Yaşasın CHP

HASAN ESER

Ortadoğu coğrafyasında yaşayan insanlar yönetimleri değiştiremedikleri için ülkelerini değiştiriyorlar.

Ben de ülkemi değil, ama yaşadığım şehri değiştirmeyi ciddi ciddi düşünüyorum.

Çünkü 21. Yüzyıl Türkiye'sinde yaşam standartları düşük bir şehirde yaşamak gücüme gidiyor.

Doğup-büyüdüğüm şehir olan İzmir, yıllardır ideolojik saiklerle yönetiliyor/yönlendiriliyor.

İzmir, 2002'den bu yana tahterevalli siyasetine kurban ediliyor.

Bir tarafta kendi seçmenine işaret ettiği İzmir'i "ibret-i âlem" gibi gösterenler... 

Diğer tarafta ise sabah-akşam ideolojik söylem ve marşlar üzerinden yerel iktidarını konsolide etmeye çalışanlar... 

Bir taraf 'ülkesel beka' iddiası üzerinden 'koruyuculuk' propagandası yaparken,  diğer taraf da 'ülke elden gidiyor' iddiasıyla kurtarıcılığa soyunuyor.

Herkesin anlayacağı şekilde özetleyecek olursak, 1950'li yıllarda Celal Bayar'ın "Bu kış komünizm gelecek" söylemiyle başlayan 'korku siyaseti' çeşitlendirilmek suretiyle yaşatılmaya devam ediyor.

Gelelim asıl konumuza…

AK Parti, İzmir büyükşehir belediye başkan adayını açıkladı.

AK Parti'nin İzmir adayı Nihat Zeybekci oldu.

Siyaseti, birkaç kişi bir araya gelince selfie çekinip, sosyal medyada 'Durmak yok yola devam' etiketiyle paylaşmaktan ibaret sayanlar çok sevindi.

Benim gibi, hatta tıpkı Antalya halkı gibi, AK Parti'yi amaç değil, araç olarak kabul gören İzmirliler büyük hayal kırıklığına uğradı.

AK Parti, özellikle MHP'nin desteğiyle bu defa İzmir'i kazanmaya çok yakındı; ama tercih ettiği adayla İzmir'i bir kez daha CHP'nin kollarına itti.

Öyle ki, İzmir'de AK Parti için tarih tekerrür edebilir.

Takvim yaprakları 2009 yılını gösterdiğinde, o dönem İzmir'de yıldızı parlayan ilçe belediye başkanlarından Cemil Şeboy'un adı büyükşehir adaylığı için öne çıkıyor ve yapılan kamuoyu araştırmalarının sonuçları da 'AK Parti için İzmir'de en doğru isim' olduğunu destekliyordu.

Ne var ki şartlar izin vermedi ve AK Parti'nin 2009 İzmir adayı Taha Aksoy oldu.

Netice olarak, AK Parti, İzmir'de büyük hezimet yaşadı.

30 ilçenin 29'unu kaybeden AK Parti,  Aliağa Belediyesi gibi elindeki güçlü belediyeleri de CHP'ye kaptırmıştı.

 O dönem, ben ulusal bir gazetede muhabirlik yapıyordum.

2009 yerel seçimlerinin akabinde, dönemin Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’a yakınlığı ile tanınan Cihan Büyükoral ile bir söyleşi yapmıştım ve bu söyleşim o ulusal gazetenin Ege ekine 'Başbakan İzmir'de Yanıltıldı' diye manşet olmuştu.

Cihan Büyükoral, Ak Parti’nin İzmir’de almış olduğu ağır yenilgide İzmir Milletvekillerinin büyük rol oynadığını ve (dönemin) Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İzmir’de yanıltıldığını açıklamıştı. (Detayını dip not olarak yazımın sonunda paylaşacağım)

AK Parti, 2014 yerel seçimlerinde ise İzmir'de Binali Yıldırım'ı aday göstererek  en büyük kozunu oynamıştı. Ne var ki,  sayın Yıldırım da yanıltıldı mı bilmiyorum ama  ilçe belediye başkan aday tercihleriyle İzmir'i daha en başından kaybetti. Misal, Tansu Kaya ile kazanılmasına kesin gözüyle bakılan Aliağa'da  İbrahim Etem Yorulmaz'ı tercih ederek AK Parti'yi İzmir'de bir belediyeden etti.

Ve gelelim bugüne...

Türkiye Futbol Federasyonu eski Başkanı  ve İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener'in ismi AK Parti'den İzmir  büyükşehir belediye başkan adaylığı için geçiyordu.

Vizyonu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel'e benzetilen ve  dünya görüşü İzmir halkıyla örtüşen Mahmut Özgener'in  aday olacağı söylentisi bile İzmir'de  büyük heyecan yaratmıştı.

AK Parti mi Mahmut Özgener'i ikna edemedi, yoksa Mahmut Özgener mi AK Parti'yi ret etti, ya da bu durum tarafların birbirinden habersiz olmasıyla birlikte bir söylentiden ibaret miydi?

