Vay İzmir'in haline...

HASAN ESER

Hasan Eser / 16 Haziran 2017 - Türkiye’de gündem çok çabuk değişiyor-ki yakalayabilene aşk olsun-

Bilindiği üzere…

Geçtiğimiz günlerde 6,2’lik depremle sarsılmıştık.

Atalarımız boş yere dememiş “Her şeyde bir hayır vardır” diye.

Evet, deprem vesilesiyle; İzmir’in sağlıksız ve çarpık yapılaşmasını tartışmaya başladık.

Fakat gelin görün ki, her seferinde olduğu gibi tartışmalar yine havada kaldı.

Çünkü gündem değişti ve İzmir’in deprem gerçeği bir kez daha yalan oldu.

Çünkü CHP Lideri Kılıçdaroğlu “Tabana Kuvvet” diyerek, Ankara’dan İstanbul'a yürüyüşe geçti.

Çünkü İzmir’in kahir ekseriyetinin konuşmaya, tartışmaya ve sorgulamaya her zamanki gibi gönlü yoktu.

Zira ‘Gerekirse siyanür içeriz’ diye haykıranlardan, başka bir türlü davranış beklenemezdi.

İzmir'deki konutların yüzde 80'inin çürük olduğu gündeme getirildi, kimin umurunda?

Bile bile siyanür içebileceklerini söyleyenler;  İzmir’in deprem gerçeğinden hiç endişe duyar mı?

Ne var ki, deprem kapıya geldiğinde A veya B Partili diye kimseyi ayırmıyor.

Bu bağlamda söz konusu olan ‘vebal’ kavramıdır.

İstediğimiz partiye ya da adaya oy vermek demokratik hakkımızdır.

Ama…

İnsanların hayatını tehdit eden bir gerçeği görmezden gelmek, yok saymak, üstünü örtmeye çalışmak ve bu konunun üzerine gidenlere de hakaretlerde bulunmak  her şeyden önce insanlığa yaraşmaz.

Geçtiğimiz günlerde Sabah Gazetesi Yazarı Rasim Ozan Kütahyalı, 6.2'lik depremin bir son değil başlangıç olduğunu ve 7 büyüklüğündeki yeni bir depremin de olabileceğini söyleyen Yıldız Teknik'ten Prof. Dr. Şükrü Ersoy’un İzmir’e yönelik açıklamalarına dikkati çekti.

…Ve Başkan Aziz Kocaoğlu ve yönetiminin kentsel dönüşüm işine hiç hevesli olmadığını yazdı.

Ne var ki, Aziz Kocaoğlu hevesli davranmamakta kendince haklı!

Şöyle düşünün; AK Parti,  İzmir’de çarpık yapılaşmanın yoğun olduğu mahallelerde genel seçimlerde aldığı oyu yerel seçimde alamıyor.

Neden?

Çünkü İzmir’in varoşlarında yaşayanlar; olası bir yerel iktidar değişikliğinde İzmir’deki mevcut düzenin de değişeceğini çok iyi biliyorlar.

Yaşadığım ilçeden örnek vereyim, neo Foçalılar, “Kente hiçbir şey yapmama” sözü karşılığında CHP’ye oy veriyorlar. Tıpkı İzmir’in varoşları gibi.

Empati yapmakta fayda var. 50 metrekarelik arsanıza, kafanıza göre birkaç katlı bir bina yapmışsınız. Yarın kentsel dönüşüm kapınızı çalsa alacağınız en fazla bir daire. 

Hal böyle olunca,  hazır İzmir’de mevcut düzenin bekçisi olan bir yönetim varken, kim niye istesin ki var olan düzenin bozulmasını?

6.2’lik depremin yaşandığı gün, zatı şahaneleri bir televizyon kanalına canlı bağlandı.

Temenni yüklü ifadeler kullandı.

Kendisini dinlerken aklıma geldi.

Yıllar önce Türk balıkçılık sektörünü tartışmak üzere Antalya’da toplandık.

Konumuz yasa dışı avcılıktı…

Türkiye'nin hemen tüm sahil bölgelerinden gelen balıkçılar,  sırayla söz alarak hazıruna görüş ve beklentilerini aktarıyordu.

Bir balıkçımız yasa dışı avcılığı önlemek adına yaptıklarını anlattı, kendisini dinleyen bakanlık temsilcisi “Maşallah” diyerek mukabele etti söylediklerini.

Bir diğer balıkçı da yapılması gerekenleri anlattı, aynı bakanlık temsilcisi bu seferde “İnşallah” diye karşılık verdi anlatılanlara.

Hal böyle olunca…

Bizim Foçalı balıkçılardan Kaya Çakmak, dayanamadı, mikrofonu eline aldı ve şöyle dedi: “Yahu sabahtan beri konuşuyoruz ama benim aklımda kalan iki kelime var; İnşallah ve Maşallah. Elhamdülillah biz de Müslümanız ama bizim işimiz İnşallah ile Maşallaha kaldıysa vay bizim halimize!...”

Kıssadan hisse…

Temennilerde bulunmak iyi, güzel hoş da işimiz temennilere kaldıysa vay İzmir’in haline.

Günün sözü: Adalet demek, her şeyi yerli yerine koymak demektir. Ayakkabı ayağındır. Şapka da başa aittir. (Hz.Mevlana)