Yönetmen Nazif Tunç: "Sinema, Kültür Aktarımının En Önemli Araçlarındandır"

Sinemaseverleri film gösterimleri ve söyleşilerle buluşturan Diaspora Uluslararası Kısa Film Festivali, ikinci gününde de diaspora sinemasının zenginliğini ve kültürleri etkileme potansiyelini iki farklı söyleşiyle sundu.

Yönetmen Nazif Tunç: "Sinema, Kültür Aktarımının En Önemli Araçlarındandır"
29 Ağustos 2021 - 17:30

DİASPORA ULUSLARARASI KISA FİLM FESTİVALİ’NİN SÖYLEŞİLERİ SONA ERDİ

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) tarafından Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) kurumsal iş ortaklığında; T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ve Ulaşım Sponsoru Türk Hava Yolları (THY) ve Global İletişim Ortağı Anadolu Ajansı’nın destekleri ile; Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı organizasyonunda gerçekleştirilen Diaspora Uluslararası Kısa Film Festivali’nde ikinci gün sona erdi. Film gösterimlerine ek olarak iki farklı söyleşiyle de diaspora kavramına farklı noktalardan bakma fırsatı sunan festivalde Kültür Taşıyıcısı Olarak Sinema ve Sinemada Evrensel Hikaye Anlatıcılığı söyleşileri gerçekleştirildi. 

Festivalin ikinci günündeki ilk söyleşi saat 14.00’te Akademi Beyoğlu’nda TRT 1 Kanal Koordinatörü Cemil Yavuz, Yönetmen Reis Çelik ve Yönetmen Nazif Tunç’un katılımıyla Kültür Taşıyıcısı Olarak Sinema başlığıyla gerçekleştirildi. Söyleşide sinemanın birçok farklı işlevinden birisi olan kültür aktarımı konusu ele alındı ve bu bağlamda filmlerin farklı toplumları tanımayı sağlayan özelliği üzerinde duruldu.

“Diasporayı Tam Olarak Bilemediğimiz İçin Politika ve Strateji Geliştiremedik”

Söyleşide söz alan ilk isim Yönetmen Reis Çelik oldu. Tarihsel süreç boyunca çeşitli nedenlerle ülke değiştirmiş insanların yaşadıkları dünyada memleketlerine ve topraklarına olan bağlılıklarının hiçbir zaman yok olmadığını söyleyen Çelik, sinemanın kültür taşıyıcısı olarak belirtilmesinde diaspora kavramının çok önemli bir rol üstlendiğini belirtti. Türk diaspoarasının, Osmanlı'nın dağılışından bugüne kadar farklı zamanlarda farklı nedenlerle yaşanan göçler sonrasında oluştuğunu ve geniş bir etki alanına sahip olduğunu kaydeden Çelik, diaspora kavramına uzun yıllar yanlış bakış açısıyla ele alındığını belirtti ve “Diasporada olan herkesi çok basit anlamda değerlendirdi bizim devlet anlayışımız. Diasporanın ne demek olduğunu bilemediğimiz için de politika ve strateji geliştiremedik. Bu da kültürümüzü sinema aracılığı ile yeterince anlatamamamıza yol açtı" dedi. 

“Sinema, Kültür Aktarımının En Önemli Araçlarındandır”

Söyleşinin bir diğer konuşmacısı da Yönetmen Nazif Tunç’tu. Ayrılık, acı ve özlemlerin diğer sanat dallarında olduğu gibi sinemaya da çok fazla katkı sağladığını ve kendine yer bulduğunu söyleyen Tunç, diaspora kavramına dair konuların da bu yönüyle sinemadaki yansımalarının normal karşılanması gerektiğini vurguladı. Son yıllarda teknolojinin gelişimi ve her şeye erişimin daha da kolaylaşmasıyla bu alandaki üretimin daha geliştiğini söyleyen Tunç, “Bugün baktığımızda sinema, kültür aktarımı için en etkin araçlardan biridir” dedi. Günümüzde Avrupa’da yaşayan milyonlarca Türk olduğunu ve bunların birbirleriyle olan etkileşimlerinin de yüksek seviyede olduğundan bahseden yönetmen, kendi bilinçleriyle diasporada üretim gerçekleştirdiklerinin altını çizdi. 

