Yerel seçime giderken Ankara ve Manisa

EROL MARAŞLI

Aday tespitlerine gidilirken; aday adaylarının heyecanları dorukta ve de sıkıntılıları da…

Ama partilerin sıkıntıları daha büyük: “Ben merkezli” bir toplumda herkes, her mevkie kendini lâyık gördüğünden, başkası aday gösterilirse kırgınlığa ve küskünlüğe giriyorlar ve seçim çalışmalarına aday adaylarından çok azı katılıyor. Klikler, aday hakkında dedikodular ve pasiflik alıp yürüyor. Bu vasıftaki aday adaylarının partilerine verdiği zararlar en az diğer partiler kadar oluyor dersek, yanlış söz söylemiş olmayız.

Bir gazeteci arkadaşımız; mevcut başkanlara, koltuklarını bırakmak istemeyen üçüncü, dördüncü ve beşinci dönemi de kendileri için bir hak olarak gördüklerinden, “kadrolu aday” diyor ki; haklıdır.

Önümüzdeki günlerde partilerin adayları belli olduğunda aday gösterilmeyenlerin demeçlerini, röportajlarını okumak çok eğlenceli oluyor: görevdekiler kendi dönemlerinde yapılanları anlatmak için tek veya iki sayılık “özel gazeteler” çıkarırken ya da ulusal gazetelerin içine koydukları İnsörtler/İnsert gazetelerle daha çok kişiye ulaşmanın yolunu bulurlar… Kadrosuz adaylar ise partilerine yaptıkları hizmetleri anlata anlata bitiremezler. Tıpkı, 70’li yılların gazetelerinde yayınlanan “pehlivan tefrikası” gibi…

Biraz da bu gidişata en büyük desteği veren “siyasi partiler yasasının” değişmesi lâzım. Yoksa bu devran sürüp gider ve de siyaset vazgeçilmez meslekler sıralamasında birinci olur, bugünkü gibi! Yani siyaseti meslek olarak kabul edenlerden kurtulmak lâzım.

***

Partiler için Ankara/Başkent seçimlerinin ayrı bir önemi vardır: eğer, Ankara’yı muhalefet partisi kazanırsa; altmışlı ve yetmişli yıllardaki iktidar ile çatışmayı seyretmek kaçınılmaz olur. Rahmetli Süleyman Demirel hükûmeti ile o günkü belediye başkanı Vedat Dalokay ile yaşanan krizleri dün gibi hatırlıyorum.

 Ankara’da 2019 seçimleri Ak parti ile CHP arasında geçecek.

2014 seçiminde iktidar partisinin adayı mevcut belediye başkanı Melih Gökçek yarışı % 1 gibi cüzi bir oranla kazanmıştı. Bu seçimde CHP; MHP kökenli Mansur Yavaş’ı aday göstermişti. Mansur Yavaş; Melih beye oy vermek istemeyenler, ülkücüler ile MHP’li bir kesimin desteğini almıştı. Ama ne gariptir ki, CHP içindeki azımsanmayacak seçmen HDP adayına oy verdiklerini çekinmeden deklare ettiler. Öyle ya CHP içindeki sol radikaller için kriter 1970’lerin siyasal tortusundan gelen saplantıdan olsa gerek MHP’li veya Ülkücü bir adaya kendi partisinin adayı olsa da HDP’yi sosyalist olduğu için yeğ tutmuşlardı. Bugün CHP içinde yine Mansur Yavaş’ın adı geçiyor ama birçok mevcut belediye başkanının, milletvekillerinin itirazlarını duyuyoruz. Karşı çıkışlarını açıkça söylemekten çekinmiyorlar.

2014 yılında Ak parti ile CHP arasındaki oy farkı takriben 31 bin idi. MHP’nin oyu ise 44 bin’e yakındı. Yani Mansur beğ’i CHP’ye teklif eden MHP’de tam anlamıyla destek vermemişti.

