YAŞAR EYİCE

YAŞAR EYİCE

yasar.eyice@gmail.com

Yerele bakın, yerele...

25 Mart 2018 - 13:53

Türk fotoğrafçı Barkın Bülbül’ün, kısa adı ‘FAO’ olan, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün İngilizce bültenindeki fotoğraflarını inceledim...

Çoğunluğunu Suriyeliler oluşturuyor...

Fotoğrafın, ya da fotoğrafların hikâyesi ise şöyle anlatılıyor:

‘Türkiye’nin Güneydoğusu ülkedeki en yüksek işsizlik oranlarından birine sahip.

Bölge; savaş başladığından beri 3.5 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor.

İş bulmak için ise rekabet çetin.

Öte yandan işverenler özel becerileri olan çalışanlar aradıklarını söylüyor ve doğru insanları bulamadıklarından yakınıyorlar.

Tarım, daha çok insanı istihdam edebilme kapasitesi olan sektörlerden biri.

Çiftlikler ve tarımsal üreticiler kurumlarının daha verimli çalışması için daha kalifiye çalışanlara ihtiyaç duyuyor.

FAO Türkiye ekibi, şimdi Suriyeli mültecilere ve Türk vatandaşlara gerekli becerileri kazandırmak ve tarımda yüksek beceri gerektiren iş bulmalarına yardımcı olabilmek için eğitimler veriyor.’

Bir fotoğrafın üzerinde ise şu yazıyor:

‘Türkiye’nin yeni çiftçileri!’

Yani FAO Türkiye’nin yeni nesil çiftçilerini eğitiyor...

Yani Suriyelileri....

Bunlar; artık Türk askerinin teröristlerden ve PKK’lılardan temizlediği ülkelerine, bizim siyasilerin ya da yöneticilerin belirttikleri gibi geri dönecekler mi?

Bu sorunun yanıtını bilmiyorum!

Ama temennim, bir an önce ülkemizi terk ederek, kendi ülkelerine dönmeleri...

Bu arada İzmir ve Ege’de bile, İstanbul ya da diğer şehirlerde gördüğümüz, ellerinde Türkçe ‘açız’ yazılı pankartlar bulunanların (Suriyeliler) toplanarak bu eğitim kurslarına katılmalarının sağlanması da herkes için yararlı olur, düşüncesindeyim...

Bu satırları neden mi yazdım?

Çünkü artık biz de, tarımda kendi kendine yeten 7 ülkeden biri değiliz...

Tüm yediklerimiz, içtiklerimiz, yani çarşıdan pazardan aldığımız ürünler ithal...

Hatta bazılarını aracı ülkelerden alıyoruz...

Ve asıl nedenine geleyim:

Bir başka fotoğrafta; iki küçük kız çocuğu vardı...

Kardeşler;

Biraz büyüğü annesine şöyle sesleniyordu:

‘Anneciğim; Cennet’te ‘öbür dünyada) yiyecekler  varsa, ölsek daha iyi değil mi?’

Allah kimseyi açlıkla terbiye etmesin...

Kimsenin eline muhtaç etmesin!

*- YÖK Başkanından Ege Üniversitesi’ne tam destek!

Bu ara başlıkta kullandığım ‘Ana başlık’ Ege Üniversitesi’nin resmi açıklamasından geldi...

Hani iki devre AKP Milletvekilliği yaptıktan sonra, Ege Üniversitesi Rektörü olarak atanan Prof. Dr. Necdet Budak,YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç’ı makamında ziyaret etmiş.

Aralarında konuşmalar geçmiş...

Sonra da YÖK Başkanı kendilerini kutlamış, methiyeler düzmüş, bu başlığa göre...

Ama bir de gerçekler var...

Örneğin; bizim çocukluğumuzdan bu yana bildiğimiz, Kampus içindeki Çam Ormanı olarak bilinen koruluktaki çamların bir günde kesilerek, yerine otopark yapılması gibi...

Geçenlerde AKP’li Milli Eğitim Bakanı Senato toplantısına ve üniversite içinde yapılan camii inşaatı incelemesi sırasında ‘Bu asırlık çamlar ne oldu?’ diye sormasını istemiştim...

Henhalde gözünden kaçmış, basın danışmanı da yazıyı göstermemiş olmalı ki, rüzgar gibi geldi, geçti, gitti...

Ama şu andaki söylentiler şöyle:

‘Rektör Bey, bir gün dolaşmış  dolaşmış, aracına park yeri bulamamış! Ve o gün talimat vermiş bu ormanı kesin otopark yapın!’ diye...