“Sinemamızın daha iyi noktaya gelebilmesi için kameramızı kendi insanımıza çevirmemiz gerek. Kendi hikayelerimizi anlatmaya başladığımız zaman gönüllülere dokunan işlere de imza atacağımıza inanıyorum” diyen Nazif Tunç, genç sinemacılara ise Türk Sineması’nın geçmiş dönemlerinde çekilen filmlerini izlemeyi ve yönetmenlerini tanımayı tavsiye etti. Türk Sineması’nda kendi kültürel noktalarını anlatan yönetmenlerin çok değerli eserler ürettiklerini vurgulayan Tunç, “Sinemamızda bir keşfe çıksak attığımız her adımda karşımıza birçok hazine çıkar” dedi. Günümüz sinemacılarının edebiyat uyarlamaları konusunda da gereken önemi vermedikleri konusunda tespit yapan Tunç, ortak bir kültür var etmek ve bunları insanlar arasında yaymak için edebiyat uyarlamalarının son derece değerli olduğunun altını çizdi.

“Öncelikli Olarak Kendi İçimizdeki Problemleri Aşmalıyız”

TRT 1 Kanal Koordinatörü Cemil Yavuz da söyleşide diaspora kavramına yayıncı tarafından bakan isim oldu. Konuşmasında TRT’nin Türk kültürünü sinema aracılığıyla taşımasının önemine değinen Yavuz, özellikle son yıllarda TRT 12 Punto bunun daha sistemli bir hale dönüştüğünü bahsetti. Yaşanılan ülkeye entegrasyonun olması gerektiğini fakat kendi kültürünü korumanın da önemli olduğunu vurgulayan Yavuz, yerel motifleri korumanın önemine değindi. “Bir yere yaslanmazsak ve gerçekten içselleştirmezsek sonucunda ne iyi bir ürün ortaya koyabiliyoruz, ne de direnebiliyoruz. Dolayısıyla direnebilmek için sinemamızı bu toprakların merkezine oturtmamız gerekiyor" diyen Yavuz, Türk Sineması’nın mevcut durumundaki eksikliklerden birinin de bu olduğuna dikkat çekerek festivallere göre film çeken yönetmenlerin özgünlüklerini kaybettiklerini belirtti.
 
Saat 18.00’deki günün ikinci söyleşisinde ise Yönetmen Ensar Altay, Yönetmen Ümit Köreken, Yönetmen Banu Sıvacı ile Senarist ve Yazar Tarık Tufan’ın katılımıyla Sinemada Evrensel Hikaye Anlatıcılığı konuşuldu. Sinema aracılığı ile anlatılan insanlık hallerinin evrensel ölçekte değerlendirilmesinin yapıldığı söyleşide, anlatılan hikayelerin farklı kültürler üzerinde bıraktığı etkiler ve hikayeyi evrensel kılan unsurlar ele alındı.
“Evrenselliğe Ulaşmanın En Önemli Koşulu Öze Bakmak”
Söyleşide ilk sözü alan Yönetmen Ümit Köreken oldu. Bir hikayeyi yazarken onun nasıl evrensel olup olmayacağı hakkında hiç düşünmediğini söyleyen Köreken, yazmak eyleminde ilk baktığının “öz eleştiriye açık olmak” şeklinde belirtti. Kişinin öz eleştiri ve eleştiri konusunda kendisini geliştirmeye açık olmasının da gerektiğini ifade eden Köreken, evrenselliğe ise yaşamın kodlarıyla ulaşılabileceğini vurguladı ve “Bir filmin büyük festivallerde gösterilmemesi evrensel değil anlamına gelmiyor. Yapmamız gereken öze bakmak” dedi.

“Görme Biçimleri Üzerine Düşünün”
Söyleşide söz alan Yönetmen Banu Sıvacı, ilk uzun metraj filmi Güvercin’in yolculuğuna başladığında tek hedeflerini “iyi film yapmak” olarak tanımladı ve en önemlisi inandırıcı bir şekilde bitirmeye odaklandıklarını belirtti. Filmin üretim sürecinde hikayenin içerisindeki birçok fazlalığı düşünüp inandırıcı olması için ayrıntılarla boğulduğu zaman hikayenin sadeliğini kaybettiğinin farkına vardığını ifade eden Sıvacı, “Bunun sonucunda da senaryomu sadeleştirdim” dedi. Başrolü ve beslediği güvercinler arasındaki iletişimi doğru kurduğunda evrenselliğe ulaşmanın beraberinde geldiğini vurgulayan Sıvacı, teknik anlamda temel şartları da sağlamanın bu bağlamdaki önemine değindi. “Görme biçimleri üzerine düşünmek, sizin sinema yolunuzda önemli bir adım olacaktır” diyen Sıvacı, farklı bilimsel alanlarla ilgilenmenin de bir yönetmeni besleyeceğinin önemine değindi. Söyleşide seyircilerle birlikte ortak bir hikaye kurarak onun üzerinden yerel hikayelerin nasıl evrensel boyuta ulaşacağının ipuçlarını da paylaşan genç yönetmen, “Kendi çevrenizi sinemacı gözüyle tekrar bakmanız taramanız oralardan iyi hikayeler çıkartmanızı sağlayacaktır” tavsiyesini verdi.