2018 milletvekili seçimine baktığımızda Ak parti 39,29 oranında oy alırken CHP’nin oy oranı2014 seçimine göre % 2 oy kaybı ile 26.15 dir. MHP’nin 2018 oyu %13 dür. İYİ partinin oyu %12,25 dir. Son günlerde “Cumhur ittifakı” bazı yasa teklifleri yüzünden sarsılıyor gibi. Ancak partiler, yerelde ittifakı kolay bir şekilde sürdüremezler.  Burada aday çok önemli. Projeler daha önemli. Ve adayın topluma vereceği güven hepsinden önemli HDP’nin % 6 lık oy oranını da göz ardı etmek mümkün değil. Mansur Yavaş CHP’den değil de İYİ partiden aday olursa CHP destek verir mi? Verse bile CHP içindeki radikal sol, oy vermez! HDP ise muamma. MHP, Ak partiyi destekler ise; Ak partinin adayı ipi göğüsler gibi.

GELELİM MANİSA’YA

İki dönemdir Manisa Büyükşehir belediye başkanlığı koltuğunda oturan Cengiz Ergün 2014 seçiminde % 40 oy alırken, MHP 2018 genel seçimin de ancak 11.36 oranında oy toplayabildi.

Ak Parti ise 2014 seçimlerinde %36,7 oranında oy alırken aradaki makas  %3.4 ve oy farkı  30 bin kadardı. 2018 seçimlerinde ise Ak parti %39,12 oranında oy aldı.

 CHP 2014 yılında oyunu %18.3 yükseltirken /2009 da bu oran %14 idi/ 2018 genel seçimlerinde % 8 artışla 26,43 e yükseltti. İYİ partinin oyu MHP’yi geçerek %13,76 idi.

Manisa seçimleri Ak parti ile CHP arasında geçecek gibi. CHP, İYİ parti ile ittifaka girerse % 40’a ulaşır. HDPnin oyu da bu mecraya akar ise CHP% 47’i bulur. Burada en önemli soru şu: Ak parti kendi adayını, MHP’de kendi adayını çıkarır mı?

MHP, ittifak için Manisa ve Mersin’i Ak partiden istiyor. Ak parti de ise “İktidar partisinin aday göstermemesi gibi bir lüksümüz olamaz!” sesleri yükseliyor. Hatta Tayyip bey bile “Ucuz pazarlıklar içinde olamayız.” demedi mi?  Bu ayrılık CHP’ye Manisa’yı hediye eder. Binali Yıldırım ise Başbakan iken “Manisa’yı alacağız, burayı istiyorum…” demişti.

Peki, bu alma işi nasıl olacak?

Ancak Ak partinin adayının, MHP kökenli birisi olması durumunda MHP ve biraz da İYİ parti oylarını Ak partiye getirir.

Burada Ak parti için Doç. Dr. Selçuk Özdağ adı öne çıkıyor. Eğer bu imkân verilirse Ak partinin işi kolay olur. Özdağ, ülkücü kökenden gelen eski bir ocak başkanı. Uzun yıllar Manisa’da mücadele verdi. Milletvekili iken Manisalılar için nasıl zaman harcadığını, sorunlarına eğildiğini biliyorum.

BBP’lilerin, MHP’lilerin, BBP’lilerin ve bazı İYİ partililerin ona teveccühü var. Öğrencilik ve başkanlık yılları Manisa’da geçti. Sadece MHP ve İYİ partililerin teveccühünden öte, muhafazakâr kesimin de inandığı bir isim. Ayrıca uzun zamandan beri kendisini şehircilik konularına vermiş ve bu konuda yazdıklarını okurken akılcı projeler ürettiğini gördüm. Birçok belediye başkanından daha fazla teorik bilgilere sahip! Projelerini hayata geçirdiğinde Manisa çok şey kazanır.

Ak parti Selçuk beğ’i aday gösterirse; “emanet ehline verilmiş” olmaz mı?

EROL MARAŞLI