Eski bir Ziraat Mühendisi olan ve Bornova’da yani Ege Üniversitesi sayesinde unvan ve meslek sahibi olan, yine bu sayede milletvekili ve şimdi de Rektör yapılan Prof. Dr. Necdet Budak herhelde, basın açıklaması yaparak söylentilere yanıt verir ve gerçeği hem 100 bine yaklaşan nüfusuyla emrindekilere duyurur...

Tabii ki Bornovalılar ve İzmirliler ile çevreye, tabiata büyük önem veren Türk halkına da...

*- Yerele bakın, yerele...

Bazılarını karalar bağladı, Doğan Medya Grubu ve Demirören Medya Grubu arasında satış ve devir konusunda görüşmelere başlanması...

İki üç gün önce, Doğan Holding'ten KAP'a yapılan açıklamada, ‘Şirketimiz'in aralarında Doğan Dağıtım Satış Pazarlama Matbaacılık Ödeme Aracılık ve Tahsilat Sistemleri A.Ş. ("Yaysat"), Doğan Gazetecilik A.Ş. (Posta, Fanatik), Doğan Haber Ajansı A.Ş., Doğan TV Holding A.Ş., DTV Haber ve Görsel Yayıncılık A.Ş. ("Kanal D" TV), Doruk Televizyon ve Radyo Yayıncılık A.Ş. ("CNN Türk" TV), Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. ve Mozaik İletişim Hizmetleri A.Ş. ("D Smart")'nin de bulunduğu, yazılı ve görsel medya bölümünde faaliyet gösteren doğrudan ve dolaylı bağlı ortaklıklarımızdan önemli bir kısmının sermayelerinde sahip olduğumuz paylarımızın tamamının satışı ve devri konusunda, 1.100.000.000$ (Birmilyaryüzmilyon Amerikan Doları) "işletme değeri"nden, ilgili finansal borçların indirim konusu yapılması suretiyle, 890.000.000$ (Sekizyüzdoksanmilyon Amerikan Doları) "hisse değeri" üzerinden, Demirören Holding A.Ş. ile görüşmelere başlanmıştır. Konuya ilişkin gelişmeler oldukça, ilgili mevzuat kapsamında ayrıca kamuya açıklama yapılacaktır’ denildi.

Sonrada açıklama yapıldı...

İşte bu yüzden bazıları bilgisayarın başına geçti, üzüntülerini dile getirdi.

*- Bizi ilgilendirmez

Biliyorsunuz, bir kimsenin başından geçen üzücü bir hadisenin acısının taze olması ile yas tutması, üzülmesi anlamına gelir, ‘karalara bağlamak’ deyimi...

Bu açıklamanın devamı vardır:

Yas tutan kişiler yasta olduklarını gösteren siyah kıyafetler giyerler...

Bu satıştan dolayı karaları bağlayanlar acaba kara, yani siyah giysiler giyecekler mi?

Ben de onlara şöyle sesleniyorum:

Size ne be kardeşim...

Ticari bir durum var...

Alan memnun, satan memnun...

*- Kendimize bakalım

Üzüntülerini dile getirenlere şu yanıtı vermiştim:

‘Siz bırakın İstanbul’u da yerele, kendi kentinizin gazetelerine bakın!’

Hiç unutmuyorum;

15 yıl kadar önce, her zaman olduğu gibi bayilerle sohbet ediyordum.

Bornova’da Migros’un yakınındaki bayideki gence, ‘Neden İzmir Gazetelerini asmıyorsun?’ diye sormuştum...

Kısa ve net bir yanıt almıştım;

‘Bana ne?’

‘Bak İzmir gazeteleri İzmir kulüplerini yazıyor, İzmir haberlerini veriyor, onlarda bulamazsın... Ekleri de aldatma üzerine kurulu...’ diye yereli savunduğumda yine aynı lafı etmişti:

‘Bana ne?’

*- Kim yazar?

Karalar bağlayanlara soruyorum:

Acaba satışın daha doğrusu anlaşmanın yapıldığı gün, yani 22 Mart 2018 Perşembe günü, İzmir’de bulunan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın programında, Ege Üniversitesi Yerleşkesi içinde, inşaatı hızla süren cami inşaatını de inceleyip, denetlediğini duyacak mıydınız?

Bu yüzden, ‘İyi ki, yerel gazeteler, Haber Ekspres’ler var’ demeniz lazım...

