Tarih, bazen bazı takımlara altın tepside fırsatlar sunar. Bu hafta, Fenerbahçe için tam da öyleydi.
Ezeli rakiplerin puan kayıpları yaşadığı, hatta önemli oyuncularını sakatlığa kurban verdiği bir dönemde, sarı-lacivertliler Samsun deplasmanına, şampiyonluk yarışına yeniden ortak olma amacıyla çıktı.
Ancak sonuç, hevesleri kursaklarda bırakan soğuk bir 0-0'lık beraberlik oldu.
Bu beraberlik, sadece iki puanın yitirilmesi değil; aynı zamanda şampiyonluk arzusunun ve kazanma iştahının sorgulanmasına neden oluyor.
Rakibinizin takıldığı bir günde, sahaya çıkan futbolcuların "Biz bu farkı kapatırız" motivasyonunu 90 dakika boyunca göstermemesi büyük bir hayal kırıklığı yarattı.
Özellikle ikinci yarıda Samsunspor'un bulduğu net fırsatlar göz önüne alındığında, Fenerbahçe, deplasmandan bir puanla döndüğüne dahi şükretmeli...
Takımın iskeleti, ligin en iddialı kadrolarından biri olarak kuruldu. Tam anlamıyla bir yıldızlar topluluğu... Ancak bu topluluk, ligin sekizinci haftası geride kalırken dört beraberlik almış durumda. Peki, sorun teknik mi, mental mi, yoksa tamamen bir arzu eksikliği mi?
Bu sorunun cevabı muhtemelen hepsinin bir karışımı: hem teknik, hem mental hem de bir arzu eksikliği.
Yönetimin Kararsızlık Sınavı
Teknik direktör Domenico Tedesco'nun maç içinde yaptığı radikal değişiklikler, ilk 11 tercihinde ya da oyuncuların kendisine olan reaksiyonunda bir sorun olduğunu gösteriyor.
Maç sonu açıklamaları ise daha da endişe vericiydi; oyuncularının gol atma hissiyatına sahip olmadığını belirtmesi, adeta yönetime "beni gönderin" mesajını iletmesi gibiydi.
Artık milli ara, yönetimin kararsızlığa düşmemesi gereken kritik bir dönemeçtir. Camia, teknik direktörün kalıp kalmayacağı polemiğiyle boğuşurken, bu durum takımı tedirgin ediyor.
Yönetim, en kötü kararın kararsızlıktan bile iyi olduğunu bilerek, bu hafta içi Tedesco ile ilgili nihai kararını vermelidir.
Eğer inanılıyorsa devam edilmeli, inanılmıyorsa ise yollar ayrılmalıdır.
Aksi takdirde, bu kaos ve belirsizlik ortamı devam edecek ve odak noktası futbolcular değil, her hafta değişmesi beklenen teknik direktör olacaktır.
Disiplinin Değeri
Öte yandan, ligin başarı hikâyeleri olan Samsunspor ve Göztepe’ye bakmak gerekiyor.
Bu takımlar, Yüksel Yıldırım ve Mehmet Sepil gibi isimlerin desteğiyle, Thomas Reis ve Stanimir Stoilov gibi sistemli hocalar eşliğinde müthiş bir istikrar yakaladılar.
Sert, mücadeleci ve koşan bir futbol sergileyen bu ekipler, ligin devlerini zorluyor.
Özellikle Göztepe’nin sekiz maçta sadece iki gol yemiş olması, savunma disiplinin bir Anadolu takımı için dahi ne kadar değerli olduğunun kanıtıdır.
Bu doğrultuda...
Fenerbahçe’nin bu tür disiplinli rakiplere karşı 'zayıf' kalması kabul edilemez.
Elbette futbolcu grubunun da bir özeleştiri yapması gerekir!
Ancak başarı, öncelikle (tabiri caizse) kelle almadan gelmez; bu kelle, sadece teknik direktörün değil, performansıyla güven vermeyen oyuncuların da olabilir.
Lig henüz bitmedi, puan farkının kapanmayacağına dair bir kaide yok. Ancak Fenerbahçe, rakiplerinin puan kayıplarına reaksiyon veremediği sürece, şampiyonluk yarışını kendi elleriyle zora sokacaktır.
Şimdi, milli arayı bir nefeslenme ve net karar alma dönemi olarak kullanma zamanıdır. Futbolcuların taraftara o beklenen arzu ve mücadeleyi gösterme sorumluluğu vardır.
Ve Fenerbahçe formasını giyen her futbolcu şunu çok iyi bilmelidir: Bu camianın büyüklüğü, hayal kuran milyonlarca taraftarın arzusundan gelir. O arzu, sadece sahada akıtılacak ter ve mücadele ile karşılık bulur. Gerisi sadece bahane olur.
SERKAN TİYANŞAN
Yorumlar
Kalan Karakter: