Kartal'da çöken bina ve imar affı

AV. SERCAN ERGEN

Dün Kartal'da çöken bina enkazı hala kaldırılıyor. Ölenlere allah rahmet eylesin. Bina 1992 yılında yapılmış. Yani 1999 depreminde ayakta kalmış bir bina deprem vs. olmadan yıkılmış.

1999'da yıkılmadığına göre sonradan inşaat mühendisliğine aykırı bir şey olmalı derken bodrum kattaki atölyeden, kolonların özelliğini kaybettiğinden ve daha önemlisi kaçak üç kat bulunduğundan bahsediliyordu televizyonda.

Mimari projeye aykırı kolon kesme vs varmı bilemiyoruz şimdilik ama kaçak üç kat resmi olarak açıklanmış durumda. Teknik bir konu olduğu için ruhsatsız üç kat binanın yıkılmasına sebep olur mu bilemiyorum ama bunu duyar duymaz nedense aklıma imar affı olarak bilinen ve devam eden uygulama geldi.

Belki bu uygulama ile ruhsatsız yapılarımızı ruhsatlı hale getirebiliyoruz. Vatandaş memnun. Devlet parayı aldığı ve vatandaşını mutlu ettiği için iki kere memnun ama örnek üzerinden gidersek kaçak üç kat ruhsata bağlansa da teknik olarak yanlışsa doğru hale gelmiyor ki. Yani demiri, betonu, yapısı 3 kat fazla çıkılmasına müsait değilse ruhsatlı oluyor ama teknik olarak hatalı olmaya ve riskli olmaya devam ediyor.

Siyaseten bir anlam yüklenmesin çünkü siyasi görüş gözetmeksizin herkes yararlanıyor ve herkes memnun gördüğüm kadarıyla. Burada amacım durumu sorgulamak daha çok.

Şimdi gelelim esas soruya devletin görevi teknik olarak uygun olmayan ve hatta uygun olsa dahi ruhsatlı olmayan yapıları tespit edip yıkmak ya da yasaya uygun işlem yapmak iken imar barışı ile bu binaları yasal hale getirmesi sebebi ile ölümlerde payı var mıdır.? Önümüz deki on yıllarda bu gibi durumlarda payı olacak mıdır?

Binayı ruhsatlı hale getirebiliyoruz fakat doğa kanunlarına karşı ya da teknik gerekliliklere karşı bu yasallık bir şey ifade etmiyor maalesef. Yer çekimi kanununu yasal düzenleme ile kaldırmanın mümkün olmadığı gibi.

AV. SERCAN ERGEN