Önce yerel sonra genel seçimleri kazanmanın yegane formülü

KADİR DENK

Bilindiği üzere, mahalli idareler seçimlerine az bir zaman kaldı. 

Partilerde hummalı çalışmalar ve entrikalar devam ederken... 

Kamuoyunda  balon haberler havada uçuşuyor.   

İddialara birkaç örnek verelim: 

- İYİ Parti lideri Meral Akşener'in İstanbul anakent belediye başkanlığına aday gösterileceği... 

- 2014'te İBB adayı gösterilerek adeta uçuruma itilen Mustafa Sarıgül'ün Şişli'ye yeniden aday gösterileceği... 

- CHP'li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun bu defa AK Parti'den aday olacağı...

Ve daha bir sürü dedikodu niteliğinde haber/köşe yazısı ve sosyal medya paylaşımı...

Türkiye'de çalı altına taş atma mantığıyla kaleme alınan sözde kulis yazıları, geçmişten gelen kötü bir gelenektir. 

Çok fazla dikkate almamak gerekir-ki burada önemli olan kimin ne yazıp-söylediği değil, parti genel başkanının kimi işaret edeceğidir.  

Hiç unutmam! 

Manisa eski belediye başkanlarından ve yöre halkı tarafından herkesçe çok sevilen rahmetli  Ertuğrul Dayıoğlu, burada Adalet Parti ve sonrasında ANAP'tan aday gösterilip seçimleri kazanmasına rağmen; 1989'da aday gösterilmemişti. 

Bu hadisede Ekrem Pakdemirli'nin rolü büyüktü. İlahi adalet olsa gerek, Dayıoğlu'nun yerine tavsiye edilen isim seçimi kaybetti ve ANAP, Manisa'yı Doğru Yol Partisi'ne kaptırdı. 

Maalesef! Türkiye siyasetinde lider sultası hala devam ediyor. 

Bazı parti liderleri, liyakat, eğitim ve halk nezdinde karşılığı olan isimleri aday göstermek yerine,  kendisine biat eden ya da yakın çevresine yakın olan isimleri daha çok tercih ediyor. 

Türkiye'de parti başkanlığı diktasının en belirgin örneği CHP'dir. 

Özellikle kazanılması garanti veya ihtimal dahilinde olan  belediyelere kimin aday olacağı noktasında büyük kavgalar verilir, hem de ulu orta, herkesin önünde...

Örneğin, son dönemde tartışmalara yol açan İstanbul'da kimin aday olacağını  Kılıçdaroğlu'nun iki dudağı arasından çıkan sözler belirleyecektir. Ve kendisine yakın gördüğü birini aday yapması kaçınılmaz bir sonuçtur. 

Hal böyle olunca da, tüm parti üyelerinin ve halkın desteğini almamış adaylar kaybetmeye mahkumdur. 

Bu sebeptendir ki, CHP bu seçimlerde de başarılı olamayacak, hatta bu defa 'kale' olarak bilinen bazı belediyelerini de elinden kaçıracak gibi görünüyor. 

Öbür taraftan, AK Parti ve MHP yine genel seçimlerde olduğu gibi ittifak yoluna giderek, mevcut belediyelerini koruyacak ve daha önceki seçimlerde  AK Parti - MHP bölünmesiyle CHP ile HDP'ye kaptırılan şehirlerin belediyelerini de kazanma şansını artıracak gibi görünüyor.  

Yalnız şu bir gerçek ki, yerel seçimler ile genel seçimlerin atmosferi her zaman farklıdır; hiçbir zaman birbirine benzemez! 

Altın kuraldır: Yerel seçimlerde partiye değil, kişilere bakılır. Seçmen, sevdiği, güven duyduğu ve layıkıyla hizmet edeceğine inandığı kişiye oy verir. Bu nedenle, adayların parti genel başkanı tarafından belirlenmesi yanlıştır. Bu yöntem bir nevi dayatmadır. 

Halbuki yerel seçimlerde alınacak başarı, bir sonraki genel seçimlerin sonucuna doğrudan katkısı olur. 

Daha net yazalım, yerel seçimlerde belediyelerde çoğunluğu ele geçiren partinin genel başkanı, Türkiye'nin müstakbel cumhurbaşkanıdır.  

Türkiye'de değişen sistemle birlikte (eşyanın tabiatı gereği)  Amerika'da olduğu gibi partiler birleşmek zorundadır. 

Amerika'daki Republicans ve Democrat'ların Türkiye'deki karşılığı: liberal, muhafazakar  ve milliyetçilerdir. 

24 Haziran tecrübesinde olduğu gibi bu kesimin birleşip yerini sağlamlaştırma olanağı ütopik değildir. 

Diğer tarafta ise CHP'nin mevcut yapısıyla başarıya ulaşmak hiç de kolay görünmüyor. 

Türkiye'nin muhalefet kanadında yeni bir partiye, yeni bir lidere ve yeni bir söyleme şiddetle ihtiyaç var. 

Olası böyle bir oluşum tabii ki merkez sağı da içine alacak şekilde kurulmalıdır. Bir nevi Meral Akşener'in yapmaya çalışıp da yapamadığı oluşumun tam tersi gibi düşünün! 

Bu oluşumun başına getirilecek olan isim de karizmatik, bilgili, aydın, en az iki dil bilen ve sadece memlekete hizmet etmek isteyen yeni bir yüz olmalıdır 

Buna eminim ki, Başkan Erdoğan'ın da kendisinden sonra  AK Parti liderliğini teslim edeceği kişinin özellikleri de tarif ettiğim nitelikte olacaktır. 

Sonuç olarak:  

En kısa zamanda  yeni bir parti kurulmazsa..

Tıpkı ANAP, DYP gibi CHP de tarihin tozlu raflarındaki yerini alacaktır. 

Engin Civan hocamın da dediği gibi; CHP bir an önce koruma altına alınarak  vakfa dönüştürülmeli ve Atatürk'ümüzün emanetine daha da fazla zarar verilmeden sahip çıkılmalıdır. 

NOT:  Tavsiyem o ki, her parti  başkan adaylarını mutlaka ön seçim yaparak belirlemeli. Belediyeyi kazanmak için önce halkın desteğini kazanmak gerekir. Zira, belediyeler halka hizmet için vardır; partiye,  parti başkanına ya da avanesine rant sağlamak için değil. Tek gayesi  halka ve memleketine hizmet etmek olan adaylara şimdiden başarılar dilerim.

Saygılarımla 

Kadir Denk

Economist

Eski Beledeyici