HASAN ESER

HASAN ESER

hasaneser35@gmail.com
  • Youtube
  • Instagram

İş yapacak başkan neresinden belli olur?

11 Temmuz 2019 - 10:41

31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri'nin  üzerinden tam 100 gün geçti.

Belediyecilikte gelenektir.

Belediye başkanı, seçildikten tam 100 gün sonra ya kameralar karşısına geçer ya da yazılı bir basın açıklaması yapar.

Fakat bu defa, seçim öncesinde olduğu gibi romantik ve sloganvari, yani  goygoylara itibar edilmez.

Çünkü vatandaş artık soyut değil, somut açıklamalar bekler başkandan.

Zaten bahse konu açıklamanın yegane amacı, başkanın göreve geldiği günden bugününe 100 günlük yaptığı icraatları kamuoyuyla paylaşmasıdır.

Bu da şu demektir ki, anlatacak bir icraatınız yoksa, basın açıklamasına da gerek yoktur.

Tıpkı İzmir'de ilk 100 gün üzerine hesap vermeyi gerekli görmeyen birçok belediye başkanı gibi.

İzmirli başkanlar haksız da sayılmazlar! Zira hiçbir şey yapmadan çıkıp da 'Her şey öyle olacak, böyle olacak' diye martaval okursanız...

Vatandaştan alacağınız cevap bellidir: "Adam olacak çocuk ...undan belli olur."

Tabii hiçbir şey yapamadığı halde, yine de açıklama yapma gereği duyan, en azından  yapamadıklarının nedenlerini sıralayan başkanlara da saygı duymak gerekir.

Nitekim bizim asıl sorunumuz, hiçbir şey yapamadığı gibi, yapmaya da niyeti olmayan ve/veya bir şeyler yapacağını dair emare göstermeyen belediye başkanlarıdır.

Bu arada, CHP'li belediye başkanları çıkıp ilk 100 günlerini değerlendirme gereği duymaz iken...

İzmir'de ana muhalefet konumunda olan AK Parti'nin il ve ilçe teşkilatları neden susuyorlar?

Niçin, "Ey başkanlar, halk bize muhalefet, size de İzmir'i yönetme görevini verdi. Anlatın bakalım, ilk 100 günde neler yaptınız? İlk 100 gün hedefleri arasında olan vaatlerinizin hangilerini yerine getirebildiniz! İzmir halkı adına hesap soruyoruz!" diye haykıramıyorlar.

Acaba şu 'yeni parti' mevzusunun sonuçlarını mı bekliyorlar konuşmak için?

Sanmam çünkü öncesinde de böyle bir geleneği yoktu AK Partililerin.

Hem memleketin ikbali için CHP'li belediyeler ile uyum içinde çalışmak varken, şimdi ne gerek var gerilim yaratacak açıklamalara, öyle değil mi?

Nitekim bahane de hazır: İzmir zaten CHP'nin kalesi...

Ya yaaa...

Cart kaba kağıt!

İstanbul  ile Ankara da AK Parti'nin kalesiydi ona bakarsanız.(Ayrı bir yazı konusudur.)

Şimdi biz başkanlara bir iyilik yapalım, İzmir'deki ilk 100 gün değerlendirmesini yapıp onları büyük bir zahmetten(!) kurtarmış olalım.

Evet, ilk 100 gün değerlendirmesini açıklıyorum: lay lay lom. Bitti!

"Yahu nasıl olur? Hiç mi yok anlatılacak birkaç icraat..." diye sorduğunuzu şimdiden duyar gibiyim.

Haklısınız! Sezar'ın hakkını Sezar'a teslim etmek gerekir.

İzmir'in Büyük Başkanı Tunç Soyer'in Marsilya'ya yazdığı mektup ile makam aracının arkasına taktırdığı bisiklet taşınmasını sağlayan aparatı da gözden kaçırmamak gerekir.

Son olarak...

'Enkaz devraldık' edebiyatı, bir zamanlar merkezi hükümetler tarafından yapılırdı. Şimdilerde belediyelerde de moda oldu.

Hani İstanbul'u ve Ankara'yı AK Parti'den teslim alan Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş'ı anlayabilirim-ki kısa zamanda yaşadıkları bazı olumsuzluklara rağmen 'enkaz devraldık' bahanesine sığınmıyorlar-

Peki aynı partinin mensubu olup da kendisinden önceki belediye başkanını kötüleyenleri nasıl yorumlamalıyız?

Bitirirken...

Gazeteci-yazar Yavuz Donat, 1970'li yıllardan, CHP'nin iktidar olduğu zamandan, dönemin CHP Milletvekili, Dışişleri eski Bakanı Turan Güneş'ten "enkaz"la ilgili şöyle bir anekdot nakleder:

"Prof. Turan Güneş'e sordular:

'Hocam Avrupa Konseyi nasıldı?'

'İyiydi..'

'Yunan parlamenter  Melina Mercouri nasıldı?'

'Melina mı?'

'Evet hocam, Melina Mercouri nasıldı?'

'Aaaah, ah!.. Bizim kaderimiz bu. Hep enkazla karşılaşıyoruz'.."

Son Yazılar