Bilmiyoruz! Ama...  İzmir'de Mahmut Özgener beklentisinin boşa çıkması ve Nihat Zeybekci'nin aday gösterilmesi, sosyal medyada sık sık  gündeme getirilen "AK Parti İzmir'i kazanmak istemiyor!" iddiasını güçlendirdi.

Olan oldu!

AK Parti belediyeciliğiyle tanışmak isteyip de, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin kazanılmasından ümidini kesenler gözünü ilçe belediyelerine çevirdi.

AK Parti'nin  Bergama, Foça, Aliağa, Menemen ve Bayraklı gibi ilçelerde  doğru isim ve stratejiyle kazanma şansı var!

Ancak... AK Parti, İzmir'de bugüne kadar yaptığı aday tercihleriyle beni o kadar şaşırttı ki, alıştım! Yani bu dönem de yine beklenmedik isimlerin aday gösterilmesi beni şaşırtmaz! Zira, Nihat Zeybekci'nin aday gösterilmesine hiç şaşırmadığımı söyleyebilirim. 

Akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını almış! Nihayetinde kimin kimleri aday göstereceğine karışamayız! Ki, bir seçmen olarak kabul görmediğim bir adaya en fazla oyumu vermem! 

Ha... En azından yaşadığımız kasaba için, aday belirleme noktasında naçizane bir tavsiyede bulunmamız gerekirse... 

Foça'da 1989'dan bugüne belediye başkanlığına aday olmayı alışkanlık haline getiren ve aday olduğu her seçimi kaybeden Serdar Mersin, Cumhur İttifak'ının ortak adayı olarak gösterilebilir. 

Nitekim (kendi ifadesiyle) memlekette başka adam mı var?

NOT: 

CİHAN BÜYÜKORAL O SÖYLEŞİDE NE DEMİŞTİ?

"AK Parti’nin İzmir’deki seçmen profilini iyi okuması gerekiyordu.

İzmir seçmeninin kendine has yöresel ve geleneksel beklentileri ve duyguları vardır.

Bu beklentileri ve duyguları  her seçimde faklı bir şekilde sandığa yansıtmaktadır.

Geçmişte yaşanan yerel seçim sonuçlarını analiz ettiğimizde Demokrat Parti’nin bazı dönemlerde iktidar olduğunu görüyoruz.

Bir dönem önce AK Parti’ye hem yerelde hem genelde oy veren kitle bu yerel seçimde ezici bir çoğunlukla CHP’ye oy verdi.

Buradan anlaşılıyor ki İzmir seçmeni kişileri ve ekipleri onların siyasi kimliklerine göre değerlendiriyor.

Bu neden ile AK Parti’nin İzmir’de aldığı ağır yenilgide tüm AK Parti İzmir Milletvekillerinin sorumluluğu var.

İzmir Milletvekili olmalarına rağmen İzmir’i tanımıyorlarmış ve İzmir seçmenini iyi analiz edememişler.

İzmir’in beklentilerinin ne olduğunu anlayamamışlar.

Sayın Başbakanı İzmir’de yanıltılar.

İzmir’de yerel seçim öncesi ilanlar, beyanatlar verildi; yeni geliyor yeniler geliyor diye.

İzmir yeniyi bekledi.

Fakat  yarışa 2004 yılında gösterilen eski ve kaybetmiş adayla girildi.

Tabii ki burada AK Parti’nin İzmir adayına da  her şeyi yüklemek de büyük haksızlık olur.

İzmir adayına bir görev verildi o da görevini yerine getirdi.

AK Parti’nin İzmir’deki en büyük sıkıntısı kadroları oldu.

Bir önceki yerel seçim ile karşılaştırıldığında  belediye meclislerinde ve il genele meclis üyeleri sayısında  yarı yarıya bir azalma aşikardır.

Her şeyden önce 2004 yılının seçilmiş kadroları korunamadı.

Bu nasıl korunurdu?

İşte o yenileri ve İzmir seçmeninin beklentilerini iyi bilen yeni adayları listelere alarak sağlanabilirdi.

Ancak Başbakanın bu konudaki uyarılarını, ne söylediğini örgüt anlayamadı ve yenilere kapılarını kapattı.

Bir çok yeni insan meclis ve il genel meclis üyeliklerine  AK Parti’den aday olmak için bekliyordu.

Hiç biri aday olamadı.

İzmir’de yeniler kabul edilseydi; İzmir’de seçim belki de  yine kaybedilirdi ama en azından elde olan belediyeler konumunu korurdu ve iddia ediyorum bugünkü tablonun en az 2 katı  belediye ve il genel meclis üyeleri olurdu.

Bu kaybın  en büyük nedeni İzmir milletvekillerinin yanlış yönlendirmesidir.

Eminim ki bu durumu Sayın Recep Tayyip Erdoğan değerlendirecektir."

CİHAN BÜYÜKORAL / 16.08.2009