Yeliz Okur nasıl bir anne olduğunu anlattı:

“Enerji dolu bir Tazmanya canavarına oyuncu bir anne olabilmeye çalışıyorum”

Yeliz Okur nasıl bir anne olduğunu anlattı:
10 Mayıs 2020 - 19:27

Başarılı eski Milli Basketbolcu Mehmet Okur’un güzel eşi Yeliz Okur, MAG Mayıs sayısı Anneler günü özel içeriğine konuk oldu. Zaman zaman çocukları için rolden role girmesi gerekse de Yeliz Okur’un günleri büyük bir keyifle ve eşinin de desteğiyle, sporla geçiyor.

Anne olmakla birlikte hayatındaki değişiklikleri anlatan Yeliz Okur “Ben 27 yaşında anne oldum. İlk bebeğim yani Melisa’mda kolik vardı, tecrübesizdim. O yüzden ilk 2 yılım oldukça zor geçti. Uyuduğu en uzun süre 30 dakika ila 45 dakika arasındaydı. O dönem birçok annenin de olduğu gibi en yakın arkadaşım musluk (su sesi) ve saç kurutma makinasıydı. Kaygıdan ağladığım, kendimi çaresiz hissettiğim anların sayısı oldukça fazla oldu. Evet, hayatım büyük bir değişime uğradı ve anne olmanın kıymetini o dönemlerde anlamaya başladım. Şimdilerde ise 13 yaşındaki bir genç kıza anlayışlı bir anne olabilmeye; 10 yaşındaki sporla yaşayan Pikachu’ya maceracı bir anne olabilmeye ve 5 yaşındaki çılgın, enerji dolu bir Tazmanya canavarına oyuncu bir anne olabilmeye çalışıyorum. Mükemmel değilim. Hatalar yaptığım, kendimle kavga ettiğim dönemler çokça oluyor ama yine de pes etmeyip her gün onlarla beraber öğrenmeye ve büyümeye devam ediyorum. Yani beklentilerim doğrultusundaki bir değişimin ötesindeydi” dedi.

Karantina günlerinde neler yaptıklarını da anlatan Yeliz Okur şunları söyledi: “Çocuklar online derslerine devam ediyorlar. Dersten arta kalan zamanlarında da sosyal açıdan günlük akışlarını sağlayabilmek adına arkadaşları ile düzenli olarak Zoom üzerinden iletişim kuruyorlar. Bazen birlikte online oyun oynayıp, bazen ödevlerini yapıyorlar; bazen de birlikte film seyrediyorlar. Sosyal mesafe kuralı gereği sitedeki arkadaşlarıyla bile görüşemiyorlar. Biz de site içerisinde her gün olmamak kaydıyla bisiklete biniyor ya da köpeğimiz Peppy’i de alıp yürüyüşler yapmaya çalışıyoruz. Melisa’nın yeni hobisi mutfak. Anne-kız pastalar, kekler, kurabiyeler yapmaya; Netflix izlemeye ve birlikte kitap okumaya başladık. Yiğit ve Mert benimle oyun odasında vakit geçirmeyi çok seviyor. Bazen resim, bazen de küçük projeler yapıyoruz. Mert ve Yiğit bir arada olmayı, birlikte Lego, Osmo, Minecraft ve basketbol oynayarak zaman geçirmeyi çok seviyor. Spor aktivitesi olarak da zaman zaman Mehmet ile birlikte basketbol antremanı yapıp enerjilerini atıyorlar. Üç çocuk olunca zaman bizim için de, onlar için de hızla akmaya devam ediyor.”

Yeliz Okur, MAG'ın sorularını yanıtlad...

Anneliği bir cümleyle anlatmanızı isteseydik neler söylerdiniz?

Her gün yeni bilgiler öğrendiğiniz; içinde eğlence, emek, mutluluk, sevgi, saygı, sabır, özveri barındıran; zaman zaman da kaygılandırıp hüzünlendirebilen; hayatımızın sonuna kadar bitmeyecek olan bir okuldur annelik…

Anne olmakla birlikte hayatınız nasıl bir değişime uğradı? Beklentileriniz doğrultusunda bir değişim mi oldu sizin için?

