Foça Belediyesi Osmanlı'nın Kurduğu İlk Belediyelerdendir

SEBAHATTİN KARACA

19.yy’ın sonlarına doğru Foça’nın, önceleri Akdeniz liman kentleriyle başlayan ve giderek dünyaya yayılan ticari ilişkileri sonucu günlük hayat değişmeye, ticaret alt yapısı da yetmemeye başladı. Bu sonuç Antik kent Foça’da Belediye’nin eksikliğini ortaya koydu.
O tarihe kadar yerel hizmetler, mahallelerdeki güçlü örgütlenmeler ya da Türk- İslam kültürünün yarattığı vakıflar aracılığı ile sürdürülmekteydi.

Tanzimat döneminde ise, yurtdışına giden aydın gençlerin önerileri ya da önderliği sayesinde 1871 yılında çıkarılan yerel yönetim nizamnamesi ile Osmanlıda şehircilik anlayışı değişmeye başladı. Bu çerçevede taşra şehirlerinde belediyelerin kurulması ve atılımlarının güçlendirilmesiyle birlikte yerel hizmetlerin kurumsallaşması sağlandı.
Başta İzmir Belediyesi olmak üzere, Foça’nın da içinde bulunduğu pek çok Doğu Akdeniz liman kentinde art arda belediyeler kuruldu.

İlk Başkan Mehmet Hilmi Efendi 1874
Belediyecilik üzerine çıkan ilk salnamelere göre, Foça (Foça – Atik) Belediyesi 1874 yılında kuruluşunu tamamladı ve göreve başladı. İlk Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Efendi oldu. Sermayesi (ilk bütçe) 126.162 kuruştu. Başkan Mehmet Hilmi Efendi’yi 1908 yılına kadar sırasıyla Mehmet Emin Efendi, Sadık bey, Hafız Nuri Efendi izledi. 

Belediye meclisi ise, uzunca bir süre nüfus oranına göre 4 Rum, 2 Türk’ten oluşuyordu. Belediye kadrosu çok dardı. Yazı ve hesap işlerini 1 kişi, tahsilat ve zabıta işlerini 1 kişi yürütürdü. İlk Belediye tabibi 1891 yılında kadroya dahil oldu.  Kurulduğu yıllarda Belediye, temizlik işlerinin yanı sıra kaldırım tamir ve inşası ile kasabanın aydınlatması işleriyle meşgul olurdu. Mesela 1907 yılında Foça’da sokak aydınlatması için toplamda 81 fener vardı.

19. yy. başlarında Foça’da nüfusun çoğunluğu Müslümanlardan oluşuyordu. 1835 yılında kasabayı ziyaret eden İngiliz seyyah William J. Hamilton seyahatnamesinde, Foça’da yaklaşık 1000 hane olduğunu bunun 400 hanesinin Rumlara geri kalanının Müslümanlara ait olduğunu yazmıştı. Ancak 1884 yılına gelindiğinde Müslümanların 3642, Rumların 7876 ve Musevilerin 212 kişi olduğunun kayıt altına alındığı görülmüştür.   
1914 yılına yapılan sayımlarda ise adalardan gelen göç nedeniyle Rum nüfusun Müslüman nüfusa göre üç kat arttığı nüfus vukuatı dökümlerinde yer almıştır.   

Foça Limanının Eşi Benzeri Yok
Bu değişiklik açıkça Düyûn-ı Umûmiye’nin Foça’da başlattığı başta tuz ihracatı olmak üzere sürdürülen ticari faaliyetlerden kaynaklanmıştır. Foça’nın Düyûn-ı Umûmiye İdaresi 1881 yılında muhtelif yerlerde var olan 3 adet deniz fenerine ilaveten şimdi halen çalışmakta olan deniz feneri ile idarenin İtalyan müdürü için Küçükdeniz’de lojman yaptırmıştır. Düyûn-ı Umûmiye feshedildikten sonra lojman Türk Ocağı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Aynı yıllarda Osmanlı, Büyükdeniz limanını elden geçirmiş; idari binalar ve depolar inşa edilmiştir. Bununla da yetinmeyip Belediye Sosyal Tesisinin hizasından, günümüzde Carrefour’un bulunduğu yere kadar kıyı düzenlemesi yapmıştır.

Osmanlı Foça Limanları ve özellikle de Büyükdeniz için; “Bahr-i Sefid’de misli yok gibidir” (Eşi benzeri yok) derdi. Ben de diyorum ki, tam da bu sebepten  M.Ö. 8.Y.Y.’da İyonlar Foça’ya yerleşmişti.
1894 yılında Foça Limanına Osmanlı, İtalyan, Yunan ve İngiliz bandıralı 363 vapur ile 2706 yelkenli gemi girip çıkmıştır.

1900 yılında Foça-Menemen yolu, Bağarası Malak çayına kadar yapılmış ve bu arada Pers Mezarlığının yanındaki meşhur tarihi köprü de inşa edilmişti. Foça PTT’si, Kazada Uluslararası Ticaret Limanının varlığı nedeniyle ivedilikle telgrafhaneye kavuşturulmuştur. O dönemde Foça postanesinden çıkmış, Foça PTT damgalı mektuba, Avrupa’nın önemli koleksiyon erlerinde rastlamak mümkün. 

