Foça'nın Mehter Marşı Turizmi

SEBAHATTİN KARACA

Bazı tesadüfler vardır, sadece bir insanın değil, bazen de bir ilçenin, bir ilin, bir yörenin ve hatta bir ülkenin  kaderini  değiştirir. Bu söylemle ilgili olarak, tarihin sayfalarında milyonlarca örnek görmek mümkündür.

Foça Turizminde, Tatil Köyünün önemini yazmayacağım. Tatil köyünün açılış ve kapanış hikayelerini ayrı ayrı olmak üzere araştırmış, yazmış ve yayınlamıştım.  Ancak Foça’mız ve yöremiz için çok önemli olan tatil köyünün, Foça’nın tarihinden kaynaklanan sebeplerle yapıldığını bir başka yazımda anlatacağım.

Bu yazımda ise,  Foça için, turizm için en büyük şans ve nimet olan Tatil Köyünün ardından, neden Foça’da turizmin  istenilen seviyeye gelmediğini veya neden  gerektiği gibi gelişmediğini  anlatmaya çalışacağım...  Anlatmaya çalışacağım çünkü;

Seçimden seçime turizm konusu, Foça siyasetinin vazgeçilmez ana konusu oluyor. Ve çok da istismar ediliyor.  Hal böyle olunca seçim arifesinde olduğumuz şu günlerde, özellikle turizm konusu, bazı siyasilerin yine vazgeçilmezi oluyor.  Bu anlamda konuştukları zaman da mangalda kül bırakmıyorlar.  Oysa seçim bitince, “Mangal eski mangal, kül eski kül” olmaya devam ediyor.

1950‘lerin ortalarında Alman Ekonomi Profesörü Fritz  Baade’nin  Türk hükümetine yaptığı ısrarlı tavsiyelerinin ardından başlayan  turizmde hareketlilik  1960’ların başından itibaren de  devlet politikasına dönüşmüştür. Bu bağlamda ihtiyaç duyulan başta altyapı, tesis, ara eleman, yönetici, tanıtım, ulaşım konularında devlet sahip olduğu imkanlarla Aşık Veysel’in deyimi ile uzun ince zor bir yola girmiştir. 

Yurt Genelinde Emekli Sandığı Devrede

Bu çerçevede Tatil Köyü Emekli Sandığı tarafından yapılmıştır.  Türkiye’nin ilk tatil köyünü, işletmesini ve pazarlamasını yapabileceklerine inandıkları Club Med’e  (Fransız Şirket) vermişlerdir. Ancak Foça için mükemmel olan bu gelişmenin ardından devamı niteliğinde, ne Foçalılarca ne de dışarıdan yatırımcılarca, ilçemize hatırı sayılır büyüklükte ve yabancı turistlerin rahat edebileceği standartlarda tesisler yapılmamıştır.  Zamanın hükümeti tarafından o dönemde tatil köyünden kent merkezine kadar turizm alanı ilan edilen deniz kenarındaki arsalar, en başta Meclis evleri sitesi  ve devamında ise diğer siteler ve evler olmak üzere turistik tesis adı altında ruhsatlandırılarak turizm alanları talan edilmiştir. Bu tür talanlarda maalesef belediyeyi yönetenler de sacın bir ayağı olmuşlardır. Özellikle askeri yönetim dönemi de dahil olmak üzere 80’li yıllarda üst üste mevzi imar planları vasıtasıyla  kişi ve firmaların   lehine kararlarla Foça’nın imarı delik deşik edilmiş,  şehri güzelleştirecek estetikten yoksul yapılaşma ile  kent dokusu bozulmuş; yol, sokak, cadde, meydan, park bahçe gereksinimi yeteri kadar gözetilmemiştir. Tarihi değerler ve taşevler konusu ise daha vahimdir. Foça tarihine ve tarihi eserlere, kazılara seçilen yöneticilerin %90 ı yeteri kadar duyarlılık göstermemiştir. Hatta bizzat belediye aracılığı ile “Sit gelecek, taş binalar tescillenecek” diye Rum yapısı taş binaların yıkımı teşvik edilmiştir. İlerleyen yıllarda, bir deprem sonrası orta ölçekli 130’ün üstünde hasarlı binanın onarımını teşvik etmek, destek vermek gerekirken, Taş binaların tescilden düşürülmesine ön ayak olunmuş, yıkılan her taş binanın yerine bahçesiyle birlikte apartman daireleri yapılmıştır. Böylece Tatil Köyü ile birlikte yeterli derecede Foça’nın tarihine sahip çıkılmamıştır.  Daha 1922 yılında Foça’da yaşayan 6100 Rumdan geriye kalan estetik ve güzellik abidesi olan tarihi Taş Evler, bahçeleri ile birlikte  ayakta kalıp yaşıyor olsalardı, bu gün Foça’nın yanında Alaçatı’nın adı bile geçmezdi. Hele hele şayet yüksek duvarlarıyla, geniş kapılarıyla ustalık eseri olan Küçük Deniz’deki asırlık “ Tuz Depoları” ki Foça tarihinin en önemli istihdam alanı, ilçenin geçim kaynağı,  ihracat  ve ticaret  binasıydı;  Küçükdeniz’e yakışır, Foça’ya değer  üstüne değer kazandıracak  şekilde korunarak, aslına uygun restore edilseydi eğer, Sur Duvarları kadar etkili olurdu. Turizme bu günkü durumundan çok daha fazla katkı sağlar, sürdürülebilir turizm için gerekli olan temel taşlarından birini oluştururdu.

