Yunanistan'da Alaturka Rüzgarları Estiren Türk Kızı: Dilek

HASAN ESER

Hasan Eser / 07 Eylül 2016 - Katıldığımız bir sempozyumda tanıştığım Yunanlı balıkçı dostum otomobilime bindiğinde, torpido gözündeki müzik CD’lerini şöyle bir gözden geçirip bir şeyler söylemişti.

Söylediklerinden sadece, “Hasan, Dilek Koç”  kelimelerini anlayabilmiştim.

Daha sonra aklıma düşünce; google amcaya müracaat ederek küçük bir araştırma yaptım.

Dilek Koç’un Yunanistan’da yaşayan ve orada çok sevilen bir sanatçı olduğunu öğrendim.

Derken youtube’dan birkaç şarkısını dinledim. Ne yalan söyleyeyim ilk defa o gün dinlediğim Dilek Koç’un daha sonraları tiryakisi oldum.

 Anadolu'da hit olmuş şarkıları Yunan müziğiyle harmanlayan Dilek, kendine has üslubuyla seslendirdiği eserleri aynı anda hem Yunanca hem Türkçe yorumluyor.  

Sevgili Dilek, her kelimesinde yaşanmışlık taşıyan mübadele türkülerini muhteşem sesiyle seslendiriyor.

Yine katıldığı programlarda  ‘Benim Güzel Kanaryam’ , ‘Kadifeden Kesesi’, ‘Osman Aga’ gibi bilindik şarkı ve türkülerimizi de Yunanistan’ın birbirinden ünlü sanatçılarıyla aynı sahnede düet yaparak söylüyor, söyletiyor.

Hani bir zaman bizim Mustafa Sandal’ın ‘Aşka Yürek Gerek’ isimli parçasına Yunanlı şarkıcı Natalia eşlik etmişti de; ortaya nefis bir eser çıkmıştı. İşte aynen o misal…

Ancak… Dilek Koç’u öyle Mustafa Sandal’ın tarzı ile karıştırmayın.

Mustafa kendi alanında başarılı bir pop müzik sanatçısı…

Bana hep TRT radyo sanatçılarını andıran Dilek ise söylediği geleneksel şarkılara bire bir uyum sağlayan karakteristik bir sese sahip, hem de ne ses kadife gibi…

Atalarım mübadil olduğu için midir nedir bilmiyorum ama şarkılarımızın Yunan ezgileriyle birleştirilerek söylenmesi oldum olası hoşuma gitmiştir.

Bizlere karşı kıyıdan seslenen Dilek de,  birbirine komşu olan iki farklı kültürü müzik aracılığıyla birleştiriyor.

Müziğin evrensel olduğuna inanan bir müzik sever olarak, bu benim çok hoşuma gidiyor.
 
Hiç kuşkusuz sevgili Dilek de böyle düşünüyor olsa gerek ki, İnternette yayınlanan bir mülakatında şöyle diyor: “ Yunanistan bana şunu öğretti: farklılıkları sevmek, hoş görmek ve farklılıklardan korkmamak. O Konstantinopolis desin sen İstanbul de. Şekillerle uğraşmamak. Bizim toplum olarak o kadar yüce değerlerimiz var ki onları korumak, yaşamak, yaşatmak. Mevlana’yı, Yunus’u v.b.”

Bravo Dilek, bilmiyorum başka söze gerek var mı?

Bugün dinlediğim sanatçılar arasında ilk beşin içinde olan Dilek Koç, müzik kariyerine 2000 yılında yerleştiği Yunanistan’da başlamış ki, asıl eğitimi mimarlık üzerineymiş.

Sevgili Dilek, cerrahlık yerine şarkıcılığı tercih eden Ferhat Göçer gibi gönlünü sanata kaptırmış bir kere…
 
Şimdi eğri oturup doğru konuşmak gerekirse dini, dili ve ırkı tamamen farklı olan yabancı bir ülkede kolay mı öyle insanın kendini sevdirebilmesi.

Haydi, boş verin kendinizi sevdirmeyi,  peki ya kendi toplumunuza hitap eden kültürel argümanları, başka bir topluma sevdirmek kolay mıdır?  Hiç sanmıyorum!

Kuvvetle muhtemel Türkiye’den daha çok Yunanistan'da hayran kitlesi bulunan Dilek Koç’un da değeri bu noktada çok daha iyi anlaşılıyor.

Uzun lafın kısası Dilek Koç’u keyif alarak dinliyorum. İnşallah bir gün kendisini canlı dinleme fırsatını da yakalarım.

Kaldı ki bu yıl İzmir Enternasyonal Fuarı’na gelir diye dört gözle bekledim. Eğer gelmiş olsaydı iki elim kanda olsa gidip dinlerdim. Ne yapalım kısmet değilmiş, başka sefere inşallah…

Not: Dilek Koç’u dinlemenizi şiddetle tavsiye ederim.

Tabii ki emeğe saygı çerçevesinde olmak kaydıyla…

Bazen birçoğumuz işin kolayına kaçarak ‘eser’ niteliği taşıyan şarkıları satın almak yerine  İnternet'ten indirmeyi tercih ediyoruz.

Haliyle bu vicdan meselesi bir yerde, vicdanınız el veriyorsa sorun yok!

‘Yok hayır! Bu işin vebali var’ diyorsanız benim gibi paşa paşa D&R mağazasının yolunu tutacaksınız.

Eğer yolunuz bugünlerde D&R mağazalarından birine düşerse Dilek Koç'un Yunanlı şarkıcılar Glykeria, Eleni Tsaligopoulou ve Pella Nikolaidou ile yaptığı düetlerin de içinde yer aldığı ‘Souvenir De Salonique’ adlı albümünü satın almanızı öneririm.