San Jose’de Var Olma Mücadelesi: Paraguay Sınavı
Dünya Kupası’na 24 yıllık koca bir hasretin ardından, kalbimizde büyük umutlarla döndüğümüz o dev sahne, ne yazık ki ilk perdede beklediğimiz alkışı alamadı.
Avustralya karşısında alınan o tatsız 2-0’lık mağlubiyet, sadece haneye yazılan bir "sıfır" değil, aynı zamanda bir umutsuzluğa neden oldu.
Şimdi ise önümüzde, San Jose’de yarın sabah Türkiye saatiyle 06.00'da oynanacak, kelimenin tam anlamıyla bir "tamam mı devam mı" randevusu var: Paraguay.
Hafta boyunca sahadaki futboldan çok, saha dışındaki Türklük polemiklerini ve Montella’nın sert çıkışlarını konuştuk.
İtalyan teknik adamın, eleştirilere cevaben "Kendimi kaos yaratanlardan daha çok Türk hissediyorum" demesi, aslında üzerindeki baskının ne kadar ağırlaştığının bir dışavurumu gibi.
Ancak bugün, pasaportların rengini değil, sahadaki taktik tahtasının doğruluğunu konuşma günü.
Tabir yerindeyse şu an için "ateşkes" zamanı.
Eleştirileri maç sonuna saklayıp, 86 milyonun enerjisini San Francisco Bay Area Stadyumu’nun çimlerine göndermeliyiz.
Gelelim Paraguay denkleminin teknik tarafına.
Karşımızda öyle "yumuşak" bir rakip yok.
Paraguay, Güney Amerika elemelerinde 18 maçta sadece 10 gol yiyerek buraya gelmiş, sertliği "oyun karakteri" edinmiş bir takım.
ABD’den 4 gol yemiş olmaları bizi yanıltmasın; o maç bir istisnaydı.
Paraguay, topu yüzde 37-40 oranında rakibe bırakan, ancak kazandığı an 2.18 saniye içinde rakip kaleye inen bir geçiş canavarı.
Eğer topu Avustralya maçındaki gibi "geveleyerek" yavaş oynatırsak, bu Latin disiplini bize cezayı keser.
Çözüm net: Topun hızını artırmak ve Arda Güler’i kanada hapsetmek yerine merkeze, yani oyunun kalbine çekmek.
Kadrodaki neşter hamleleri de kaçınılmaz görünüyor.
Zeki Çelik’in form düşüklüğü ve İsmail Yüksek ile yaşadığı o anlık saha içi gerginlik, sağ bekte Mert Müldür ismini bir adım öne çıkarıyor.
Mert’in hem fiziksel hazır bulunuşluğu hem de Paraguay’ın sol kanattaki hızıyla baş edebilecek savunma disiplini, Montella’nın en kritik hamlesi olabilir.
Öte yandan, forvette kimin oynayacağı bir muamma.
Kerem Aktürkoğlu’nun ön alan baskısı değerli olsa da, Paraguay’ın 1.90’lık stoperleri arasında yine "kaybolma" riski var.
Belki de Barış Alper’in omuz omuza mücadelede geri adım atmayan "pis" oyununa, yani o sertliğe sertlikle cevap verecek gücüne her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.
En büyük kozumuz ise yine sol kanadımız; Ferdi Kadıoğlu ve Kenan Yıldız aksı.
ABD’nin Paraguay’ı parçaladığı o bölge, bizim de "madenimiz" olmalı.
Kenan’ın delici driplingleri ve Ferdi’nin akıl dolu bindirmeleri, Paraguay’ın savunma kurgusunu bozacak yegane anahtar.
Ancak unutmamalıyız; bu maçta sadece yetenek yetmez.
Rakibin çirkinleştireceği, faullerle soğutacağı oyunda mental olarak ayakta kalmak zorundayız.
2002’deki o mucizevi yolculuk da Brezilya mağlubiyeti ve Kosta Rika beraberliğiyle sancılı başlamıştı.
Biz zoru seven, imkansızı kovalayan bir futbol ekolüyüz.
Eğer sahadaki "biz" olursak, Arda’nın bir pasıyla, Kenan’ın bir çalımıyla o düğümü çözeriz.
Ama eğer yine topu ağırlaştırıp rakibin tuzağına düşersek, 24 yıl sonra gelen bu rüya erkenden bir kabusa dönüşebilir.
Soru şu: Yarın sabah uyandığımızda, turnuvaya yeni başlayan bir milli takım mı göreceğiz, yoksa bavulunu toplamaya hazırlanan bir hayal kırıklığı mı?
Tercih, sahadaki Bizim Çocuklar'ın ve kenardaki "Türk" Montella’nın...
Gönlümüz sizinle, ayağınıza taş değmesin.
SERKAN TİYANŞAN
Yorumlar
Kalan Karakter: