilmiş ve 1970 ila 1973 yılları arasında görev yapmıştır.

1973 yılında  yapılan Yerel Seçimler  sonucu  Belediye  Başkanlığına , Reha  Midilli seçilmiştir. Reha Midilli 12 Eylül 1980  İhtilalinde  görevden alınmıştır.

Biliyorum ki 1980 ihtilalinde belediye başkanlığı koltuğuna oturdunuz.  Bu dönemin zorluklarını ve başkanlık döneminizde yaptıklarınız veya yapamadıklarınızdan biraz bahseder misiniz?

13 Eylül  1980 tarihinde , Belediye  Başkanlığı görevi , Foça Kaymakamı N.Asım HACIMUSTAFAOĞLU ve Garnizon Komutanı   General  Kemal  SEHER ‘in teklifi  sonucu, İzmir valisi Nazım  ÇENGELCİ’nin onayı ve ataması ile Belediye Başkanlığı  görevi bana  verilmiştir. Bu görevi 18 Mart  1984 tarihine kadar yürüttüm .

Görev sürem içinde  yaptığım işler sırasıyla şöyledir.

  1.  Foça’nın  Büyükdeniz semtinde deniz kenarında,  Foça’ya yakışır  büyük bir      Cumhuriyet       Alanı  ve Resmi elbiseli (üniformalı ) ATATÜRK  heykeli yaptırılmıştır. Atatürk mahallesindeki Akarca deresi duvarları ıslah edilerek üzerine  halen muhtelif işyerleri olarak kullanılan 18 işyeri 1 umumi wc ve   depo yaptırılmış, Garaj ıslah edilmiştir .
  2. Foça İsmetpaşa Mahallesi  3. Mersinaki  mahallesindeki   58000 m2  lik bataklık alan doldurularak , Turizm  Bakanlığından  sağlanan  Proje  ve 750.000.00 TL’si  ile Gazino , WC, soyunma kabinleri, idare  binaları , elektrik  - su  tesisatı  yaptırılarak , halk plajı haline  getirilip halkın hizmetine sunulmuştur. Şimdi bu alana yap –işlet devret modeli ile FOKAİ  Otel isimli büyük  bir Otel tesisi yaptırılmıştır .
  3. Şimdi  zeminkatı hatıra eşya satılan işyeri ile üst katı Foça   Tarihi  müzesi olarak kullanılan iki katlı bina yaptırılmıştır .
  4. Palmiye Gazinosunun ikinci katı 25 yataklı  otel haline getirilmiştir.
  5. Köprübaşı  Meydanı  düzenlemeye tabi tutularak  bugün Turizm Müdürlüğü  olarak kullanılan bina  halkın oturup dinlenmesi için banklı sistemde oturma yerleri ile  üzerine Foça’nın  simgesi Fok balığı olan bir umumi çeşme yaptırılmıştır .
  6. Belediye binasının önündeki deniz görünüşünü kapatan, kafeterya yıktırılıp, meydan genişlettirilerek, yeniden düzenletilmiş, şimdiki palmiye ağacının bulunduğu yere, halkın oturup dinlenmesi  için oturma  köşesi  yaptırılmıştır .
  7. Belediye  Meydanı ile  köprübaşı  meydanı  arasındaki caddenin genişletilebilmesi için  yola tecavüzlü  bahçeli  büyük  bina yıktırılarak , cadde  bugünkü durumuna getirilmiştir .
  8. Atıklar  ve derelerin getirdiği  teressübatlarla  dolup kirlenmiş Büyük deniz ve Küçük deniz limanları, limanlar 3. Bölge Müdürlüğünden sağlanan Ekskavatör ve Manavlalarla tamamen  temizlettirilerek, denizimizin her yerinde yüzülebilir hale getirilmiştir.
  9. Yeşillik ve ağaç dikimine önem verilerek , şehrin uygun olan her yerine çam ve çeşitli ağaç fidanları diktirilmiştir.
  10. Halkımızın televizyonlarını  daha iyi seyredebilmesi  için TRT Genel  Müdürlüğünden alınan  yardımla  yeni mezarlık yolundaki tepeye  Televizyon  Aktarma  İstasyonu  kurulmuştur.
  11. Konut sıkıntısını gidermek için ,İmar İskan Bakanlığından 25 adet prefabrik konut satın alıp  Foça’ya getirilmiş , fakat görev  sürem  sona  erdiği  için benden   sonra  gelen Başkan Serdar  Mersin bu konutları monte ettirerek , ihtiyaç  sahiplerinin  kullanımına  vermiştir.
  12. Şehrin imarında  büyük etkisi olacak  yeni İmar  planı 1981  yılında , o günkü  Bakan  ( İmar –İskan  Bakanı ) Sayın   Ahmet   Samsunlu ‘nun yardımı sonucu   bitirilip  İller Bankası   tarafından Foça Belediyesine  gönderilmiştir.  Uygulamaya konulan yeni   İmar  planı  ile  Foça’da  büyük İmar hamlesi olmuştur . Şehire  su veren dağdaki   içme suyu menbaları  temizlettirilip  tamir ettirilerek  suyun  debisi arttırılmış , çeşme depoları yenilenerek  Foça  halkı   bol  ve temiz  içme suyuna  kavuşmuştur
  13. Yetersiz durumda    bulunan   tazyikli suyumuzun   arttırılması  için , Gerenköy’de   her  biri 50 Lt/s lik  iki adet  sondaj  kuyusu  İller  Bankası 3. Bölge  Müdürlüğüne  açtırılıp  mevcut şebekeye  bağlatılırak  25 Lt/s olan suyun debisi    65 Lt/s   yükseltilmiştir.
  14.  Hibe suretiyle  Turizm  Bakanlığından  iki adet  itfaiye aracı , Çevre Bakanlığından  bir adet çöp traktörü alınarak hizmete sokulmuştur .
  15. Cenazeler  omuzda  mezarlığa  taşınırken , Belediyede  bulunan  bir pikap , cenaze aracı haline getirilmiş, Foçalılar cenazelerini  omuzda taşımaktan kurtarılmıştır .

Çok kısıtlı   bir bütçe ile  7 memur 14 işçi  ile belirtilen  hizmetler  yürütülmüştür . Bu  hizmetlerin  yürütülmesinde ( yapılmasında ) Foça  Jandarma  Komando  Okulu , Deniz Amfibi  Alay  Komutanlığı, Foça  Açık Cezaevi ,  İzmir  ve  Manisa  Köy  Hizmetlerinden  gerekli  usta , işçi , mühendis , malzeme ,araç  gereç  sağlanmıştır .

Ayrıca  Kaymakamımız  Sayın K.Hacımustafaoğlu , bana her zaman ,  her konuda destek ve yardımcı  olmuştur.

Hizmet sürem  içerisinde  yapmayı  düşünüp  yapamadığım  konular   arasında   Foça’da  ev pansiyonculuğunu  geliştirip , yatak kapasitesini  arttırmak ,Balıkçılık ,Ziraat   İşleri , Foça –Yenifoça arasındaki  koyların turizme  açılması ,Foça’nın dış dünyaya daha fazla  tanıtılması , konuların  bütçe imkansızlığı  ve o günün  şartları  içinde yapamadığım  ve  bu  günde  yapılmasını en çok istediğim  ihtiyaçlardır.

Ömrünü Foça’da geçirmiş ve Foça’ya  adamış birisi olarak, aynı zaman da siyasetin içinde de uzun yıllar bulundunuz.  Yaşadıklarınızı , edindiğiniz  tecrübeleri  ve varsa tavsiyelerinizi  bizimle paylaşabilir misiniz?

  1984 yılında yapılan Yerel   seçimler  sonucu,  emekliliğimi isteyip  görevden ayrıldım.

Görevim  sonunda ,  İzmir  Valisi  Sayın  Hüseyin  Öğütçen  ile  ANAP   İçişleri Bakanı  Sayın  Ali  Tanrıyar tarafından  Takdirname Teşekkür   ve  Başarı  Belgeleri ile onurlandırıldım .

Başkanlıktan  ayrıldıktan sonra  1984 / Mayıs  ayında Emlak –İnşaat  Bürosu işyerimi açtım. Halen bu işe devam etmekteyim.

Siyasetteki  durumum ise  1953 yılında çocuk yaşta   siyasete  başladım .

1953  yılında Foça Genç  Demokratlar  teşkilatını   kurdum. 1955 yılında  askere gidinceye kadar  Başkanlığımı yürüttüm .

 Askerden gelince , Belediye  Memuriyetine  girince   siyasete ara verdim. Belediye görevimden emekli  olunca, Foça’da  Doğruyol  Partisini   Foça ilçe teşkilatını kurdum. 17 yıl başkanlığını  yaptım. Artık Demokrat  Partinin  Üyesi olarak  siyasi hayatımı devam  ettirmekteyim. İnsanın partilerde  çalışıp  bu yolla ülkeye  hemşerilerine hizmet vermesi, çok   kutsal,  zevkli  ve insana haz veren olgudur .

Ancak  siyaset çok ta nankör bir iştir. Siyaset yapanlar ne kadar çok ve iyi hizmet ederse  etsin, bazı kesimler  bunu  yeterli  görmeyip  her zaman haklı haksız –yerli yersiz tenkit ederler.

Bu duruma  siyaset  yapanlar alışkın  olduğu için  kızmayıp , tenkitlerden  faydalanıp  daha  iyi  hizmet  vermeye çalışmaktadırlar.

Varsa eğer, unutamadığınız bir kaç  anınızı bizimle paylaşır mısınız?

 Unutamadığım  iki anımı  sizinle  paylaşmak isterim. Bunlardan ilki;

 27. Mayıs 1960  Askeri İhtilali  sonucu memuriyetten atılmayı  beklerken  geniş yetkiler vererek  görevime devam  ettirildim .

12 Eylül .1980 Askeri  İhtilali sonucu, Belediye Başkanının  görevden alınmasıyla  birlikte benimde  görevimden alınacağımı beklerken , Foça  Belediye  Başkanlığının bana  verilmesi, benim için  büyük  sürpriz  olmuştur.

Süleyman bey, bir yandan hayatınızı anlatırken, diğer yandan Foça’nın 1940 yılından, 1984 yılına  kadar olan tarihine önemli ölçüde ışık tuttunuz. Benimle yaptığınız bu güzel söyleşi ve Foça tarihinin bir dönemine  ait yaptığınız değerli açıklamalarınız için çok teşekkür ederim.

Sebahattin Karaca / Foça