Hemen orada, kampus içinde,  yapılan camii yakınındaki, ‘orman’ olarak adlandırılan koruluktaki çamların bir gece ansızın kesilip, otopark yapıldığını nasıl öğreniyorsunuz?

Yerel ve bölgesel basından değil mi?

Yandaşların, ne yaparlarsa yapsınlar satışlarının artacağına her gün tiraj kaybına uğradığını da herhalde biliyorsunuzdur.

Çok ama çok örnek var...

Yani üzülmeye değmez...

Sadece ‘hayırlı olsun’ demek yeterlidir.

Şunu unutmayın, biri gider diğeri gelir...

Siz gitmeyin, siz kendinizi, dik duruşunuzu satmayın, yeter...

 ***-

GÜNCEL

*- Ticaret savaşının galibi olmaz

Gazetelerin satılması, ya da el değiştirmesi yeni değil...

Hürriyet de daha önceden satılmadı mı?

Ayda 150 bin lira maaş alanlardan, Sabah Gazetesi’nin genel yayın müdürlerinden Zafer Mutlu, o günlerde, yani asgari ücretli 600- 700 lira ile zorla geçinirken, Marmara Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada, İstanbul basının durumunu açıklamıştı.

‘Biz ticari bir müesseseyiz, malımızı satarız, müessesemizi yürütürüz!’

Yani İstanbullular, okuyucu gözüyle değil, para kazanılacak tüketici olarak görüyor, halkı...

Şimdi ticaret ile ilgili uluslar arası bir bilgiyi paylaşayım:

*- İşte bu kadar!

Çin Dışişleri Bakanlığı, Çin ile ABD arasında bir ticaret savaşı olursa, bunun galibinin olmayacağını yineledi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, yaptığı açıklamada, son dönemde ABD ile Çin arasında yaşanan ticari anlaşmazlıklarla ilgili olarak, Çin-ABD ticari ilişkilerinin belirleyici niteliğinin kazan-kazan ilkesi olduğunu belirtti.

Bir ticaret savaşının galibinin olmayacağını yineleyen sözcü, ‘Çin, hiçbir tarafla ticaret savaşı başlatmak istemiyor. Ancak herhangi bir taraf bize ticaret savaşı ilan ederse de bundan ne korkar ne de kaçarız. ABD tarafının Çin'in çıkarlarını zedelemeyi sürdürmesi hâlinde, Çin de yasal haklarını korumak için buna sert ve gerekli tedbirleri alarak cevap verecektir’ dedi.

*- Bayındır Belediyesi Çocuk Korosu

Bayındır Belediyesi Çocuk Korosu’nun Yahya Kerim Onart Kültür Merkezi’nde verdiği konsere yoğun ilgi vardı.

Konsere Belediye Başkanı Dr. Ufuk Sesli, Başkan yardımcıları, öğrenci velileri ve Bayındırlılar katıldı.

Müzik öğretmeni Burcu Orbahçı yönetiminde sahne alan Çocuk Korosu yaklaşık bir saat boyunca izleyenlere keyifli anlar yaşattı.

Beraber ve solo olarak birbirinden güzel şarkıları, tatlı yorumları ve pırpır eden yürekleri ile seslendiren çocuklar geceyi ‘Biz Atatürk Çocuklarıyız’ adlı şarkı ile bitirdi.

*- Doğal taş standartları

Dünyanın en büyük doğal taş örgütlerinden biri olan Doğal Taş Enstitüsü (MIA+BSI), üretimde standardizasyon sağlanması, Türkiye ve Amerika arasındaki doğal taş alışverişini arttırmak amacıyla İzmir’e gelecek. 24. MARBLE’da düzenlenecek seminerde doğal taş kullanıcı kılavuzu anlatılacak.

Dünya üzerinde 55 ülkeden 2000’i aşkın üyeyi bünyesinde barındıran ticari bir dernek olan Doğal Taş Enstitüsü, üreticiden son kullanıcıya kadar doğal taş endüstrisinin her aşamasını kapsayan kullanıcı kılavuzunu Türkiye’de ilk kez fuarizmir’de gerçekleşecek seminerde tanıtacak.

Doğal taş firmaları yetkilileri David Castellucci, Herwig Callewier, James Hogan, Ali Abdel Kader, Bruce Knaphus ve Can Öztürk’ün yer alacağı seminerde, tüm dünyadan taş alıp Amerika’da işleyen firmaların Türk üreticilerden beklentileri masaya yatırılacak.

Amerika ve Türkiye arasındaki standart farklılıklarının ortadan kaldırılması için nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini anlatacaklar.

YAŞAR EYİCE 

Son Yazılar