Ölümsüz aşklardan küresel edebiyata edebiyat dizisi VBKY'de

SERBEST KÜRSÜ

VakıfBank Kültür Yayınları’nın yayımladığı ‘edebiyat dizisi’nde yer alan kitaplar okura Balzac’tan Fitzgerald’a, Melville’den Grigoroviç ve Oscar Wilde’a dek bir edebiyat okuması yaptırıyor. Bu eserler arasında edebiyat değerlendirmelerinin yanı sıra birçoğu Türkçe’de ilk kez sunulan çalışmalar bulunuyor.

VakıfBank Kültür Yayınları’nın (VBKY) ‘edebiyat dizisi’ndeki kitaplarda mutsuz beyaz yakalılar hicvediliyor, ölümsüz aşklar anlatılıyor, ulusal edebiyat ile küresel edebiyat arasındaki farklar enine boyuna ortaya koyuluyor… Birçoğu Türkiye’de ilk kez okurla buluşan eserler özellikle ‘Balıkçılar’ ve ‘Veranda Öyküleri’ isimli kitaplardaki gibi konu edindikleri dönemi tüm detaylarıyla ortaya koymaları açısından önem taşıyor.

Düşünce, edebiyat, sanat, şiir

Eleştirmen, şair ve çevirmen Osman Çakmakçı’nın “Radikal Kitaplar” isimli çalışması, yazarın Radikal gazetesinde köşesine taşıdığı incelemelerle birlikte değerlendirmelerini içeren metinlerden oluşuyor. Çakmakçı düşünce, edebiyat, sanat ve şiir olmak üzere dört kısma ayırdığı kitabında Foucault, Nietzsche, Sartre gibi düşünürlerin yanı sıra Beckett, Oğuz Atay, Kafka, Jack Kerouac, Albert Camus, Lorca, Yahya Kemal gibi edebiyatçılar ile şairlerin kitaplarını analiz ediyor. Çakmakçı Türk şiiri üzerine detaylı bir değerlendirme yaparken edebiyat tarihine damgasını vuran önemli eserleri sıralıyor.

108 sonede resmedilen ölümsüz aşk

Sir Philip Sidney, 16. yüzyılda yaşadı. Zekâsı ve yetenekleriyle saray mensuplarının beğenisini kazandı. Eserleri yayımlandığı dönem dokuz, William Shakespeare’inkiler dört baskı yapıyordu. İngiliz edebiyatının Shakespeare ve Christopher Marlowe’la birlikte üç büyük kurucusundan biri sayılan Sidney’in “Astrophil ile Stella Soneler” adındaki eserinde, soylu bir gencin büyük bir tutkuyla bağlandığı kadına karşı tükenmek bilmeyen aşkı 108 sonede Türkçe ve İngiliz olarak anlatılıyor.

Balzac’ın gözünden mutsuz beyaz yakalılar

Kimi edebiyat eleştirmenleri tarafından “romanın Shakespeare’i” olarak tanımlanan Balzac’ın kitaplarında 19’uncu yüzyıl Fransız burjuvazisine, sefalete ve modernleşmeye çalışırken arada kalan insanların yaşamına tanıklık etmek mümkün. Türkiye’de ilk kez VakıfBank Kültür Yayınları’nın (VBKY) okura sunduğu “Çalışanın Fizyolojisi” de böyle bir eser. Fakat Balzac’ın bu kez hedef tahtasında 1800’lü yılların beyaz yakalıları bulunuyor. Kitapta dönemin tozdan geçilmeyen, stresli ofis hayatının detayları ve çalışanların karşılaştığı durumlar mizahi bir dille eleştiriliyor.

Filmlere konu edilen trajik bir yolculuk

Sinema, dizi ve müzik alanındaki birçok yapıma ilham veren “Enoch Arden” Türkçe olarak ilk kez VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY) tarafından yayımlanıyor. Viktorya Çağı’nın önemli yazarlarından Kraliyet Şairi unvanlı Alfred Lord Tennyson’ın kaleme aldığı bu anlatı şiir türündeki eserde, gemi kazası sonucu ıssız adaya düşen bir gemicinin hayatı ve aşkı sayfalarda Türkçe ve İngilizce olarak yer edinirken, kitaba da adını veren Enoch Arden karakterinin trajik yolculuğu okura ulaşıyor.

