Damla Aktan'ın kaleminden: Parmak Ucunda Aşk

"Bu kitap yalnızca bir kurgu değil, hayatın satır araları."

Covid 19 sürecinde tüm dünya olarak evlere kapandığımız şu günlerde, ne kadar da aynı dünyanın kanatları altında yaşadığımızın, ne kadar aynı olduğumuzun bir kez daha ayrımına varıyoruz.

Yardım etmenin, önemseminin, birlik olmanın, bir olmanın yadsınamaz gerçekliğiyle yüzleşiyoruz.

İşte tam da bunu anlatan bir kitap Parmak Ucunda Aşk.

Damla Aktan’ın kaleminden ve A7 kitap farkıyla okuyucuyla buluşan roman, yazarın ilk romanı.

Kurguyla gerçeğin içiçe örüldüğü kitap, gerçek kahramanların duygu dünyalarını ve Türkiye’de yaşanmış toplumsal olayları anlatırken, bir yandan da kültürlerarası bir aşka, hepimizin özde ne kadar bir olduğumuz mesajına vurgu yapıyor.

İlk bölümü İstanbul’da geçen romanda İstanbul 2010 Kültür Başkenti temasını, İstanbul’un büyülü mekanlarını, denizler ve sahne arasında geçen saf, hesapsız bir aşkı okurken, yazılmış özel mektupların gizemini çözüyor okuyucu.

İkinci bölümde İzmir’de devam eden hikaye 2014-2016 yılları arasında pek çok Suriyeli mültecinin yaşamına dokunan bir savaşın, savaştan kaçan insanlarla yolları kesişen güzel kalplerin öyküsünü, Aylan bebeği, Suriye’li Elia’nın insanın kalbini sınayan öyküsünü de içeriyor.

Parmak Ucunda Aşk, yazar Damla Aktan’ın ilk romanı olup, yazarın Zehra ve Kayra: Kristal Çocuklar isimli üçüncü baskısı yapılmakta olan bir çocuk kitabı vardır.

Kitabın en büyük gücünün kalplerine dokunma şansı bulduğu güzel ve gerçek insanlardan geldiğini ifade eden Aktan, Parmak Ucunda Aşk’ın insana dair bir hikaye olduğunun ve tarihi kayda geçtiğinin altını çiziyor.

Doktorasını İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde tamamlayan ve bir yıl öğretim görevlisi olarak da çalışan Aktan’ın sürpriz bir finalle biten romanı, kitap yazıldığı dönemde İzmir Ekonomi Üniversitesi tarafından kendisine onursal doktor ünvanı verilen eski Yunan başbakanı Sn. Alexis Çipras’a da gönderildi ve çok değerli yazarların da güzel yorumlarını aldı.

Tanıtım bülteninden:

“Birinin isminin anlamı âşık, diğerininse gül idi. Rose ve Emre!

Kimliklerinden sıyrılmış iki
güzel insan mavide ve İstanbul’un mucizelerinde karşılaştı.

Hava, su, toprak ateş! Dört
element şehrinde, mektupların satır aralarında ve sözcüklerle mayalanan aşkları maviye teslim olduğunda karar verdi, Rose, İzmir’in kanatları altında iyileşmeye ve dünyanın yaralarına merhem olmaya.

Şöyle diyordu Emre: “Kalbin, Tanrı’nın ikinci evidir, Rose; o dilediğinde sever, o dilediğinde özlersin. Bir gün o evin içinden sevgi eksilirse eğer, kapısına kilit vurursan kalbinin, sebebi
her ne olursa olsun, öfken ya da acın sevgiyi kurutacak kadar güçlü olursa, yaşayamazsın.
Nerede olursak olalım, sen o sıcacık evin, kalbinin kapısını yaşama hiç kapatma.”

Ve böyle kesişti yolları Ayşegül, Felipe, Karina, deri ustası Yalçın abi ve minik Suriyeli Behiç
Yusuf’la.

Bu kitap yalnızca bir kurgu değil, hayatın satır araları.

Rose ve Emre ise, Tanrı’nın sizin gibi bir sureti yalnızca.

Özünü gerçek hayattan alan, bol katmanlı, heyecan verici bir kurgu.
–Lüset Kohan Fins

Birbirine gerçek sevgiyle bağlanan iki insanın arasındaki duygunun gücünü anlatan çok
inanılası bir hikâye.
–Ted Macomber

Mesafelerin bile ayıramayacağı, hem kalbinize hem de ruhunuza dokunacak güzel bir aşk
hikâyesi.
–Didem Moralıoğlu

damla aktan