Bakırçay Yaşıyor: Dijital Çağa İnat Yirmi Yıllık Bir Şehir Geleneği
Türkiye'nin dört bir yanında yerel gazeteler, tıpkı Anadolu'nun kadim çarşıları gibi birer birer kepenk indiriyor. Son yirmi yılda büyük umutlarla kurulan ancak ekonomik çarkların arasında ezilip giden çok sayıda gazete var. Bu tablo, aslında sadece bir sektörün değil, demokrasinin kılcal damarlarının da zayıflaması anlamına geliyor. Oysa yerel basın bir şehrin nabzıdır, oranın sesidir, vicdanıdır. Ne var ki bu vicdanı ayakta tutmak, günümüzde her geçen gün daha da ağır bir yük haline geliyor.
Bir yerel gazeteyi yaşatmak sadece haber peşinde koşmaktan ibaret değil. Ofis kirası, personel giderleri, matbaa maliyetleri, kağıt fiyatlarındaki artış ve lojistik derken ortaya çıkan tablo, bir KOBİ'nin tüm operasyonel zorluklarını katlayarak sunuyor.
Bugün Anadolu'da ayakta kalan yerel gazetelerin çoğu birer "aile şirketi" olarak değil, birer "aile fedakarlığı" olarak varlığını sürdürüyor.
Zira bu masrafları yalnızca gazete satışı ve sınırlı ilan gelirleriyle karşılamak neredeyse imkansız. Bu nedenle pek çok yerel gazete sahibi, yayın hayatını devam ettirebilmek için kendi cebinden harcama yapmak zorunda kalıyor. Bu, bir meslekten çok bir gönüllülük halidir artık.
Peki, bir insan neden kendi sermayesini tüketerek, gecelerini gündüzlerine katarak bu işi yapar? Çünkü gazetecilik, hele ki yerel gazetecilik, bir ekmek kapısı olmaktan çok daha öte bir şeydir.
Yüksek enerji ister, emek ister, özveri ister. Dahası sabır ister.
Yerel gazeteci; bir belediye toplantısında, bir orman yangınında, bir esnafın çığlığında, bir muhtarın derdinde en ön saftadır. O sadece haber yazmaz, bir şehrin hafızasını tutar. Ama ne yazık ki bu hafızayı tutma çabası çoğu zaman adliyelerdeki dosyalarla, yıldırma davalarıyla ve tükenen bütçelerle takas edilir.
Tüm bu olumsuz tablonun ortasında, inatla ve ısrarla yayın hayatına devam eden bir istisna var: Bergama merkezli Bakırçay Gazetesi.
İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Rıdvan Karapehlivan, tam 20 yıldır kesintisiz bir şekilde bu gazeteyi çıkarıyor.
Dile kolay; yirmi yıl, Türkiye'nin ekonomik dalgalanmalarına, medya sektöründeki darboğazlara ve dijital çağın getirdiği dönüşüme rağmen düzenli olarak okurların karşısına çıkmak gerçekten takdire şayan bir başarıdır.
Rıdvan Karapehlivan, Bakırçay'ı yaşatmak için harcadığı enerjiyi ticarete harcasaydı bugün Bergama'nın en zengin insanlarından biri olabilirdi.
Ama o, belki de Bergama'nın en zengin "hatırası" olmayı tercih etti. Çünkü gazetecilik böyle bir şeydir. Paranın ve siyasetin gürültüsü arasında yerel gazeteler bir kentin ortak aklının, vicdanının ve kültürünün taşıyıcısı olmaya devam ediyor.
"Artık kimse gazete okumuyor" diyenlere inat, ben bazen bir kıraathanede, bazen bir esnaf dükkanında, bazen de belediye otobüsünde hâlâ Bakırçay'ı okuyan insanları görüyor ve bundan derin bir mutluluk duyuyorum.
Evet, yeni neslin sosyal medyadan fırsat bulup da gazete okumadığı su götürmez bir gerçek; bu durum kitap okuma alışkanlığı için de ne yazık ki geçerli.
Ancak dijital çağın tüm çığırtkanlığına rağmen bir şehrin kendi gazetesini eline alıp sayfalarını çeviren, köşe yazılarını tartışan, ilanlarına göz atan insanlar hâlâ var. Bu, sadece bir alışkanlık değil, aynı zamanda bir aidiyet duygusudur.
Bakırçay, Bergama'da işte bu aidiyeti ayakta tutuyor. Haberi sadece duyurmakla kalmıyor, aynı zamanda Bergamalıların birbirine kenetlendiği bir zemin yaratıyor.
Ne yazık ki sayıları giderek azalan bu direnişçilere sahip çıkmak sadece yerel yönetimlerin değil, hepimizin ortak sorumluluğudur.
Unutmayalım ki demokrasi büyük şehirlerdeki pankartlardan değil, Anadolu'nun bir köşesinde çıkan gazetenin satır aralarından beslenir.
Eğer Bakırçay Gazetesi gibi cesur örnekler yok olup giderse Bergama'da olup bitenleri, oralı bir vatandaşın gözünden okuyamaz hale geliriz. O zaman geriye sadece merkezi medyanın haberleri kalır ki bu da hiçbir zaman yerelin dokusunu yansıtmaya yetmez.
Son yıllarda yaşanan ekonomik dalgalanmalar, kağıt fiyatlarındaki artış ve dijital platformların yükselişi yerel gazetelerin işini iyiden iyiye zorlaştırsa da Bakırçay'ın 20 yıllık başarısı, umudun hâlâ mümkün olduğunu gösteriyor.
Rıdvan Karapehlivan ve onun gibi mücadele eden tüm yerel basın emekçileri aslında sadece bir gazete değil, aynı zamanda bir şehrin geleceğini de inşa ediyorlar.
Bugün Bakırçay Gazetesi'nin arşivine baktığımızda sadece geçmişin haberini değil, Bergama'nın kültürel ve sosyal evrimini de görüyoruz.
İşte bu yüzden her bir baskısı bir direnişin, bir varoluş mücadelesinin izlerini taşıyor. Onlar bu toprakların "küçük ama güçlü" sesleri olmaya devam ettikçe, yerel basın da tükenmeyecektir.
Bu satırlar sadece bir gazeteye değil, tüm gazetecilere selam olsun diye yazıldı
ZEHRA ÇAMDEVİREN
Yorumlar
Kalan Karakter: