Bakalım hastalar ne diyor?

YAŞAR EYİCE

Geçenlerde , ‘Para ‘kocamanları!’ bile gülümsetiyor, dedikten sonra şöyle devam etmiştim:

‘Şirinlik muskası’ taksalar bile, bir türlü alışamıyoruz! , Ege Üniversitesi, Adnan Menderes’in arazisi üzerine kuruldu.’

Bir iki yorum geldi...

Gürol  Tulunay, Ergün Uyar ve Tuncay Atilla bu yazıma yorum yapmış...

Tuncay Atilla şöyle diyor:

‘Yaşar;  Ege üniversitesi Tip fakültesi artık senin bildiğin gibi değil.

Her biri kendi dallarında uzman hocalar doktorlar ve asistan ile öteki personel hastalara şifa dağıtıyor.

Sadece İzmir ve Ege’den değil, yurt dışından da çok hasta geliyor...

Açıkçası 9 Eylül’ le kıyaslanmayacak şekilde çok yönlü donanımlı...

Hastanenin başhekimliğine de, harika bir dost ve saygın Prof Dr Tuncay Göksel hocam geldi.

Haberin olsun.

Bana inanmıyorsan, bir kaç gün misafir ol!

O zaman, her iki hastane arasındaki farkı görürsün...

Selamlar.

Son cümle şaka tabi; Allah dert verip derman aratmasın...

Sağlıklı günler...’

*- Kaç kez?

Bu isimlerini yazdıklarım, 40 değil, 50 yıllık dostlar...

Tuncay Atilla’ya şu yanıtı hemen verdim:

‘Daha düne kadar hepsinin kapısı kapalı idi...

Kimseyle görüşmüyorlar, 'toplantıda' dedirtiyorlardı.

Kaç kez 'geyik muhabbeti' yaparken bunları yakaladım...

Ama tepkilerim, protestoların hep tekil kaldı.

Fakat yine demene yapacağım.

Biliyorsun benim evim tam karşılarında!

Doktorların çoğu da görev saatlerinde acilde ya da servislerinde olacaklarına cafelerdeler...

Bunlar geleceğin ünlüleri!...

Aslında kararı hastalara sormak lazım...

Belki kısa süre içinde bir minik anket yaparım....

Madem konuf açıldı devam edeyim:

*- Üniversitelerin birliği rafa mı kalktı?

İkiz kardeşler gibi...

Ege Üniversitesi ile Dokuzeylül Üniversiteleri’nden söz ediyorum...

Biri ‘vekil’, diğeri ‘asil’ iki Rektör bir araya gelmiş ve iki üniversitenin güçlerini birleştirerek önemli projelere imza atacaklarını açıklamış.

Bu çok önemli haberi önce Ege Üniversitesi, hemen ardından Dokuzeylül Üniversitesi resmen açıkladı...

Kutlamak lazım...

Ama

Dokuz Eylül Üniversitesi Rektör Vekili Prof.Dr. Erdal Çelik ile AKP Milletvekilliğinden sonra Ege Üniversitesi'ne Rektör olarak atanan Prof.Dr. Necdet Budak’tan önceki atamalarda bulunan o iki Rektör de kısa dönemlerinde hep birlikte oluyorlardı.

Nerelerde; niyetleri ve de faaliyetleri belli olan derneklerde...

Hatta ‘Bu işin sonu belli, bu birliktelik fazla sürmez!’ gibisinden laflar etmiş, yazılar yazmıştım, beklentisi olan herkes bunlara yağ çekerken...

Ne oldu?

Birini polis hâlâ arıyor...

Bilmem kaç yıl hapis cezasını çekmesi için...

Diğerinin ise bırakın rektörlüğü, üniversitenin, fakültelerin bahçesine bile girmeleri yasak....

Hani çocuklara, komşu kadın bağırır, ‘Bir daha buraya ayak basarsanız, ayaklarınızı kırarım!’ diye...

Aynen böyle...

Ha sahi aklıma gelmişken söyleyeyim:

Her ne kadar İçişleri Bakanı, emrindeki polislere ve teşkilata, ‘Uyuşturucuları yakaladığınızda ayaklarını kırın!’ dediyse ve suçu üzerine aldıysa da, ondan önce de bu cümleyi kuran ve açıklama yapan vardı...

Hatırlatayım;

MHP’li Başkandan önce Aliağa’da belediye başkanlığı yapan CHP’li biri de, rüşvet alan belediye personelini yakalamış ve şöyle demişti:

‘Bu rüşvetçilerin önce bacaklarını ve kollarını kıracaksın, sonra adalete teslim edeceksin!’

