Enkazdan Doğan Cumhuriyet, Koltuğa Sıkışan Siyaset
Büyük bir imparatorluğun terbiyesiyle yetişmiş, ömrünü o nizama adamış bir Osmanlı zabiti olan dedemin penceresinden bakıldığında, Cumhuriyet’in ilanı, bildiği dünyanın kökünden sarsılması demekti. Bu yüzden hep eski yönetimi arardı. Oysa benim o yaşlarda ciltli tarih mecmualarından okuyarak süzdüğüm gerçek bambaşkaydı: Mustafa Kemal bir imparatorluğu yıkmamış; zaten fiilen ve hukuken çökmüş, toprakları işgal edilmiş bir enkazın küllerinden tam bağımsız, modern bir devlet var etmişti. Hasta Osmanlı bakiyesinden yepyeni bir Cumhuriyet yaratmıştı.
Ben o mecmualarla ve "CHP" olgusuyla büyürken, okumayı ilk öğrendiğim yıllarda elime aldığım Gırgır dergisindeki o meşhur "koltuğa yapışan siyasetçi" karikatürlerine bakar, çocuk aklımla "Bu koltuğa yapışmak da ne demek?" diye sorardım. Zaman geçip dünya dönüştükçe anladım ki çocukluk hafızama kazınan o mizah, aslında bugün kurucu iradenin yaşadığı en büyük tıkanıklığın ta kendisiydi.
Bugün "CHP eski CHP değil" derken kastedilen şey, yalnızca bir vitrin değişimi değildir. Asıl sorun, kurucu felsefenin o devrimci, dinamik ve cesur ruhunu yitirmesi; yerini statükocu, tutucu ve koltuk güvencesine dayalı bir "mirasyedi" siyasetine bırakmış olmasıdır. Dünyanın, zamanın ve toplumsal yapının hızla akışkanlaştığı, dijitalleşmeyle birlikte kuralların yeniden yazıldığı bu çağda; dikey hiyerarşilerle ve hantal delege pazarlıklarıyla ne dünün mirası korunabilir ne de yarının vizyonu inşa edilebilir.
Eski CHP’yi aynen geri getirmeye çalışmak anakronik bir yanılgıdır; çünkü tarih geriye doğru akmaz. Yapılması gereken, 1923’ün donmuş kalıplarını tekrarlamak değil, o dönemin radikal ve ilerici ruhunu bugünün dünyasına tercüme etmektir. Koltuk sevdasına dayalı reaksiyoner muhalefet çizgisi tamamen terk edilmeli; bunun yerine liyakati, şeffaflığı ve proaktif fikir üretimini merkeze alan yeni bir kurucu akıl inşa edilmelidir. Atatürk, enkazın altından modern bir Cumhuriyet çıkarırken çağının en ileri vizyonunu ortaya koymuştu. Bugün onun mirasına sahip çıkmak, koltuklara yapışıp geçmişin bekçiliğini yapmakla değil; yönünü geleceğe dönüp bilimde, teknolojide ve çağdaşlıkta yeni yollar açmakla mümkündür.
Çünkü Cumhuriyet, küllerinden doğan bir devrimdir; koltuğuna yapışanların statüko bekçiliği değil.
Aslıhan Bahadır
Yorumlar
Kalan Karakter: