Foça'nın Zerafetine Gölge Düşüren Binalar

HASAN ESER

Hasan Eser / 05 Eylül 2016 - Foça’da yaşayan bazı elitistler İstanbul’un tarihi yarımadasındaki yüksek binalardan şikâyet ediyor.

Yerden göğe kadar haklılar.

Öyle ki tarihi yarımadanın siluetini bozduğu gerekçesiyle bu konuya daha önce Sayın Recep Tayyip Erdoğan da eleştiri getirmişti.

İstanbul’un tarihi yarımadası için endişelenen elitist dostlarımız, keşke aynı duyarlılığı Foça için de gösterebilseler.

Binlerce yıl birçok medeniyete ev sahipliği yapan Foça’nın tarihi yarımadası da modern dünyanın baskısına maruz kalmış durumda…

Halk arasında Kaleiçi olarak bilinen bu yarımada da;

Fatih Sultan Mehmet’in 1455 yılında yaptırdığı muhteşem bir cami,  yine 16. Yüzyılda yapıldığı sanılan Kayalar Cami, Kybele Açıkhava Tapınağı, Athena Tapınağı,  Beşkapılar Kalesi,  Bizans, Ceneviz ve Osmanlı dönemlerinin izlerini taşıyan tarihi kent duvarları bulunuyor.

Neredeyse her kazma vurulduğunda tarih fışkıran bu yarımadayı çevreleyen surların günümüze ulaşmayı başaran bir bölümü İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin her yıl ödediği 900 Bin TL’lik yardımıyla ayağa kaldırıldı.

Gerçi hoş, son 2 yıldır burada somut bir çalışma göremiyoruz!

Belki de gözümüzden kaçmıştır. Hemen kötüye yormamak gerekir.

Zira  ‘bilgi edinme yasası’ diye bir şey var. Lisan-ı Münasiple sorar, öğreniriz son dönemde ne yapılıp, ne yapılmadığını.

Tatminkâr bir cevap alamadığımız takdirde, Cumhuriyet Savcılıları ne güne duruyor.

Nihayetinde belediye eli ile yapılan yardımlarda bir vatandaş olarak benim de hakkım var değil mi?

Neyse konuyu dağıtmadan sonuca gidelim.

Surlarla arasında mesafe olan yapılaşmaya hiçbir itirazımız yok!

Ancak, Foça’ya denizden baktığımızda onarılan tarihi kent duvarları ile modern betonarme binaların sur dibinde (deyim yerindeyse) öpüştüğünü görüyoruz.

At yelesine kelebek konmuş gibi duran bu binalar, Foça’nın tarihi siluetine gölge düşürdüğü gibi, UNESCO’ya aday gösterilen tarihi surların zarafetine de yakışmıyor.

Merak ediyorum, İstanbul'da tarihi yarım adadaki yüksek binalara tepki gösteren bazı elitistler, Foça'nın beş bin yıllık tarihi yarım adasında 'çürük diş' gibi sırıtan binaları niçin görmezden geliyor?

Öte yandan Foça’nın Cumhuriyet dönemi öncesine ait fotoğraflarına baktığımızda, Beşkapılar Kalesi’nin bugünkü mimarisiyle uzaktan yakından en küçük bir benzerlik göremiyoruz!

Ben eskilerin yalancısıyım,  Beşkapılar Kalesi 1980 darbesinin ardından Foça Garnizon Komutanlığı’nın girişimleriyle restore edilmiş.

Ama restorasyon dediysek, şimdiki gibi mimarlar ve arkeologlar eşliğinde rölöve restitüsyon çalışmaları yaparak değil, amiyane tabirle Alaşehir tımara yöntemlerle yapılmış.

Kaleye dikkatlice baktığınızda daha önce yapılan restorasyonda kullanılan malzemenin imitasyon olduğu aşikar.

Kaldı ki İBB Başkanı Sayın Aziz Kocaoğlu da Foça’da halka hitaben yaptığı bir konuşmada daha önce yapılan restorasyonu sert bir dille eleştirmişti.

Şimdi şöyle düşünün:

Tarihi fotoğrafları ile örtüşmeyen ve çok kötü bir şekilde restore edilen Kale’nin etrafındaki kafeteryaları, tarihe zarar veriyor gerekçesiyle yıktık mı? Yıktık!

Pekâlâ, Prof. Dr. Ömer Özyiğit gibi işinde son derece titiz olan bir akademisyenin öncülüğünde kent duvarlarını, aslına bire bir sadık kalarak ayağa kaldırdık mı? Kaldırdık!

O zaman sorarım size:

İmitasyon bir kalenin kafeteryaların yıkımına neden olduğunu göz önünde bulunduracak olursak, UNESCO’ya bile aday gösterilen kent duvarlarının zenginliğine gölge düşüren betonarme binalardan şikâyet etmekte haksız mıyız? 

NOT: Foça gerçekten tarih, kültür, inanç çerçevesinde bir turizm kenti olmak istiyorsa; Foça Belediyesi tüm enerjisini bu yarımadaya harcamalıdır. Gerekirse İzmir Büyükşehir Belediyesi de mali desteğini artırmalı ve burada başlatılan Arkeopark Projesi artık kaplumbağa hızından kurtulmalıdır.