1908 yılında İdarenin Çamaltı, Ada ve Aliağa tuzlalarından ürettiği tuz miktarı yüz otuz milyon kilograma erişmiş olmasıyla birlikte üç yüz bin lira civarında gelir elde etmiştir. 1896 yılına gelindiğinde artan ticaret ile ortaya çıkan sorunları çözmek için Ticaret Mahkemesi kurulmuştur.

Öte yandan aynı yıllarda İzmir Foça karayolu ile 10-11 saat sürdüğü için, İzmir’in Gemicilik Şirketi olan Şirket-i Hamidiye’nin “Dikili” adlı gemisi ile haftada iki kere İzmir’den Foça’ya sefer yapılmıştır.

En İyi Su Foça Suyu
O yıllarda Merişdere Foça suyu, Çine kazasının Seydiköy nahiyesinin şaşal sularından sonra gelen en saf en hafif suyuydu. İzmir’in ekseriyetle ekâbir kesimi Foça suyunu fıçılarla İzmir’e götürürdü. Bu su, dokuz bin beş yüz metre uzunluğunda toprak altına döşenmiş künkler sayesinde Foça’ya getirilirdi. Bu suyun menbağının adı o yıllarda Merişdere olarak bilinse de, sonraki yıllarda ise Künkdere olarak anılmaya başlanıldığı sanılmaktadır. Bunun sebebi şudur; 1960’lı yıllara gelindiğinde artan nüfus ve eskiyen hat depremlerle oluşan çatlaklar nedenleriyle su sıkıntısı doğmuştur. Başkan Mustafa konuk hattı yenilemek üzere İznik Mannesman’dan alınan 9 Km uzunluğunda demir boruların döşenmesi sırasında yer yer 2 – 2,5 metre derinlerde sırlı ve sırsız künklerin bulunmasından dolayı suyun membağı bundan böyle “Künkderesi” olarak anılmaya başlamıştır.

Ak Sayfa, Kara Sayfaya Adını Yazdıranlar
Buradan tekrar Belediye konusuna dönecek olursak Foça Belediyesi, kurulduktan 35 -40 yıl boyunca seçilmiş ağalar tarafından yönetilmiştir.

Yeni belediye olmasına karşın Uluslararası ticaretin başlaması ve yoğun nüfus artışının beraberinde getirdiği onlarca sorunu, çok az bir kadroyla cansiperane çalışarak çözebilmişlerdir.

İlk Belediye hizmet binası da şimdilerde yıkılmaya, yok olmaya yüz tutmuş Kale içindeki Ağalar Konağıydı. Ağalar Konağı ismi de buradan gelmekteydi.

Cumhuriyet döneminde şimdiki İş bankasının bulunduğu yerde iki katlı tarihi taş binada yıllarca hizmet verdi. Bu bina yolu genişletmek adına 80’lerin başında yıkıldı. Buradan şimdiki taksi durağının bulunduğu noktada Rumlardan kalma iki katlı Eski Rum mektebine taşındı ve burada da yıllarca hizmet verdikten sonra Belediye gelir getirsin diye binayı ve önündeki parkı kiraya verdi.

Buradan şimdiler de Büyükdeniz’de Kalyoncu Kafeteryanın üstü açık kısmında bulunan ve sırt sırta tek katlı tarihi iki yapıdan oluşan binaya taşındı. İşte bu tarihi binada Başkan Selçuk Dirim Fransız Tatil Köyünün yapım kararını vererek Foça’ya sayısız katma değer sağladı. Türkiye’de daha turizm yokken Foça’da turizmi başlatan kişi olarak tarihe geçti. 1970’li yılların başında Başkan Hasan Onay tarafından şimdiki yerinde inşaatı bitirilen Belediye binasının açılışı, ardından  Başkan seçilen Reha Midilli’ye nasip oldu.

Bugüne gelindiğinde dünyanın tanınmış birçok şehrinde belediyeler tarihi binalarını, gelecek nesillere aktarmak için özenle korurlarken, Foça’da ise son 60 yılda bir buçuk asır boyu belediyeye hizmet vermiş dört tarihi binanın üç tanesinin şu veya bu nedenle tamamen yıkılmış olması; yerlerinin bile büyük bir kitle tarafından bilinmiyor olması; bir tanesinin de ören yeri halinde ayakta durmaya çalışırken ilgili kurumlar tarafından bir şey yapılmıyor olması Foça tarihine gereken saygının gösterilmediğinin açık bir kanıtıdır.

Yaklaşık yüz elli yıldır var olan Foça Belediyesi’ni, 30 civarında başkan ve yüzlerce meclis üyesi idare etti. Yaptıklarıyla, kattıklarıyla adını altın harflerle Foça tarihinin beyaz sayfasına yazdıranlar da oldu, kırdıkları, döktükleri ve yıktıkları ile adından yıllarca söz ettirenlerde oldu.

Ama Foça hep var oldu bundan böyle de hep var olacak.
Her şeye rağmen “Bir Çift Gözün Görebileceği En Güzel Yerdir Foça”

Sebahattin Karaca
sebahattinkaraca35@hotmail.com
www.sebahattinkaraca.com

























Kaynaklar:
Prof. Dr. Zeki Arıkan
Süleyman EGE Foça Belediyesi Eski Başkanı ile yapılan söyleşi 15 Ekim 2021
Dr. Erkan SERÇE “Aydın Vilayeti Salnameleri”
Arzu Yılmaz ASLANTÜRK Karadeniz Teknik Üniversitesi Arş. Gör.