Foça'da o adaya oy vereyim ama...

HASAN ESER

Türkiye genelinde olduğu gibi, Foça'da da seçim heyecanı yok. 

Geçim derdine düşmüş insanda heyecan mı kalır?

Köylüsünden kentlisine hemen herkesin ortak bir derdi var: Ekonomi/işler daha kötüye gitmesin! 

Televizyon kanallarındaki tartışma programlarını izliyorum. 6 kişi çıkıyor ekrana; 3'ü ülkede beka sorunu olduğunu savunuyor; diğer 3'ü de olmadığını. 

Ana teması "Beka" çerçevesine yerleştirilmiş o programlarda; aynı konuların etrafında dönüp dolaşılıyor. 

Evet, bütün gece boyunca tam bir kısır döngü!

Sadece tartışma programlarında mı? 

Hayır! 

Halka söyleyecek sözü kalmayanlar da aynı yolu izliyor. 

Hadi partilerinden güç alanları anlarım da, yerelde partilerine güç veren isimlere ne demeliyiz? 

Şaşkınlıkla izliyorum,  AK Parti ya da MHP'li olup da 'Yaptıkları başarılı hizmetlerle ne kadar övünseler azdır' diyebileceğimiz Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı  Cengiz Ergün ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel  gibi isimler bile yerel seçimleri 'beka' üzerinden değerlendiriyor. 

Peki, Cumhur İttifakı'ndan olmayıp da belediye başkanlığına talip olan isimler, başka ülkelerin partilerine mi mensuplar?

Velev ki, bu iddia HDP için geçerli olsun! O zaman da "Ülkenin bekasını tehdit ettiği iddia edilen bir partinin seçimlere girmesine nasıl müsaade ediliyor? diye sormak geliyor insanın içinden. 

'Beka' söylemi, bir zamanlar yerel seçim kampanyalarında 'Laiklik elden gidiyor' diye haykıran Deniz Baykal'ı hatırlatıyor bana. 

Ortada  'yerel seçim' odaklı bir beka sorunu gerçekten varsa, biz niçin seçime gidiyoruz?

Madem ülkenin istiklali ve istikbali söz konusu, o zaman bu seçimleri iptal edelim-ki bahse konu tehdit ortadan kalkmış olsun- 

İlginçtir! Şehirlerde yapılanları, yapılmayanları ve yapılması gerekenleri tartışmamız gerekirken, ben bile bu kısır döngüye dahil olmak zorunda hissediyorum kendimi. 

Halbuki biraz başımızı kaldırabilsek... 

Bakınız, dünyada gelecek odaklı olmakla beraber teknolojiyle entegre olan  akıllı şehirler oluşturuluyor. 

Şehirler markalaştırılıyor. Merkezden bağımsız kalkınma  modelleri kuruluyor.  Bu sayede o ülkenin ekonomisi kötü dahi olsa, ekonomik olarak kendi kendine yetebilen şehirler ortaya çıkıyor.

Bizde ise Ovacık, Eskişehir, Seferihisar ve Fethiye gibi birkaç münferit başarının dışında, kendi başarı hikayesini yazabilmiş kaç şehir var? 

Diğer taraftan, İstanbul'da yapılan milli projeleri, sanki belediye projesiymiş gibi algılamak ne kadar doğru?

(Bu arada asli görevlerini sanki birer lütufmuş gibi gösteren bazı CHP'li belediyeler de yok değil.)

Ülke olarak belediyecilikte ne durumda olduğumuzu tartışmamız ve test etmemiz gerekiyor. 

Misal, Başkentimiz Ankara'yı belli başlı dünya ülkelerinin başkentleriyle karşılaştırmamız gerektiğini düşünüyorum. Örneğin metro uzunluklarından başlayabiliriz. 

Aslına bakarsanız, Türkiye'nin yerelde en büyük sorunu; Adem-i merkeziyetçilikten uzaklaşması ve giderek merkeziyetçiliğe yönelmesidir. 

Türkiye'de her şeyden önce belediyeleri güçlendirme ve kontrol altına alma noktasında bir yerel yönetimler reformunu tartışmamız gerekiyor. 

Hangi partiden olursa olsun, belediyelerin mevcut sistemde çıtayı aşabilmeleri, merkezin izin verdiği ölçüyle sınırlı. 

Hatırlamakta fayda var! Türkiye'de merkeziyetçiliğe yönelmenin ilk adımı belde belediyelerinin kapatılmasıyla atıldı. Ki, bu adıma tepki gösteren milyonlarca insan, 2009 yerel seçimlerinde tepki olarak iktidar partisine oy vermedi. Misal, İzmir'de 30 belediyenin 29'unu kaybetti  iktidar partisi. 

Hal böyleyken... 
 
İktidarın kudretli lideri kurduğu yönetim sistemini perçinlemeye uğraşırken,  muhalefetin başı da oturduğu koltuğu sağlama almaya çalışıyor. 

Ayrıca günün birinde, Foça gibi nüfuzu 50 binin altında olan ilçe belediyeleri de kapatılırsa, hiç şaşırmam! 

Son olarak... 

31 Mart'ta sandık başına gideceğiz. Diyelim ki yaşadığım yerde, Foça'da 'Cumhur İttifakı'nın adayına  oy vermeye niyetim olsun!

Peki, Foçalı bir vatandaş olarak seçtiğim belediye başkanının yarın-öbür gün mensubu olduğu ittifakın lideri tarafından, istifa ettirilmek suretiyle görevden alınmayacağını, yerine de Foça halkının asla tasvip etmeyeceği bir ismin atanmayacağını bana kim garanti edecek?