Özel Teşebbüs Durmadı

Buna rağmen  2850 kişinin yaşadığı, 700 su ve elektrik abonesinin olduğu, park sorununun bulunmadığı, herkesin birbirine saygılı olduğu, güvendiği, kapılarını bile  kilitlemediği dönemde Norveçli Tur operatörü Gulliver Reisers’ın sahibi olduğu Frode’yi; Foça’ya, Norveçli turist göndermesi doğrultusunda ikna eden, bu anlamda Ayvalık’ta faaliyet gösteren, Frode’nin, Türkiye’deki acentası B... Yalı seyahat acentasının da Foça’ya gelmesini sağlayan, gururla söylüyorum bendim. Yıl 1988 – 89’du.  Yaklaşık 10 yıl boyunca Frude’nin Gullivers Reiser firması Norveçli gurupları getirdi. Bunun yanı sıra hatırlayanlar bilir. 1992 yılında büyük hissesi bende olan “Nemtur” adında yerel bir seyahat acentası kurdum. 93’ten başlamak üzere başta Finlandiya’dan, Hollanda’dan, İngiltere’den olmak üzere sadece Foça’ya turist gurupları getiriyorduk.  Faaliyetimiz 1999’a kadar sürdü. İşte bu yıllarda Fransız tatil köyünün yanı sıra iki acentanın Foça’ya getirdiği turist akını ile Foça, tarihinde olmadığı kadar turizmde hareketlilik yaşadı. 

Bu gelişmelere maalesef hiçbir belediye başkanı dahil olmamıştır.  Keşke olsalardı…

Ancak şunu da yazmadan geçemeyeceğim, Nihat Dirim’in 2. Dönem başkanlığında 400 yataklı bir otel açıldı. Çok da iyi oldu. Bir turistik kent için en önemli ihtiyaç olan kanalizasyon ve arıtma tesisi yapmak ise Nihat Dirim ve Ali İlçan başkanlara nasip oldu.

Birinci Anap  hükümeti

1.Anap hükümeti zamanında tüm belediyelere İmar Planı yapma yetkisi verildi.  Bu yetki Yeni Foça ve Foça içinde geçerliydi.  Yeni Foça’nın bu yetki sayesinde nereden nereye geldiğini, eski halini bilenler ve bugününü görenler çok daha iyi değerlendirir.  Yeni Foça 1307 yılında Cenevizliler tarafından  kurulmuş , Ortaçağ’da üretilen Şap Madeni ile Dünyanın gözdesi olmuş bir kentti. Tarihi bir kent olan Yeni Foça’da  1922’de 5000 Rum nüfusun yaşadığı  Taş Evlerin her biri   birbirinden güzeldi, tarihi değer taşırdı.   Bunları koruyup kollayıp, onarımını teşvik etmek yaşatmak, turizme kazandırmak varken, şehri % 1.000 büyütmek neyin nesi hangi aklın, hangi fikrin eseriydi ? Aradan onca yıl geçti, ben hala anlayamadım.  Bir şehir elbette planla büyür. Büyütülürken sosyal yaşam için gerekli otopark, bisiklet yolları, yaya yolları, okul, cami, ticari alanlar, tarihi kent olmasından dolayı turizm gelişim alanları, parklar bahçeler le birlikte her türlü ihtiyaca cevap verecek şekilde yapılır.  Kent planı yapılır. Yeni Foça’da kent planı, en fazla %100 büyütmek amaçlı yapılmak yerine, %1000 den fazla büyütmek amaçlı yapıldı.  Planda Turizm amaçlı (yeme – içme – konaklama tesisleri için) alanlar ya hiç ayrılmadı ya da göstermelik olsun diye nokta halinde plana işlendi. Sonuç ne oldu.  Ne olacak çok değil daha 35 sene önce yapılmış kent imar planı ve gerçekleşen imar uygulamalarıyla daha şimdiden özellikle yaz aylarında kentte yaşamak zorlaşmıştır. 20 sene sonrasını düşünmek bile istemiyorum.  

Benzer şeyleri Foça’da yaşadı

Aynı tarihlerde Foça’da benzer şeyleri yaşadı. Burada da büyük imar planı, o dönemde yapıldı. Bu plan neticesinde bir yandan Atatürk mahallesi, Deniz Kent’in tepelerine kadar büyüdü. Diğer yandan Yeni Foça’ya giden karayolunun dağ tarafı, tatil köyüne kadar konut ile doldu.  Peki yapılan imar planının yüzde kaçı Foça’da turizm gelişsin diye “Turizm Alanı” olarak ayrıldı. Düşünen ve sorgulayan herkes bunun farkına varır. Otopark sorununun, iş bu plan ile nereye kadar çözüldüğü ise herkesin malumudur.  Bu plan ile şehir büyürken planda olmayan ama sonrasında ihtiyaç duyulan okul, hastane, hükümet konağı gibi binalar hep sonradan çok ciddi uğraşlar ve imar tadilatları ile çözülmüştür. Halbuki bunlar en baştan çözülebilirdi. Bırakalım bunları, şayet  o dönem yapılan planın sadece % 5 kadarı “ Turizm Alanları” olarak ayrılsaydı, bu gün Foça turizmde çağ atlamış haliyle Kuzey Egenin göz bebeği olurdu.

Şimdi çıkıp birileri diyecek ki, sende o planların yapıldığında meclis üyesiydin. Elin armut mu topladı?...  Doğru,  doğru olmasına da, amma ve lakin bir başka doğru daha var: Biz muhalefet partisinden gelen 3 üyeydik. O günün iktidar partisinden gelen rüzgarla yapılan,  Foça’nın her şeyine çözüm üretemeyen, Turizmine de katkı sağlamayacak ,  konut ağırlıklı olan iş bu planın, sadece daha da büyümesine mani olabildik.

Tarih, bu günkü teknoloji ile bundan böyle, tüm başkanların görev yaptığı sırada neleri nasıl yaptığını da yazacak. Ya da neleri niçin yapamadığını da. 

Tarih sayfalarına iyi yazılmakta var, kötü yazılmakta var..!

Her şeyden önce bu konuda yazılacak daha çok konu var. En iyisi burada noktayı koymak.  Arif olanlar anlar.

Sebahattin Karaca