Başkan Mustafa İnce ve Tosun'dan sonra sıra kimde?

YAŞAR EYİCE

Geçenlerde; ‘kuru fasulye’den söz ettim, ama tarifini yapmadan yazımı bitirdim.

Kimden esinlendim tam anımsamıyorum:

İzmirport’tan Burhan Çınar da olur, Cuma akşamları Uğur Dündar’ın programından ya da Altınordu’dan anımsadığım Atilla Köprülüoğlu da...

Ya da; sokak lezzetlerini anımsatan Buğra Tokmakoğlu veya Mehmet Özdoğru’dan...

Aslında ‘fasulye’ bizim için çok önemli...

Örneğin; ‘Sen kendini fasulye gibi nimetten mi sanıyorsun?’ derler,

Bu deyimin anlamı kısaca şöyle anlatılıyor:

‘Kendine olduğundan fazla değer vermek!’

Milli yemeğimiz ‘fasulye’ için çok yazılar, şiirler yazılmış.

Hatta bilmeceleri bile var...

Bir hatırlatma yapayım:

Kimimiz; Tahin soslu kuru fasulye severken; birçok Egeli’nin ‘Zeytinyağlı ayşekadın fasulye’ye bayıldığını öğrendim.

Ispanaklı kuru fasulye bile var...

Belki bu gidişle yakında ‘Hamsi’ ile bile yarışacak...

Bunların tariflerini ‘google amca’ya sorarsanız rahatça öğrenebilirsiniz.

Bence her Türk kadını, kendine göre tarifi annesinden öğrenmiştir, başkasına ihtiyaç yok!

İşin özeti bu!

Fasulye’nin yanında ne istenir?

Pilav’dan önce turşu diyenler kazandı...

Büyüklerimiz; ‘Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın’ derler...

Ama bir atasözümüz var ki, her zaman ağzımızdan düşüremeyiz!

Anımsatayım:

‘Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!’

*- Hep rant odaklı

Anlatmaya, daha doğrusu paylaşmaya çalışayım:

Ülkemiz son dönemlerde her yeni güne bilimden, teknikten ve sosyo kültürel yapının korunmasından uzak yeni bir politik kararla uyanıyor.

Planlı, programlı, üretime ve toplumsal kalkınmaya yönelik kararlar yerine rant odaklı, doğayı ve çevreyi dikkate almayan yaklaşımlar tercih ediliyor.

Bunun son örneklerinden birini, Özelleştirme Yüksek Kurulu`nun, Elektrik Üretim AŞ`ye (EÜAŞ) ait Eskişehir Alpu-Tepebaşı kömür sahalarına ilişkin aldığı özelleştirme kararı oluşturuyor.

Karar ile söz konusu sahalar 1080 MW`lik santral kurma şartıyla, birim başına en düşük elektrik satış fiyatını veren şirketlere devredilecek.

Bu kararın iptali ile ilgili olarak, başta Ziraat Mühendisleri Odası  olmak üzere, müdahilleri içinde yer alan, pek çok kuruluş tarafından açılmış davalar bulunuyor.

Sonuçta ne olacak, söyleyelim:

Tarımsal üretim azalırken, kırsaldan göç ve tarımsal ithalat artacak… 

Hafızanızı yenilemeniz için anımsatayım:

Alpu Ovası, İç Anadolu Bölgesi`nin zengin ovalarından biri.

Porsuk çayının sulamada kullanılmasıyla birim alandan yüksek oranda tarımsal ürün elde ediliyor.

Önemli ölçüde hayvansal üretiminin de yapılmasıyla ülke tarımına büyük katkı sağlanıyor.

*- Koruma alanı içinde idi...

Bu bilgileri kimden aldığım anımsıyorum....

Hasan Eser’den...

O da Ziraat Mühendisleri Odası’ndan...

Şimdi devam edeyim:

Alpu Ovası bu önemi nedeniyle 21 Ocak 2017 tarihli Resmi Gazete`de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile Büyük Ova Koruma Alanı edildi.  Bugüne kadar, bu kapsamda 57 ilimizde ilan edilmiş 192 ova Büyük Ova Koruma Alanı bulunuyor.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, 5 Aralık Dünya Toprak Günü nedeniyle yapılan toplantıda, Bakanlar Kurulu kararıyla tarımsal sit alanı olarak koruma altına alınan ova sayısının 53 ovayla ilgili çalışmanın tamamlanmasıyla 245 olacağını ifade etti.