“Ulaşacağınız Kişi Aslında Sizsiniz”
Yönetmen Ensar Altay da söyleşide evrensel hikaye anlatıcılığı hakkında görüşlerini paylaştı. Hikaye anlatıcılığının tarihinin Antik Yunan’a kadar uzandığını belirterek “Hikaye anlatma meselesi hala daha insanın çözemediği fakat kapasitesi, algısı, bilgisi ve becerisi ile doğru orantılı” dedi. Televizyon için belgesel yaptığı zaman diliminde “Bir hikayenin nasıl evrensel olabileceğine dair beş soru sorup o beş soruya yalın, temiz ve acımasız beş cevapla verebiliyorsam o anlattığınız evrenseldir” sonucuna ulaştığını söyleyen Altay, projeye bundan sonra yoğunlaştığını belirtti. Beş soruyu “Ne anlatacağım, Nasıl anlatacağım, Bu film neden izlenecek, Bir Türk olarak bunu neden yapıyorum ve İnsanlığa ne söyleyeceğim?” ile açıklayan Altay, “Ulaşacağınız kişi de aslında sizsiniz. İçinize bakıp söyleyeceğiniz şeyi dünyaya aynı şekilde söyleyebilirsiniz çünkü temelde hepimiz aynıyız” dedi. 

“İyi Anlatılmış Her Hikaye Evrensel Karşılık Bulur”
Söyleşinin bir diğer konuğu da Senarist ve Yazar Tarık Tufan’dı. Bazı kavramların zaman zaman kendi anlamları dışında anlamlara dönüştüğünü söyleyen Tufan, yerel diye tabir edilen kültür unsurlarını yaygın politik güç veya başka nedenlerden dolayı global diye nitelendirildiğini de belirtti. Sanatçı olan birinin bu dünyada anlatmak istediği bir hikayenin özgün koşullarını belirleyecek şeyleri “sanatçı içgüdüsü, hayatla kurulan ilişki, dünya görüşü ve var oluşa yüklenen anlam” şeklinde özetleyen Tufan, evrenselliğe ulaşmak için bir takım fedakarlıklar yapmak gerektiğinin vurgusunu yaptı ve “İyi anlatılmış her hikaye evrensel karşılık bulur. Herkesin karşılaşabileceği insanlar, mekanlar olmasına gerek yok. İyi anlatılmış tüm hikayeler evrensel olabilmişlerdir” dedi.
 
Festivalin En İyileri Bu Akşam Belirleniyor
27 ve 28 Ağustos tarihlerinde sinemaseverleri film ve söyleşilerle buluşturan Diaspora Uluslararası Kısa Film Festivali’nin kapanış ve ödül töreni bu akşam (29 Ağustos) Atlas Sineması’nda gerçekleştirilecek.
Türkçe ve/veya Türkçe lehçelerinde çekilen filmlerin yer aldığı Türkçe Konuşan Filmler Yarışma Kategorisi’nde En İyi Film Ödülü’nü kazanan film 5.000€, TRT Özel Ödülü’nü kazanan film 2.500€ ve En İyi İkinci Film Ödülü’nü kazanan film 1.500€para ödülünün sahibi olacak.
Türkçe haricindeki bir dilde çekilen diaspora temalı filmlerin yer aldığı Yabancı Dilde Filmler Yarışması Kategorisi’nde ise En İyi Film Ödülü’nü kazanan film 5.000€, Jüri Özel Ödülü’nü kazanan film 2.500€ ve En İyi İkinci Film Ödülü’nü kazanan film 1.500€ para ödülünün sahibi olacak.
Filmleri salondaki gösterimlerin yanı sıra festivalscope.com adresinden de çevrim içi olarak takip eden sinemaseverlerin festivalin web sitesi diasporafilmfestival.com verdikleri oylarla da bir film 500€ değerindeki Seyirci Ödülü’nün sahibi olacak.
 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Psikoterapi ile sigara bağımlılığı tedavisi mümkün!
Psikoterapi ile sigara bağımlılığı tedavisi mümkün!
Menopoz dönemini rahat geçirmek için ne yapmalı?
Menopoz dönemini rahat geçirmek için ne yapmalı?