Millî Takım Üzerinden Suni Kriz Üretme Çabası
Türkiye ne zaman millî bir meselede kenetlense, ne zaman ay yıldızlı bayrağın gölgesinde ortak bir heyecan yaşansa, birileri sanki düğmeye basılmışçasına bu atmosferi bozmak için sahneye çıkıyor.
Bugünlerde A Millî Futbol Takımımızın, yani "Bizim Çocuklar"ın başarısı için çarpan yüreklerin arasına yine o bildik ve lüzumsuz tartışmaların gölgesi düşürülmek isteniyor.
Konu malum: AK Parti tarafından Millî Takımımıza destek amacıyla hazırlanan bir şarkı ve Türkiye Futbol Federasyonunun (TFF) bu esere gösterdiği nezaket.
Meseleyi en başından, eğip bükmeden ortaya koyalım.
AK Parti, turnuva öncesinde millî ruhu canlandırmak, sahada ter döken evlatlarımıza tribünlerden ve ekran başından bir ses vermek adına bir eser hazırladı.
TFF de bu adıma, kurumsal bir nezaketle karşılık vererek eser için teşekkür etti ve resmî hesaplarından paylaştı.
Sadece bu kadar mı? Elbette hayır.
Aynı nezaket çerçevesinde, Milliyetçi Hareket Partisi tarafından hazırlanan ve yine başarı dileklerini içeren o kıymetli eser için de benzer bir paylaşım yapılmıştı.
Yani ortada ne bir imtiyaz var ne de birilerine sağlanan özel bir ayrıcalık; sadece millî bir heyecana verilen kurumsal bir yanıt söz konusu.
Peki, günlerdir süren bu gürültü patırtı neden?
Bir teşekkür mesajından kriz üretmeye çalışanların derdi aslında nedir?
Türkiye’de herhangi bir siyasi oluşum, dernek veya sivil toplum kuruluşu ortaya millî ve meşru bir eser koydu da TFF bunu görmezden mi geldi?
Hayır, böyle bir durum da söz konusu değil.
Ortada üretilmiş başka bir değer yokken, var olan bir değere saldırarak gündem oluşturma çabası, ne yazık ki siyasetimizin en sığ sularında yüzdüğümüzün göstergesidir.
Burada asıl sorulması gereken soru, bu rahatsızlığın kökenidir.
Şarkının melodisinden mi,
Millî Takımımıza başarı dilenmesinden mi,
yoksa TFF’nin "teşekkür ederim" demesinden mi rahatsız oldunuz?
Yoksa asıl mesele, o şarkının eşlik ettiği kliplerde karşımıza çıkan "Büyük ve Güçlü Türkiye" fotoğrafından mı?
Klipteki görüntülerde bu ülkenin savunma sanayisindeki dev hamlelerini, millî kazanımlarını ve mühendislerimizin, işçilerimizin el emeğiyle yükselen o gurur tablolarını görünce neden birileri huzursuzluk duyuyor?
İnsan sormadan edemiyor: Başka bir ülkenin vatandaşı mısınız ki Türkiye’nin başarıları sizde bir "rahatsızlık" hissi uyandırıyor?
Şunu açıkça ifade etmek gerekir ki bu eserler ne bir "resmî marş" ilan edildi ne de kimseye zorla dinletiliyor.
Ortada dayatılan bir içerik, mecburi tutulan bir program yok.
Beğenen dinler, coşkusuna ortak olur; beğenmeyen bir tıkla geçer gider.
Ancak meselenin özü burada değil. Meselenin özü, küçücük bir teşekkür paylaşımından dahi devasa bir kriz devşirmeye çalışmaktır.
İşte asıl siyasallaştırma da budur.
Millî Takım gibi siyasetin tamamen üstünde kalması gereken bir kurumu, sırf bir siyasi parti destek verdi diye yıpratmaya çalışmak, asıl ayrıştırıcı dilin kimlerin kaleminden döküldüğünü net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Bir yanda üreten, destek veren, bayrağı daha yükseğe taşımak için marşlar besteleyen bir irade; diğer yanda ise bu heyecanı nasıl baltalarım diye pusuda bekleyen bir anlayış...
Millî kazanımlar, partiler üstü bir gurur kaynağı olmalıdır.
Savunma sanayisindeki atılımlar hepimizindir, Millî Takım hepimizindir, bu bayrak hepimizindir. Bu değerler üzerinden kutuplaşma yaratmak, sadece dışarıdaki rakiplerimizi sevindirir.
Nihatetinde sahada top koşturan o gençler bizim evlatlarımızdır ve onlara gelen her destek, nereden gelirse gelsin kıymetlidir.
Suni krizlerle, teşekkür mesajları üzerinden yürütülen tartışmalarla Türkiye’nin vaktini çalmaya kimsenin hakkı yoktur.
Bu ülkenin başarılarından rahatsız olanların, kime ve neye hizmet ettiğini kamuoyunun vicdanına bırakılmalıdır.
Şarkıda da ifade edildiği gibi, tüm engelleme çabalarına rağmen gerçek şudur:
Siz hepiniz, biz Türkiye!
Rumuz: Balıkçı
Yorumlar
Kalan Karakter: