Okuma alışkanlığınız yoksa...
ŞEHRİBAN AKI BAKIR

ŞEHRİBAN AKI BAKIR

seroaki@hotmail.com

Okuma alışkanlığınız yoksa...

06 Ağustos 2019 - 12:12

ÇALIKUŞU

“Çalıkuşu haydi yat artık, gece ve yorgunluk zavallı gözlerini ağrıtıyor.

Seherden sana ne? Seher ta uzaklarda uykuya ve daha başka şeylere kanmış “Sarı çiçek”lerin mesut gözlerini açacakları vakittir.”   Çalıkuşu Ç…  den İzmir’e gitmektedir ve vapurdan denizi izlerken kendine söylediği kitabın belki de en hüzünlü cümlesini kurmaktadır bana göre.

Çünkü Feride kendi kendine de olsa Kamran’a olan hasretini dile getirebilecek birisi değildir.

Reşat Nuri Güntekin edebiyat tarihinin bir erkek tarafından kadın gibi düşünülerek yazılmış en iyi romanını yazmış.

Kitabı okurken anlatıcının kadınlar açısından bıraktığı en ufak bir boşluk dahi yok, öyle ki aşık olduğunu bir türlü kabullenmeyen ele avuca sığmayan Feride’nin kırgınlıklarını kızgınlıklarını ve özlemlerini anlatımı kadın bakışı açısından takdire şayan.

1922 Yılında yazılan romanın şu an en çok okunanı zannediyorum İnkilap Kitabevi'nin çıkardığı kopyasıdır.

Sinema, dizi, tiyatro ve bale uyarlamaları da mevcut. Anlaşıldığı üzere sanata çok fazla ilham kaynağı olmuş, hak ettiği değeri bulmuş nadide bir eser.

Türk edebiyatının belki de en güzel örneği olan kitapta vurgulanması gereken ve okuması zevkli o kadar çok ayrıntı var ki bunların tamamını konuşmak maalesef mümkün değil.

Küçük yaşta annesiz babasız kalmış, iyi bir ailenin iyi bir kızı. 

Hırçın,  hareketli,  anneannesi, teyzeleri ve kuzenleri ile Çamlıca’da güzel bir köşkte büyümüş ve kuzeni Kamran kendini bildi bileli onda kin  ve zulmetme isteği uyandırıyor.

Genç kız olduğu vakit bu duyguların aşk olduğunu anlaması ve kabul etmesi yine bir hayli şiddetli ve zorlayıcı oluyor.

Kamran’la  yine iddialaşarak didişerek bindikleri bir salıncak bölümü var ki neredeyse aşklarından birbirlerini öldürecek duruma geliyorlar.

Bu mutlulukla perçinlenen aşk hikayesi maalesef tam düğün arifesinde araya giren Sarı çiçek’ler yüzünden bitiyor.

İşte öğretmen Çalıkuşu’nun öyküsü tam da bu noktada başlıyor.

Aslında ihmal edilmiş Anadolu’yu, cahil insanların neler yapabileceklerini, hayatta tek başına mücadele eden bir kadını düşkün hale getirmek için nasıl uğraşıldığını ve nihayet sevginin neleri değiştirebileceğini, Türk bürokrasisinin içler acısı halini Feride’nin öğretmenliği sırasında öğreniyoruz.

En acı olan da işgal yılları öncesinde başlayıp savaş yıllarında devam eden bu hikaye sayesinde öğreniyoruz ki durum ülkemizin şu an artan iktidar baskısıyla getirildiği noktadan çok da farklı değil.

Çalıkuşu aslında aşk romanı olarak görünse de gerçekte toplumun kadına bakış açısını ve o dönemki zihniyeti anlatmaktadır, kendi zamanının siyasal ve sosyal yapısını güçlü bir şekilde hissettirmektedir.

Türkçesi çok düzgündür ve memleket manzarası çizme konusunda bu kadar başarılı başka bir kitap belki de yoktur.

Mustafa Kemal Atatürk’ün en sevdiği kitaptır aynı zamanda Çalıkuşu.

Gülbeşeker’i çok seveceksiniz, Munise annesinden ayrılıp Feride ile  giderken vedalaştıkları bölüm yüreğimizi yakacak, Kamran’ın Feride’yi görebilmek için öne sürdüğü bahanelere ve aşkın dilini bu kadar zorlaştırmalarına da oldukça güleceksiniz, Hayrullah Bey sayesinde kan bağı olmadan “baba” olmanın anlamını yeniden düşüneceksiniz ve Hacı Kalfa’nın sevimliliği içinizi ısıtacak.

Bu küçük köy öğretmeni ile Anadolu’da gezecek, insanların duygu ve emellerinin hiç değişmemiş olduğunu göreceksiniz.

Her kitap okuyucuda bir iz bırakır bu deli kız da benim hayatımda derin izler bıraktı öyle ki bu kadar muhteşem bir metni yazan, bize kazandıran, kafasının içindeki bu harika karakterlerle bizi tanıştıran Reşat Nuri Güntekin’in Büyükada’da bulunan kitabı yazdığı evi ziyaret etmekten kendimi alıkoyamadım.

Okuma alışkanlığınız yoksa bu kitabı edinmek ve Çalıkuşu’ndan başlamak yapacağınız en iyi seçim olacaktır. Bu edebiyat şaheserini okumaktan lütfen mahrum kalmayın.

Kelimelerin büyülü ve güçlü dünyasında görüşmek dileğiyle…

Şehriban AKI BAKIR

Son Yazılar