Zaman zaman ‘Adalet!’ demekten yorulanlar, ya da bazılarının haklarını elde etmek için yasa dışı yollara başvurup ‘mafia’ tipli adamlardan yardım istemeleri üzerine, ‘Oh elleri sağ olsun!’ diyenler de çıkıyordu, aramızdan...

Ama unutmamak lazım, kendi adaletimizi kendimiz kuramayız ve koruyamayız.

Nedense ‘Dayak Cennet’ten çıkmadır!’ diyenlerin sayısı da az değil...

İnsanın sinir haline bağlı gibi, herhalde....

Ya da ‘eşek ve eşref saatleriyle’ ilgili...

Bazen ağzımızdan çıkanı kulağınız duymuyor...

İki yaşındaki Poyraz Ata Başev gibi, bir saniyede dönüş yapabiliyoruz.

*- Menfaatte birleşilmişti

Bu arada bir anımsatma yapayım:

İzmir’in ilk üniversitesi Ege’den sonra Dokuz Eylül nasıl kuruldu?

Ankara’nın Doğusunda kurulan üniversitelere öğretim üyesi ve öğretim görevlisi bulunmuyordu.

Bunun üzerine ‘rotasyon’ kararı alındı...

Yani her üniversite hocası, askerlikte veya polislikte veya devlet memurluğunda olduğu gibi rotasyona tabi tutulacak ve yeni kurulan devlet üniversitelerine gideceklerdi.

Düşünebiliyor musunuz, bir Tıp Fakültesi öğrencisi anatomi dersi görmeden doktor olacak!

Ya da diğer branşları düşünün...

Ama anlı şanlı isimlerinin başında ‘profesör’ olanlar bir iki kişinin emrine boyun mu eğeceklerdi...

Onlar herkesi önlerinde düğme iliklemeye alışıktılar.

Hemen yolu bulundu;

İzmir’de bir ikinci üniversite kuruldu...

Ve bunlar da ‘rotasyon’ olarak, ‘İzmir İktisadi ve Ticari İlimler Akadamisi’nin adı ‘Dokuz Eylül Üniversitesi’ olarak değiştirildi ve üniversite bir çırpıda kuruluverdi.

İşin ilginç yanı; kurucu profesörler ve rektörler daha hızlı çıktı ve kısa sürede Ege’yi geçti...

‘Ege’ istediği kadar reklam yapsın ama işi biraz zor...

Hatta küçük bir örnek vereyim:

Yeni yılın dört iş gününde Ege Üniversitesinin rektörüne ele alan ve meteden 8 haber geçildi....

Acaba bunlardan hangisi halkın ilgisini çekti ya da yararlı?

Ben bilmiyorum ama herhalde vardır...

Ama Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek lazım...

Bir zamanlar belli kişilerin ve ailelerin hakimiyetinde bulunan birçok anabilim dalı bunlardan temizlendi...

Yani baba- oğul- kız- enişte- baldız gibi akrabalar temizlendi...

Ama Türkiye genelinde bakarsak öyle mi?

Hatta bunlara Vakıf Üniversitelerini de ekleyebiliriz.

İzmir’de bir süre önce Ege ile Dokuzeylül Üniversitelerinin yeni rektörlerinin yaptıkları açıklamanın benzeri uygulanmaya başlamıştı.

Üniversiteler arasında birlik ve beraberlik!

Ne oldu?

Rektörler değiştirildi bu işte yattı mı?

Her gelen kafasına göre hareket ederse bir adım ileri gidebilir miyiz?

***-

GÜNCEL

*- İnsanca yaşamanın standartları...

Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD), asgari geçim ücretine alternatif olarak geliştirdiği “’nsani Geçim Ücreti’ni yaptığı bir araştırma ile belirledi.

Türkiye’de farklı bölgelerde yaşayan ailelerin insan onuruna yaraşır, sosyal ihtiyaçlarını ortalama karşılayacak bir şekilde geçinebilmeleri için alt standartların ne olması gerektiğinin incelendiği araştırma ile İstanbul ve Türkiye ortalamasında farklı sonuçlara ulaşıldı.

Prof. Dr. Adem Korkmaz ve Yrd. Doç. Dr. Yusuf Alpaydın tarafından araştırma sonuçlarının detayları 10 Ocak 2018, Çarşamba günü açıklanacak.

*- YAŞAR EYİCE