50'ler edebiyatı ve dergiler

Edebiyat dergileri, Türkiye’de modernleşme hareketinin başlangıcı sayılan Tanzimat döneminden bu yana edebî tür ve tekniklerin gelişiminde önemli rol oynuyor. 1950’ler ise edebiyat dergilerinin altın yılları olarak kayıtlara geçiyor. Aslı Uçar’ın kaleme aldığı “1950'ler Türkiye’sinde Edebiyat Dergileri” bu konuyu derinlemesine analiz ediyor. Kitabında edebiyatımızın en ateşli yıllarındaki yayınları ve tartışmaları kaynak göstererek değerlendiren Uçar; Hisar, Mavi, Pazar Postası, Varlık ve Yeditepe dergilerinin yazınsal anlayışlarını ve birbirleriyle ilişkilerini inceliyor. Can Yücel’den Nurullah Ataç’a, Orhan Kemal’den Attilâ İlhan, Yaşar Kemal ve Peyami Safa’ya kadar bu dergilerden hangi usta kalemler geçti ve iz bıraktı?

Çöküşün ayak seslerini duyuruyor

ABD’de 1919 ile 1929 arasında yaşanan döneme Caz Çağı adı veriliyor. O yıllarda caz müziği tüm ülkeyi etkisi altın alırken lüks tüketim sınırları aşıyor. Hemen ardından ise Büyük Buhran, başka bir değişle Dünya Ekonomik Bunalımı geliyor. Bu dönem için “Mucizelerin çağıydı, sanatın çağıydı, aşırıya kaçmanın, hicvin çağıydı” diyen F. Scott Fitzgerald, “Caz Çağı Öyküleri” adındaki kitapta, ihtişamı ve aşırıya kaçmayı resmediyor, karakterleriyle çöküşün ayak seslerini duyuruyor. Kitapta 11 öykü yer alıyor. Bunlar arasında “Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi” de bulunuyor.

Altı hikâyede Melville

Bu yıl doğumunun 200’üncü senesi kutlanan ABD’li yazar Herman Melville, gençlik yıllarında denizlere açıldı, birçok ülkeyi bu sayede gördü, kişileri ve doğayı gözlemledi. Balina avcılığıyla uğraştığı deniz seferlerinin birinde yamyam kabilesine esir düşen Melville, ülkesine döndüğünde önce öğretmenlik yaptı, ardından gümrük müşaviri olarak çalıştı. Yazarın “Veranda Öyküleri”nde ise yaşamından büyük izler taşıyan altı hikâye yer alıyor. Okur tıpkı Melville gibi yeri geldiğinde tehlikeli vadileri aşıyor, yeri geldiğinde de gizemli adalarda yolculuğa çıkıyor.

Wilde’ın tek romanı

İrlandalı oyun yazarı, öykücü ve romancı Oscar Wilde, 1854 ile 1900 yılları arasında yaşadı. Yaşadığı dönem adı en başarılı yazarlar arasındaydı. Arkasında onlarca çalışma bıraktı. “Dorian Gray'in Portresi” ise onun tek romanı. Wilde bu eserinde, gençlik güzelliğine hayran bir genç adamın, hayat yolculuğunda sırtladığı deneyimi hazlarıyla doldurma serüvenini anlatıyor. “Dorian Gray’in Portresi”, ruh ve beden ikiliğini, edebi ifadeyle okura ulaştıran bir başyapıt.

Kentten kırsala dönüş

Sanayi Devrimi ile birlikte her alanda değişim başladı. Kentlere göç edildi, beklentiler farklılaşınca aile üyeleri birbirinden uzaklaştı. Aile içi iş bölümleri bu yaşananlardan fazlaca etkilendi. Romanlarında Rusya’nın kırsal kesimindeki sosyal dokuyu gerçekçi bir üslupla anlatan Dimitri Vasilyeviç Grigoroviç’in “Balıkçılar”ı bu atmosferi yansıtan bir Rus klasiği. Romanda bir balıkçı ailesinin dayanışmayla örülü samimi öyküsü okura ulaşıyor. Rus edebiyatının altın çağında yayımlanan “Balıkçılar”, 19’uncu yüzyılda değişen kırsal yaşamı gözler önüne seriyor.

Pamuk, Murakami, Atwood…

Dünyaca ünlü yazarlar eserlerini ulusal değil de evrensel olana yönelerek kaleme alıyor. Temalar, kurgular, karakterler ve altı çizilmek istenen öğeler herkese hitap edince çalışmalar hızlıca birçok dile çevrilebiliyor, böylece geniş kitlelere ulaşılıyor. The New York Times’ın edebiyat eleştirmeni ve editörü Adam Kirsch “Küresel Roman: 21. Yüzyılda Dünyayı Yazmak” adlı kitabında bu olguyu değerlendiriyor. Orhan Pamuk, Haruki Murakami ve Margaret Atwood gibi dünyaca ünlü yazarların çalışmalarını inceleyen Kirsch, “Yerel olan, dünya çapında bir fenomenin parçası olarak görülebildiği oranda saygınlık ve anlam kazanır” diyor.