Körfez’de Çelik Devlerin Gün Batımı: Drone Çağı ve Muafiyet Vergisi
On yıllardır Amerikan hegemonyasının en somut ve ürkütücü sembolü, okyanusları yaran devasa uçak gemileri oldu.
Altıncı Filo’dan Pasifik’teki stratejik konuşlanmalara kadar bu "seyyar havalimanları", Washington’ın dünya ticaret yollarını açık tutma ve "Gambot Diplomasisi" (Gunboat Policy) üzerinden küresel nizamı sağlama iradesinin sarsılmaz kalesiydi.
Ancak bugün Basra Körfezi’nden Kızıldeniz’e uzanan jeopolitik fay hatlarında, bu milyar dolarlık çelik devlerin üzerinde birer hayalet gibi dolaşan yeni bir gerçeklik var.
Modern savaş teknolojisinin birikimli bir sonucu olarak karşımıza çıkan Amerikan askeri doktrini, bugün sadece 300 dolarlık bir dronun asimetrik tehdidi altında demode kalma riskiyle karşı karşıya...
Askeri teknolojinin son yirmi yılda geçirdiği evrim, savaş tarihinin en radikal kırılmalarından birine işaret ediyor.
Amerika, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana askeri gücünü uçak gemileri, destroyerler ve fırkateynlerden oluşan devasa filolar üzerine inşa etti; bu sistem Vietnam’dan Kore’ye kadar Amerikan gücünü dünyaya dikte eden ana motordu.
Ancak bugün sahadaki denklem değişti.
Maliyeti bin doları bile bulmayan, basit ama etkili kamikaze dronlar, milyar dolarlık savunma sistemlerine ve devasa savaş gemilerine ciddi hasarlar verebiliyor.
Bu sadece teknik bir değişim değil, aynı zamanda bir güç projeksiyonunun iflasıdır.
Türk denizcilik doktrininde de yer bulan "ticaret yollarının emin tutulması" ilkesi, artık sadece toplu gemilerin (Gambot) heybetli duruşuyla sağlanamıyor.
Bir zamanlar bir ülkenin kıyısına yaklaşıp bomba yağdırarak nizam veren o eski strateji, artık insansız sistemlerin ucuz ve ölümcül saldırıları karşısında savunmasız bir dev gibi duruyor.
Bu askeri sarsıntının ötesinde, jeopolitiğin çok daha sinsi ve geniş çaplı bir maliyeti var: "Muafiyet Vergisi" (Impunity Tax).
Bugün küresel ekonominin damarlarında dolaşan petrol fiyatları, sadece arz-talep dengesiyle değil, İsrail’in bölgede başlattığı ve Amerika’nın bir şekilde müdahil olduğu çatışma sarmalıyla şekilleniyor.
İsrail’in başlattığı bu savaşın tetiklediği petrol fiyatı artışları, aslında dünya nüfusunun binde birini bile oluşturmayan bir odağın tüm dünyayı vergilendirmesi anlamına geliyor.
Kırşehir’deki bir çiftçiden Hindistan’daki bir kamyoncuya kadar herkes, pompaya her yaklaştığında bu görünmez "muafiyet vergisini" ödüyor.
Buradaki asıl trajedi ve paradoks ise Amerika’nın kendi iç pazarında yaşanıyor.
Amerika bugün net bir petrol ve doğal gaz ihracatçısı konumunda olmasına rağmen, Amerikan tüketicisi fahiş fiyatlarla karşı karşıya bırakılıyor.
Petrol şirketleri, üretim maliyetleri değişmemesine rağmen, küresel fiyat artışlarını bahane ederek Amerikan halkına ağır bir bedel ödetiyor.
Galonu 3 dolardan 5 dolara çıkan petrol, sadece ekonomik bir veri değil; aynı zamanda mevcut iktidarların altını oyan, vatandaşın refahını doğrudan hedef alan siyasi bir bombadır.
Siyasi perspektiften bakıldığında, Washington’ın bu süreçteki manevra kabiliyetini kaybettiği açıkça görülüyor.
Trump döneminde Netanyahu’nun yönlendirmesiyle İran’a karşı girişilen sertleşme hamleleri, bugün stratejik bir hata olarak kayıtlara geçmiş durumda.
Hesap edilmeyen sadece askeri güç değil, aynı zamanda İran’ın kültürel derinliği ve ekonomik direnciydi.
İranlılar, tarihten gelen pazarlık yeteneklerini konuşturarak bu krizden bir şekilde başları dik ayrılırken; Amerika tarafında ciddi bir karizma kaybı ve yenilmişlik hissi hâkim.
Trump dahi bugün yaptığı hatanın farkına varmış olsa da, giden itibarın ve verilen zararın telafisi o kadar kolay görünmüyor.
Geldiğimiz noktada, petrolün varil fiyatının 68 dolara kadar gerilemiş olması, İran ve Amerika arasında gizli bir anlaşma zemini arayışının işareti olabilir mi?
Eğer böyle bir uzlaşı ihtimali varsa bile, İsrail’in bu süreci baltalama girişimleri bitmeyecektir.
Uzun yazının kısası...
Uçak gemilerinin ihtişamlı devri kapanırken, dünya ekonomisi ve siyaseti artık birkaç yüz dolarlık dronların ve bölgesel ihtirasların gölgesinde şekilleniyor.
Washington, eski dünyanın "Gambot" stratejilerini modern zamanın asimetrik gerçekleriyle güncelleyemezse, sadece karizmasını değil, küresel oyun kurucu rolünü de tamamen kaybedebilir.
Soru şu: Devlerin savaşı biterken, faturayı ödemeye devam eden o "görünmez vergi" mükellefleri, yani bizler, ne zaman huzura kavuşacağız?
ENGİN CİVAN
Yorumlar
Kalan Karakter: