Adli Bilimler Ve Dağcılık

SERBEST KÜRSÜ

Ülkemizde dağcılık konusunda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların bu konuda oldukça uzman oldukları tarafımızca göz önünde bulundurulmakla birlikte;

Adli Bilimciler Derneği olarak, dağcılık faaliyetlerinin popülerliğinin artması ile birlikte sistemde yaşanan sıkıntılar ve halkın bu konulardaki kurallara dikkatinin çekilerek farkındalık yaratılması ihtiyacı bakımından konu değerlendirilmektedir.

Dağcılık, seyircisiz olarak acil durumlarda müdahale edecek herhangi bir sağlık ve güvenlik ekibinin refakati olmadan yapıldığı için riskleri yüksek bir sportif faaliyettir. Bu nedenle dağcılık konusunda eğitimsiz kişilerin gerekli önlemleri almadan dağ tırmanışları yapması olası riskleri ve güvenlik sorunlarını artıracaktır.

Dağcılıkta tehlikeler 2 ana grupta değerlendirilmektedir.

Dağ kaynaklı tehlikeler; coğrafi, meteoroloji kaynaklı zorluklar olup, dik uçurumlar, yüksek irtifa, taş, kaya düşmesi, buz kayaları, toprak kayması, çatlaklar, tipi, aşırı sıcaklık, rüzgâr, yağmur, yıldırım, sis, çığ, yerçekimi vb. doğa şartlarından kaynaklı fiziki tehlikelerdir.

İnsan kaynaklı tehlikeler; temelinde tırmanıcılar olup, dağlarda yaşanan güçlüklere fiziki ve manevi yönden hazırlıksız olan ve gerekli eğitim ile tecrübeye sahip olmayan insanlardan kaynaklı olan tehlikelerdir.

Dağcılık sporu yapan kişilerin fiziksel yönden güçlü ve kişisel disiplini kuvvetli insanlar olması, ani ve doğru kararlar verme yeteneğine sahip olmaları önemli bir noktadır.

Dağ kaynaklı tehlikeleri ortadan kaldırmanın mümkün olmadığı göz önünde bulundurulduğunda önemli olan insanların bu tehlikelerle baş edebilecek eğitim, donanım ve tecrübeye sahip olmalarını sağlayacak dağcılık faaliyetlerinin nitelikli ve nicelikli bir sistem içinde gerçekleştirilmesini sağlamaktır.

Ülkemizde doğaya çıkmak isteyen insan sayısındaki artışla birlikte bu tür faaliyetler sosyal medya üzerinden örgütlenerek bir araya gelen, yeterli deneyimi, bilgisi ve ekipmanı olmayan gruplarla gerçekleştirilmeye başlamıştır. Bu konu ile uğraşan sportif organizasyonların gittikçe artan yoğun ilgi ile aynı hızda büyüyemediği, sistemin artan potansiyel karşısında kendini güncel şartlara bağlı olarak daha nitelikli bir yapıya dönüştüremediği değerlendirilmektedir.

Dağ coğrafyasında çoğunlukla iletişim araçlarının çalışmaması, bu sporun gerekli birimlere haber verilmeden, yetersiz önlemlerle ve yetersiz kişi sayılarıyla gerçekleştirilmesi nedeniyle ölümle sonuçlanabilecek kazalarla karşı karşıya kalınabilmektedir.

Dağların giriş çıkışları kontrolleri yapılabilen coğrafi bölgeler olmaması, yaşanacak hayati sorunlara müdahale ve kurtarma faaliyetlerinde zaman, yer tespiti, ulaşım ve haber almada etkin çözümlerin üretilebilmesi için dağ tırmanışlarının ilgili birimlerin bilgisi dâhilinde yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

Dağlar suç mahalli olarak veya geçirilen kaza sonrasında bilirkişiler açısından değerlendirilmesi zor olan mekânlardır.

Dağcılık; jeoloji, biyoloji, tıp, meteoroloji, savunma, orman vb. birçok disiplinlerle harmanlanmış bir eğitim paketi almış, zor doğa şartlarının ve tecrübesiz ekip üyelerinin neden olabileceği tehlikeli durumlarla başa çıkabilecek, meydana gelen olayları doğru şekilde değerlendirerek çözebilecek uzman kişilerle yapılmalıdır.

Dağcılık lisansının kişilere sadece birkaç günlük eğitim, sağlık raporu ve 2 resim karşılığında değil, tıpkı sualtı dalış lisanslarında olduğu gibi kişilerin yapacağı dağ tırmanışlarının seviye seviye puanlanması, tecrübelerin belgelendirilmesi karşılığında kademeli olarak verilmesinin daha uygun olduğu değerlendirilmektedir.

Ülkemizde bu işi yapan oldukça ciddi kuruluşlar ve yetkin sporcularımız olmakla birlikte artan yoğun ilgi ile kontrolü zor olan dağcılık sporunda da suistimaller yaşanmakta, dağ kazaları ve dağda mahsur kalıp hayatını yitiren deneyimsiz ve malzemesiz insanlarımızın haberleri ile son günlerde sıklıkla karşılaşmaktayız.

Günümüzde yüzlerce insan gerekli bilgi, deneyim ve malzemeden yoksun olarak doğaya çıkıyorsa, burada insanları değil sistemi sorgulamanın gerekli olduğunun düşünülmesi daha doğru olur.

Doğada yapılacak olan her türlü faaliyeti ciddiye almak, kanunla yetkilendirilmiş kurumlardan gerekli eğitimleri almak, federasyonların talimatları doğrultusunda eğitim sisteminden geçmiş, gerekli ehliyete sahip kişilerin rehberliğinde ve denetiminde faaliyetler yapmak hem hukuki hem de cezai sorumluluk açısından önemlidir.

Doğa sporları, son zamanlarda hızlı bir gelişme göstermiş olduğundan bu konudaki hukuksal uyuşmazlıklara yönelik çalışmalarda da oldukça yeni gelişmeler yaşanmaktadır.

Doğa da meydana gelen kaza ve benzeri hukuka aykırılıklarda, mahkemelerin yargılama yapma ve olayı tam anlamıyla açıklığa kavuşturma yönündeki çalışmaların yetersiz veya eksik olduğu düşünülmektedir. Örneğin, yüksek irtifada meydana gelen bir kazada Cumhuriyet Savcısı veya karar verecek olan Mahkemenin olay yerini inceleme şansı neredeyse yok denecek kadar azdır. Bu tür durumlarda, kaza nedeniyle oluşturulan tutanaklardan ve diğer şahısların anlatımlarından faydalanılmakta, olay yerinin incelenmesi yapılmaksızın karar oluşturulmaktadır. Bu tarz kararlarda, adaletin tam anlamıyla uygulanmamasından kaynaklanan şüpheli durumlar oluşması söz konusu olabilmektedir.

Dağları ve doğasıyla oldukça zengin geniş bir alana sahip olan ülkemizde bu tür sorunların daha sağlıklı, adaletli çözülmesi için; yargılama makamında yer alacak olan şahısların en azından bu konuda yetkin olması veya bu alanda her yönden uzman bir bilirkişi kurulunun oluşturulabilmesi önemli noktadır.

Bu konunda sorumlu kişiler; sporcular, liderler, organizatörler, katılımcılar, dernek yöneticileri, özel şirket yöneticileri, Federasyon ve Üst Kurul yöneticileridir. Dağcılık faaliyetleri sırasında yaşanan kazalarda sorumluluk daha çok taksirden doğan sorumluluk olarak değerlendirilmektedir. Yani özen göstermeme, yüklenilen sorumluluğu tam olarak yerine getirmeme, öncülük ettiği gurubun güvenliğini sağlamama, gurubu her türlü tehlike ve meydana gelebilecek olan kaza olasılığına karşı uyarmama, kazayı öngörmeme, yetersiz tedbir alma, arama kurtarma sahasında gerekli tedbirleri almama gibi nedenlerden kaynaklanan ve kazanın meydana gelmesinde rol oynayan unsurları içermektedir.

Adli Dağcılık Çalışma Grubu, hali hazırda ülke gündeminde olan bu konuya tüm sorumlu kurum ve STK’ ların dikkatinin çekilmesi, dağlardaki potansiyel tehlikeler olası güvenlik sorunları konusunda durum tespiti yapılarak gerekli önlemlerin alınması yönünde kamuoyuna karşı bilgi verilmesi ve bu konuya dikkat çekilmesi sorumluluğu ile hareket etmektedir.

Adli bilimciler olarak; dağda yaşanan tehlike ve suçlar karşısında teknik yeterliliğe sahip uzmanlar yetiştirmek, artan ilgiye karşı kendini güncelleyemeyen sistemin iyileştirilmesine yönelik gerekli çalışmaları bir an önce yapmak ve bu konuda üstümüze düşecek bilimsel sorumluğu yerine getirmek için hazır olduğumuzu bildirir,

Saygılar sunarız.

İlknur BAKIR ÖZBİLEK, Ahmet Metehan DODURGA,  Prof. Dr. İ.Hamit HANCI

Adli Bilimciler Derneği