Sefiller! Kitabını okumak mı, filmini izlemek mi?

ŞEHRİBAN AKI

Sefaletten ve kötülükten, sevgiye ve insanlığa uzanan zavallı küçük bir kızın hikayesiyle başlayıp başarısız bir devrimi anlatan Sefiller, Fransız edebiyatının en büyük yazarlarından Victor Hugo’nun en bilinen romanlarından biridir.

Tam bin altı yüz doksan dört sayfa olan şaheser Fantine ve kızı Cosette’in yolunun Jean Valjean ile kesişmesiyle başlar ve bu adamın uzun, acılarla dolu yaşamı üzerinden devam eder.

Dönemin Fransa kırsalını, toplumdaki ve devlet kademelerindeki yozlaşmanın dar gelirli halka kadar indiğinde doğuracağı sonuçları karakterler üzerinden anlatır.

Romantizm akımının en önemli örneklerinden biri olan eser, etkileyici tasvirlerle sizi alıp adeta oradaki kasabalara, sokaklara ve nihayet Paris’e devrim barikatlarına götürür.

Sayfa sayısının çok olması gözünüzü korkutmasın çünkü anlatım dili oldukça sürükleyici.

Hayata bakış açınızda olumlu değişiklikler yapacak aşk ile yazılmış bu büyük roman, hem devrime olan aşkı hem de karşı cinse olan aşkı bir arada anlatırken savaş, barış, siyaset, siyasi oluşumlar ve dengeler üzerine de çıkarımlar yapabileceğiniz bir destan.

Noktasına virgülüne kadar kanunları uygulamanın iyilik değil, bir noktada aslında saf kötülük olduğunu anlatırken aynı zamanda Fransız Devrimi ile birlikte özgürlük hareketinin doğduğu topraklardan hukuk sistemine bir eleştiridir.

Bu kitaptaki yaşamlar içinizde derin izler bırakacaktır.

Yayımlandığı günden bu yana en çok satanlar içinde daimi bir yeri olan romanın kısaltılmış versiyonları çok fazla maalesef.

Bu kadar özenle kurgulanmış ve kaleme alınmış böyle büyük bir eserin birebir kopyalarını okumanız, Hugo’nun büyülü betimlerini kendi bakış açınızla değerlendirmeniz daha faydalı olacaktır.

“Les Miserables” orijinal adı ile çekilmiş bir müzikal filmi de var. 2012 yapımı müzikal için görsel ve işitsel şölen diyebiliriz.

Genellikle kitaptan çekilen filmler eksiltmelerden dolayı hayal kırıklığı yaratırken Sefiller’de bunu hiç hissetmiyorsunuz ve tüm oyuncular hakkını vererek gerçek anlamda sanat yapmışlar.

Yaklaşık üç saat sürüyor fakat asla sıkmıyor, sahneler ve oyuncular oldukça hareketli, kostümler en ince detayına kadar özenle hazırlanmış büyük bir prodüksiyon.

Hakkında binlerce kelime sıralayabiliriz ama ne kadar özel olduğunu yine de anlatamayız.

Kalbinizde derin bir yer edineceğini düşündüğüm bu muhteşem destanı okumanız dileğiyle…

- ”14 yaşımdayken karnımı doyurmak için bir parça ekmek çaldığımda beni zindana attılar ve orada tam 6 ay bedava ekmek verdiler. Hayatın adaleti budur.”

- “Yolda çok yoksul ama âşık bir gence rastladım. Ayakkabılarına su, ruhuna yıldızlar doluyordu.”

- ''Kalabalıklar daima tehlikelidir. İçlerinde mutlaka ruhlarını ucuza satan alçaklar bulunur.''

- “Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz, biz ise ortadan kaldırılmış yoksulluk.”

- “Hayvanlar arasında bir güvercin olmak için doğmuş bir yaratığın, bir yırtıcı kuş haline geldiği hiçbir zaman görülmemiştir. Bu yalnız insanlarda görülür.”

- “Devrimin mantığıyla felsefesi arasında şu fark vardır ki, onun mantığı sonunda savaşa götürebildiği halde, felsefesi barışa götürebilir.”

Şehriban Akı Bakır