Ben 27 yaşında anne oldum. İlk bebeğim yani Melisa’mda kolik vardı, tecrübesizdim. O yüzden ilk 2 yılım oldukça zor geçti. Uyuduğu en uzun süre 30 dakika ila 45 dakika arasındaydı. O dönem bir çok annenin de olduğu gibi en yakın arkadaşım musluk (su sesi) ve saç kurutma makinasıydı. Kaygıdan ağladığım, kendimi çaresiz hissettiğim anların sayısı oldukça fazla oldu. Evet, hayatım büyük bir değişime uğradı ve anne olmanın kıymetini o dönemlerde anlamaya başladım.

Şimdilerde ise 13 yaşındaki bir genç kıza anlayışlı bir anne olabilmeye; 10 yaşındaki sporla yaşayan Pikachu’ya maceracı bir anne olabilmeye ve 5 yaşındaki çılgın, enerji dolu bir Tazmanya canavarına oyuncu bir anne olabilmeye çalışıyorum. Mükemmel değilim. Hatalar yaptığım, kendimle kavga ettiğim dönemler çokça oluyor ama yine de pes etmeyip her gün onlarla beraber öğrenmeye ve büyümeye devam ediyorum. Yani beklentilerim doğrultusundaki bir değişimin ötesindeydi.

Şu anki çocukların en büyük avantajı nedir sizce?

Daha bilinçli ebeveynler ve teknoloji olduğunu düşünüyorum, ama bu aynı zamanda bir dezavantaj onlar için. Ellerinde sonsuz bilgiye sahip olup, daha az sosyalleşen, ilişki kurmakta güçlük çeken; sabırsız, bencil, özgüven patlaması yaşayan yeni bir nesil görüyorum. Bu da beni ürkütüyor.

Çocuğunuzun ismine nasıl karar verdiniz? Bir hikayesi var mı?

Oğlum olursa adını hep anlamından dolayı Yiğit ya da Mert  koymak istemiştim. Bu yüzden Mehmet’e oğlumuz olursa adını ben, kızımız olursa sen koyabilirsin dedim. O da bunu kabul etti. İkimizin de “M/Y” harflerinden oluşan bir dövmesi var ve çocukların adlarının da M ve Y harfleri ile başlayan isimler olmasına karar verdik. “My” aynı zamanda İngilizcede de benim anlamını taşıyor, bu da hoşumuza gitti. Melisa Naz’ın adını da Mehmet koydu. Melisa‘nın aynı zamanda bir çiçek adı olması onun hoşuna gitmişti. 

Çocuğunuzun kariyer planlamasına dahil olmayı düşünüyor musunuz? Yoksa kararı tamamen kendilerine mi bırakacaksınız?

Doğan Cüceloğlu‘nun da dediği gibi “Mükemmel değil, iyi insan yetiştirebilmek” arzumuz. Onlar için kariyer planlaması yapmıyoruz, kendi seçimlerini kendileri yapacaklar; tıpkı şimdi olduğu gibi. Ebeveynleri olarak istediğimiz en önemli şey eğitimlerini tamamlamaları.

Mehmet ve ben elimizden geldiğince kendi benliklerini bulabilmeleri için onlara yol seçeneklerini sunuyoruz böylece kendilerini keşfetmelerine yardımcı olmaya çalışıyoruz.

Beraber yapmaktan en çok keyif aldığınız aktiviteler neler?

Melisa basketbol, Yiğit ise basketbol ve beyzbol oynuyor. İkisi de “Travel Team”de olduklarından dolayı sıklıkla bulunduğumuz yerde ya da nadiren şehir dışı seyahat etmek durumundayız. Birde buna okul ve antremanlar eklenince birlikte geçirebileceğimiz boş zamanı dilimi azalıyor. Haftanın bir çok günü akşam yemeğinde bile bir araya gelemiyoruz. Çoğunlukla hafta sonları birimiz Melisa’nın, diğerimiz ise Yiğit’in maçlarına gitmek durumunda kalıyoruz.

Spordan arta kalan zamanda ise farklı patikalar belirleyip aile yürüyüşleri yapmaya, bisiklet sürmeye, birlikte golfe gitmeye, evde aile oyunları oynamaya çalışıyoruz. Mehmet de çocuklara müsait oldukları zamanlarda evde antrenman yaptırıp birlikte vakit geçirmeye çalışıyor.

Annenizden aldığınız ve sizin için önem taşıyan bir öğüt var mı?

Annem tevazu sahibi, merhametli, bağışlayıcı, toprağa, doğaya ve ona ait olan her şeye değer veren bir kadındır. Bu güne kadar bize ağacın meyvesinden çiçeğine, karıncadan arıya, salyangoza kadar yaşayan  her bir canlıya asla zarar vermememiz ve onları korumamız gerektiğini öğretti. Onun yeşile, toprağa,

canlıya olan sevgisi çocukluğumdan bu yana kalbimde yer eden en değerli nasihatıdır benim için.

İleride çocuğunuzun sizinle aynı mesleği yapmasını ister miydiniz?

Birer birey olarak buna karar verecek olan kendileri olacaktır. Tıpkı şimdi olduğu gibi dönemlik kendi aktivitelerini kendileri belirlemeleri, okumaya başladıkları andan itibaren kitaplarını her zaman kendi iradeleriyle seçmeleri gibi. Eğitimlerinde de istekleri, sevdikleri şeylere ve değerlerine göre bir yol çizebilirler. Hayatlarına kendileri yön verip, onu kendileri şekillendirecekler. Bizler elbette tecrübelerimiz ve donanımımız doğrultusunda onlara her zaman bireysel mücadelelerinde yardımcı olmak için yanlarındayız; ama sevdikleri ve tercih ettikleri mesleği yapmak, bunun için uğraş verip gayret göstermek onların hakkı. Anne-babası olarak bizim yapabileceğimiz en önemli şey; istedikleri, sevdikleri şeyleri yapmaları için onlara destek olmak.

Bu süreçte evde birlikte yaptığınız aktiviteler neler? Nasıl geçiyor bir gününüz?

Çocuklar online derslerine devam ediyorlar. Dersten arta kalan zamanlarında da sosyal açıdan günlük akışlarını sağlayabilmek adına arkadaşları ile düzenli olarak Zoom üzerinden iletişim kuruyorlar. Bazen birlikte online oyun oynayıp, bazen ödevlerini yapıyorlar; bazen de birlikte film seyrediyorlar.

Sosyal mesafe kuralı gereği sitedeki arkadaşlarıyla bile görüşemiyorlar. Biz de site içerisinde her gün olmamak kaydıyla bisiklete biniyor ya da köpeğimiz Peppy’i de alıp yürüyüşler yapmaya çalışıyoruz.

Melisa’nın yeni hobisi mutfak. Anne-kız pastalar, kekler, kurabiyeler yapmaya; Netflix izlemeye ve birlikte kitap okumaya başladık.

Yiğit ve Mert benimle oyun odasında vakit geçirmeyi çok seviyor. Bazen resim, bazen de küçük projeler yapıyoruz. Mert ve Yiğit bir arada olmayı, birlikte Lego, Osmo, Minecraft ve basketbol oynayarak zaman geçirmeyi çok seviyor. Spor aktivitesi olarak da zaman zaman Mehmet ile birlikte basketbol antremanı yapıp enerjilerini atıyorlar. Üç çocuk olunca zaman bizim için de, onlar için de hızla akmaya devam ediyor.

Anneler Günü mesajınızı paylaşır mısınız?

Her anne özel ve değerlidir. Başta şehit annelerimiz olmak üzere, kalbi evlat sevgisiyle çarpan, karşılıksız sunduğu emeği, hoşgörüyü, anlayışı, fedakarlığı kendine hayat felsefesi edinmiş bütün annelerin, anne adaylarının ve kalbi  anne olmak için çarpan bütün kadınlarımızın “Anneler Günü”nü kutluyorum.