*- Şimdi termik santral kurulacak

Ancak; Alpu kömür sahalarının termik santral kurulması amacıyla özelleştirilmesi;  gerek yeni Bakan Fakıbaba`nın, gerekse önceki Bakanların tarım alanlarının korunması söylemlerinin ciddiyetini göstermesi açısından çarpıcı bir örnek oluşturuyor. 

Bütün Türkiye`de önemi nedeniyle büyük ova koruma alanı ilan edilebilecek alan sayısı son derece sınırlı iken, koruma alanı ilan edilenlerin bile ‘korunmaması’ kaygıları artıran bir yaklaşım.

Tarımsal üretimdeki sorunlar nedeniyle, ithal edilen ürünler listesine her geçen gün yeni bir ürün eklenmesi, bu konudaki kaygıları daha da büyütüyor.

Bu yüzden, buna herhalde,  ‘Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!’ denilerek nakledilir...

*- Bu filmi de tabloyu da gördük!

Soma, Elbistan ve Yatağan`da çok net görüldüğü gibi, Alpu Ovasına termik santral kurulmasıyla beraber bu bölgede tarımsal üretim çok büyük ölçüde zarar görecek, burada yaşayan üreticiler bölgeyi terk etmek zorunda kalacaklardır.

Hastalıklar özelliklede kanser vakaları da büyük olasılıkla artacaktır… 

*-  Ne diyorlar?

Uzmanlar; ‘yapılacak termik santralin üretimi esnasında kömürün yanmasıyla bacadan çıkan gazlar arasında canlı sağlığını çok olumsuz etkileyecek ağır metaller bulunuyor.

Bu ağır metaller çok geniş bir alana yayılmakta ve bu alanda yaşayan insanlarda kanser başta olmak üzere kronik bronşit, astım, sinir ve kalp hastalıkları artmasına sebep olacaklardır.’ diyor.

*- Anlaşma mı, o da ne?

Yine bir anımsatma yapayım:

Türkiye, imzalayarak taraf olduğu ve 4 Kasım 2016 tarihinde yürürlüğe giren Paris Anlaşmasıyla, küresel iklim değişikliğinin zararlarını azaltmak için öncelikle fosil yakıtların (petrol ve kömür) kullanımının azaltılmasını kabul etmiştir. Yapılmak istenen termik santral, ülkemizin bu taahhüdüne da aykırı bir durum oluşturuyor.

Termik santral 30-40 yıllık bir faaliyet sonrası işlevsiz kalacak; yüzlerce, binlerce yıl üretim yapılabilecek verimli bir alan ise telafisi mümkün olmayacak şekilde zarar görmüş olacak.

Umarım yanlış Hesap Bağdat’tan döner hesabı ile bu iş de askıda kalır...

***-

GÜNCEL

*- Seçimlere kadar çok duyarız

 Yine duymuşsunuzdur!

Dikili Belediye Başkanı Mustafa Tosun, işten attığı bir kadın zabıta memuru tarafından taciz suçlamasıyla karşılaştı.

Başta yandaş basın olayı ‘siyasi linçe’ çevirdi.

Suçlamayı yapan kadın da, boy boy resimlerini yayınlatarak, Başkan Tosun’un kendisine ‘Çok güzelsin!’ dediğini anlattı...

Son sözü ise; CHP’li Kadınlar söyledi:

‘Dikili’mizin çalışkan, Cumhuriyet sevdalısı belediye başkanı Mustafa Tosun’a yapılan siyasi linçe ve partimiz üzerinde dönen oyunlara sessiz kalmayacağız. Sonuna kadar Mustafa başkanımızın arkasındayız ve ona güveniyoruz!’

Başkanlarını koruyan kadınlardan bazıları şunlar:

Deniz Gencer, Figen Kaçar, Görkem Balaban, Şennur Erim, Figen Gençay, Gülendam Matran, Dilek Taban ve Ece Türkeli, Nebahat Dikmen, Fadime Erdemir, Gülsema Odabaş...

CHP’li başkanlara bir şeyler oluyor...

Aslında Reis onların başına gelebilecekleri konusunda uyarısı olmuştu.

Ama böylesi değil...

Bildiğim kadarıyla önce Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa İnce silahlı bir saldırıya uğradı, evinin kapısında, karısının yanında...

Sonra Dikili Belediye Başkanı ‘linç’ şeklinde bir saldırıya uğradı...

Hatta daha kötüsü...

Bakalım üçüncü kabak yine birilerinin başında, yani bir belediye başkanının başında patlayacak mı?

*- YAŞAR EYİCE